HASAN CÜCÜK | HABER ANALİZ
İngilizcede bir deyim vardır: “To send someone to Coventry.” Anlamı basit ama serttir; birini yok saymak, görmezden gelmek, adeta sosyal bir sürgüne göndermek. Bu ifadenin kökeninde ise uzun yıllar boyunca cazibesiyle öne çıkmayan bir şehir yatar: Coventry.
Ancak bu yıl o algı kökten değişti.
Championship’te mücadele eden Coventry City, tam 25 yıl sonra Premier League’e geri dönmeyi başardı. Bir zamanlar alay konusu olan şehir ve kulüp, bugün İngiliz futbolunun en dikkat çekici geri dönüş hikâyelerinden birine imza atmış durumda.
Deyimin ötesindeki gerçek
Eski futbolcu, bugün yorumcu kimliğiyle tanınan Danimarkalı Mikkel Bischoff, Coventry günlerini anlatırken bu deyimin neden ortaya çıktığını açıkça ifade ediyor: “Bu söz o dönem çok kullanılırdı. Şehrin cazibesi yoktu. Hatta oyuncuların hiçbiri şehir merkezinde yaşamazdı.”
Bischoff’un 2006-07 sezonunda formasını giydiği Coventry City, o yılların ardından daha da derin bir düşüş yaşadı. Kulüp League Two’ya (4.Lig) kadar geriledi, ciddi mali krizlerle mücadele etti ve uzun süre kendi stadından uzak kaldı.
“Neredeyse yıllarca evsiz kaldılar,” diyor Bischoff ve ekliyor: “Birmingham ve Northampton’da oynamak zorunda kaldılar. İngiliz futbolunun dibini gördüler. Bu yüzden bugün yaşananlar çok daha anlamlı.”
25 yıllık hasretin sonu
Sezonun 44. haftasında Portsmouth’u 5-1 gibi net bir skorla geçen Coventry City, bitime 2 hafta kala şampiyonluğu matematiksel olarak garantileyerek 25 yıllık özleme son verdi. Bu zaferin arkasındaki en önemli isim ise şüphesiz teknik direktör Frank Lampard’dı.
İngiliz futbolunun efsane isimlerinden Lampard, göreve geldiğinde Coventry City düşme hattının hemen üzerinde, 20. sıradaydı. Kısa sürede takımı yukarı taşıdı; sezonu 5. sırada tamamlayan Coventry, play-off oynama hakkı kazandı. Ancak Sunderland karşısında takılan ekip, Premier League hayalini bir yıl ertelemek zorunda kaldı. Bu sezon ise hikâye tamamlandı.
Uyuyan devin uyanışı
İngiliz futbolu, geçmişte zirveye çıkmış ancak zamanla geriye düşmüş “uyuyan devler” ile dolu. Wolverhampton, Sheffield Wednesday ve Coventry City bu listenin en dikkat çeken örnekleri arasında.
Coventry şimdi o eski günlerine dönüş yolunda en kritik adımı attı. Ancak bu seviyeye çıkmak kadar, burada kalıcı olmak da en az onun kadar zor. Bunu en iyi bilen kulüplerden biri de yine Coventry’nin kendisi.
Bugünün umut dolu tablosu, geçmişin zorluklarını daha da çarpıcı hâle getiriyor. Bischoff, o günleri şöyle anlatıyor: “Tesisler eski ve yetersizdi. Fitness için kullandığımız yer adeta bir ahırdı.”
Üstelik sakat oyuncular için şartlar daha da ağırdı: “Hocam Micky Adams, sakat oyuncular daha çok çalışsun diye ısıtmayı açtırmazdı. Ne televizyon vardı ne konfor. Sadece koşu bantları ve ağırlıklar… Üstelik buz gibi bir ortamda.”
25 yıllık hasreti sonlandıran başrol oyuncusu: Teknik patron Frank Lampard
Bir zamanlar kimsenin gitmek istemediği Coventry, bugün futbolun en etkileyici geri dönüş hikâyelerinden birine sahne oluyor. Belki de artık o eski deyimi yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir. Çünkü bu yıl, Coventry’ye gönderilmek bir ceza değil, bir ödül.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































