Erdoğan, 24 yıldır rakiplerini tasfiye ederek, satın alarak ya da hukuk eliyle devre dışı bırakarak iktidarını korudu. Ancak bugün karşısındaki asıl güç CHP ya da Yeni Parti değil; kendi yarattığı devasa bıkkınlık ve nefret dalgası. CHP’ye operasyon seçmeni dağıtmadı, tam tersine Erdoğan karşıtı öfkeyi Yeni Parti’ye yöneltti. Yeni Parti’nin iktidar şansı, Özgür Özel’in dar Kemalist bir çizgiye sıkışıp ysıkışmayacağına bağlı. Toplum artık mucize değil, Erdoğan’ı gönderecek geniş ve kucaklayıcı bir alternatif arıyor.
MAHMUT AKPINAR | YORUM
Erdoğan, alternatiflerini ve kendisine rakip gördüklerini tasfiye ede ede yürüyor; her defasında koltuğunu koruyor. 24 yıldır potansiyel siyasi rakiplerini erken tasfiye ederek veya satın alarak dikensiz bir gül bahçesi, mayınsız yol oluşturmayı başardığını söyleyebiliriz. Elbette bunu yaparken siyasetin ve hukukun sınırları içinde kalmadı. Hukuku yok etti, yargıyı tamamen politize etti, parlamentoyu işlevsizleştirdi; gerektiğinde bazı liderleri ortadan kaldırdı. AKP 2015 Haziran seçimlerini kaybettiğinde, Cumhurbaşkanı olan Erdoğan iktidarı diğer partilere teslim etmedi. Seçimi yeniletip ülke siyasetini kendi lehine yeniden kurguladı.
15 Temmuz olmasaydı ömrünü bu kadar uzatamazdı. 2015’te kaybettiği seçimi kan ve kaosla tekrar alması ona belki bir dönem kazandırırdı ama on yıl kazandırmazdı. Muhtemelen, 15 Temmuz’la ilgili planları hazırdı, bu nedenle iktidarı teslim etmedi. 15 Temmuz Erdoğan’a hem tek adam olma yolunu açtı hem de on yıl kazandırdı. Ucube Partili Başkanlık Sistemi’nin, bugün “mağdur” gördüğümüz CHP tarafından meşrulaştırıldığını, Türkiye’nin bu hâle gelmesinde CHP’nin katkısını unutmamak gerekiyor.
15 Temmuz hikâyesi Erdoğan’ı tek adam yaptı, parlamentoyu etkisizleştirmesini sağladı ancak kredisi on yıl götürdü. Birkaç yıldır CHP, AKP’nin önünde oy oranlarına sahip. Bu tablo CHP’nin çok iyi bir vizyona sahip olmasından, halka güven vermesinden ya da başarılı politikalarından kaynaklanmıyor. Ülkeyi tamamıyla tükettiği, ekonomi dibe vurduğu için halk mecburen Erdoğan’a alternatif olabilecek en güçlü ihtimale, CHP’ye yöneliyor.
Erdoğan, ‘rekabet’ istemiyor!
15 Temmuz rejimini kurmakta destek alsa da iktidarına tehdit hâline gelince Erdoğan, rakip gördüğü her kesime yaptığı gibi CHP’ye de operasyonlar yapmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı adaylığını deklare eden İmamoğlu’nu tutukladı, hapse attı; CHP’li belediyelere operasyonlar düzenledi. İki yıldır biat edenleri AKP’ye katıyor, teslim olmayanları hapse atıyor. Mutlak butlan operasyonuyla CHP’yi böldü ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu kayyım olarak atadı. Günün sonunda Cumhuriyet’in kurucusu, ana muhalefeti temsil eden CHP’yi denetimine aldı.
Ne var ki CHP’den kovulanların kurduğu Yeni Parti, kamuoyu araştırmalarında hâlâ AKP’den yüksek oy alıyor. Erdoğan matematiksel olarak operasyonun sonucunu alabilmiş görünmüyor. CHP’nin bölünmesi AKP’yi birinci parti yapmaya yetmedi. Çünkü seçmenin derdi CHP’yi iktidara getirmek değil; Erdoğan’a ve AKP’ye alternatif olabilecek, ülke yönetimine geçebilecek en mümkün adayı/partiyi öne çıkarmak. Mesele CHP sevdası değil, birikmiş Erdoğan nefreti. Bu nedenle bütün beceriksizliklerine rağmen CHP’nin oyları yükseliyordu. CHP, Erdoğan denetimine geçince, Özel cenahında mağduriyet oluştu ve halkın tepkisi iyice yükseldi. Adressiz kalan halk doğal olarak ilgisini Yeni Parti’ye yöneltti.
Erdoğan’ın en büyük rakibi, düşmanı CHP değil, bizzat kendisi. Bunu görmek istemiyor. Muhtemel rakiplerini yok ederek koltuğunu koruyacağını sanıyor. Mesele A-B-C partisi değil; AKP’ye ve Erdoğan’a duyulan devasa nefret ve bıkkınlık.
Yeni Parti’nin neler yapabileceği, kadrosu, vizyonu belirsizken, daha parti resmileşmeden anketlerde AKP ile yarışması tezimizi destekliyor. Halk bölünmüş CHP’den çıkan üç günlük partiye bile AKP’den daha çok güveniyor. Toplum açık ve net biçimde Erdoğan’dan kurtulmak istediğini; alternatif kim olursa onu tercih edeceğini vurguluyor.
(Son 10 günde açıklanan 3 ankette ‘Yeni Parti’ yüzde 34-36 civarında ölçülüyor. AKP’nin oy oranı ise o anketlerde 30-3132 bandında)
Peki böyle bir durumda Yeni Parti iktidar olabilir mi? İktidar olması için ne yapması lazım?
CHP’ye operasyona ciddi tepki var ve bu durum Yeni Parti lehine anketlere yansıyor. Yönelişin kalıcı oylara dönüşebilmesi için halk Yeni Parti’nin performansını görmek isteyecektir: Özgür Özel, herkesi kucaklayabilecek profil sergilemekte yetersiz. Çok çabalasa da doğal liderlik kumaşı ve karizması yok. İmamoğlu, daha kucaklayıcı ve popülist bir siyasetçi. Bu nedenle de Erdoğan’ı yenmişti.
Mansur Yavaş’ın seçilme şansı, sağdan da oy alabileceği için yüksek. Özgür Özel’in şahsının sağdan, muhafazakâr kesimden oy alma şansı zayıf. Zira katı Kemalist ve laikçi bir duruşu var, bu söylemlerine de yansıyor. Ayrıca İmamoğlu’nun esnekliğine, pragmatizmine ve söylem becerisine sahip değil.
Bu yönüyle yeni kurulan partiye yöneliş, Özgür Özel ve arkadaşlarından değil, Erdoğan ve AKP nefretinden kaynaklanıyor. Eğer Özgür Özel bunu kendi başarısına, karizmasına ve liderliğine bağlarsa büyük yanılır. Bu özgüvenle partide Ergenekoncuları, Kemalistleri etkin hâle getirir, partiyi dar bir kadroya bina ederse Yeni Parti CHP’nin kötü kopyasına dönüşür. Erdoğan’a tepki duysalar da muhafazakâr, sağ kesimler böyle bir partiye oy vermez. Erdoğan Yeni Parti için tam da bunu ister.
Özgür Özel ve Yeni Parti herkesi kucaklayan, parlamenter sisteme dönme taahhüdü veren, herkes için demokrasi ve hukuk isteyen, mahallecilik yapmayan, geniş açılı, kucaklayıcı yaklaşımlar sergiler, topluma pozitif mesaj verebilirse iktidar olma şansı oldukça yüksek. Şu anda toplum, iktidar olacak partiden olağanüstü beceriler istemiyor; ülkeyi daha fazla batırmasın, toplumu daha fazla bölmesin, Erdoğan’ı gönderebilsin yeter.
Yeni Parti tüm bunları yapsa dahi Erdoğan koltuğunu kolaylıkla teslim etmeye yanaşmayacak, türlü oyunları devreye sokacaktır. Ama toplum bir liderden yılgınlık gösterdiğinde, kararlılıkla onu göndermek istediğinde, lider için iki seçenek vardır: Gitmek ya da iç/dış savaş çıkarmak.
Eğer Özgür Özel herkesi kucaklayan, geniş açılı bir parti inşa etmek yerine dar Kemalist bir kadroya yaslanır, dışlayıcı söylemlere, politikalara devam ederse Erdoğan’ın kurguladığı senaryo üzerine yürüyor demektir. Bir de kendisini cumhurbaşkanı adayı ilan ederse senaryo tamamlanmış olur. İkinci Kemal Kılıçdaroğlu vakasını yaşarız.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































