NECİP F. BAHADIR | YORUM
Ve beklenen gelişme gerçekleşti. Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den koptu. Tam 91 milletvekili Yeni Parti’nin kurucusu oldu. ‘Mutlak butlan’ kararıyla CHP’ye dönen Kemal Kılıçdaroğlu gelişmeleri uzaktan izledi. “Beni hiç ilgilendirmiyor!” dedi.
Bölünme parçalanma bir parti liderini niye ilgilendirmez? Keşke onu da söyleseydi. Sonra “Arınma büyük ölçüde gerçekleşti!” açıklamasında bulundu. Gidenleri ‘defolu veya kirli’ ilan etti.
Partinin küçülmesinden mutlu olan bir lider… Türk siyaseti bunu ilk kez gördü. Oysa gidenlerin büyük bölümünü de milletvekili yapan Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi.
Özgür Özel istifa dilekçesini yazdı ve sosyal medya hesabından kamuoyuna duyurdu. Sonra Cuma namazı için hazırlık yaptı ve Hacıbayram Camii’inin yolunu tuttu. Aynı saatlerde bir başka ekip Yeni Parti’nin kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na götürdü.
Partinin adı ve logosu resmiyet kazandı. Özgür Özel partinin adının ‘Yeni’ olacağının işaretlerini vermişti. Son kararı da bu oldu… Logoya hakim renk kırmızıydı. CHP’den miras…
‘Altı ok’ yok. Oklar anlamını da yitirdi zaten. O köprünün altından çok sular aktı. CHP toplumsal değişime ayak uyduramadı. O yüzden çok partili hayatta tek başına iktidar yüzü göremedi.
Özgür Özel kalabalık bir grupla Hacıbayram Camii’nde cuma namazını kıldı. Görüntülere yansıdığına bakılırsa vatandaşların ilgisi de olağanüstüydü. Kendiliğinden bir kortej oluştu ve yürüyerek Anadolu Kulübü’ne gitti. Burada Yeni Parti’nin kuruluşuyla ilgili açıklamalar yaptı. “Hedef iktidar!” dedi.
Siyasette her yeni yürüyüşün menzili iktidardır. Fakat oraya ulaşmak o kadar kolay değil. O yol ince, uzun ve engellerle dolu… Özel ve arkadaşlarının avantajı bu zorlukların farkında olması… 19 Mart’tan bu yana yaşadıkları ‘pişmiş tavuğun başına’ gelmedi.
Partinin ‘cumhurbaşkanı adayı’ Ekrem İmamoğlu’nun 35 yıllık diploması iptal edildi. Var mı daha ötesi? Varmış Silivri’ye dört duvar arasına kondu.
Yeni Parti’nin kuruluşunun cuma gününe denk getirmesi bir tesadüf müydü? Yoksa bilinçli tercih mi? Bu topraklarda cumanın hayırlı gün olduğunu herkes bilir. Peki Hacıbayram Camii? Atatürk de Meclis’i açarken Hacı Bayram Camii’ne gitti, hocaları topladı, dua ettirdi. Özgür Özel Atatürk’ün ayak izlerini mi takip etti?
Siyaset ‘denge’ ister!
Camiler toplumun merkezidir. Oraya uzak durarak siyaset yapılmaz. Sokaktaki insan siyasetçiyi camide görmek ister. Ama ‘rozetsiz’ olmak şartıyla. Arada çok ince bir çizgi var. Din ve kutsalı istismar ve siyasete sermaye yapmamak lazım. Ne Kılıçdaroğlu gibi uzak durmak ne de Erdoğan gibi istismar etmek… Her ikisi de sorunlu… Dengeyi tutturmak lazım.
Ertesi günü Özgür Özel Anıtkabir’den görüntü verdi. Partinin kurucularıyla birlikte Atatürk’ün huzuruna çıktı. Deftere Yeni Parti’nin kurulduğunu yazdı. “Emanetine sahip çıkacağız!” dedi.
Siyasi partiler bu iki mekan arasında konumlanır. Bazısı Anıtkabir’e yaslanır, bazısı Hacıbayram Camii’ne… Cami her zaman Anıtkabir’e üstün gelir. Kemalizm ve katı sol bu yalın gerçeği anlayamadı. Yıllar yılı iktidardan uzak kalmasının temelinde de bu var.
Sağ ve muhafazakar siyaset açık göz! Cami ve Anıtkabir kutuplaşmasını özellikle istedi. Ve ateşe odun atmaktan geri durmadı. Anıtkabir’den iktidar çıkmaz. Atatürk mezarından kalksa emin olun sandıkta hüsrana uğrar. Devir değişti. Zamanın ruhu sabit kalmaz.
Özel’in tercihleri bilinçli miydi?
Bu konuda soru soran olmadı. Ama Yeni Parti’yi Hacıbayram ile Anıtkabir arasında bir yere oturttu. Her ikisiyle de barışık… Birbirinin karşıtı değil. Bir sentez… Eğer başarabilirse ülkeye büyük hizmeti olur.
Toplum ve ülke bu kamplaşmadan çok çekti. Erdoğan koltuğu uğruna daha da köpürttü. Toplumu mahallelere ayırdı. Toplumsal doku ağır yara aldı. Sevr toprakların parçalanmasıydı. Erdoğan toplumu parçalar böldü. Kendisine oy vermeyenleri dışladı. AKP tabanını ‘tek millet’ olarak gördü. Tüm derdi koltuğu ve iktidarı… Başka kutsalı yok. Anadolu’ya ‘siyasi sevr’ yaşattı. Erdoğan siyasetinin neticesi olarak toplum, millet olmanın bilincini ve ruhunu yitirdi.
Tohum toprağa zamanında düştü!
Yeni Parti Hacıbayram ve Anıtkabir arasında yeni, doğru ve sağlıklı siyaset üretebilecek mi? Kuruluşunda özen gösterdiği sembolleri siyasete taşıyabilecek mi? Ne kadar ‘yeni’ olacak? Eski yüzlerle ‘yeni’nin inşası mümkün mü?
Kadro eski… Kurucular kamuoyunun yakından tanıdığı isimler… Başka takviyeler olacak mı? Yoksa İkinci CHP mi olacak? CHP’nin bir türevi… CHP’nin ‘tapulu siyasi alanının sınırları’ belli. Özel biraz genişletti, Hacıbayram’ı da sınırları içine aldı. İlk düğmeyi doğru ilikledi.
Toplumun bir arayış içinde olduğu doğru… Halk Erdoğan yorgunu, AKP bıkkını. İktidara oy veren kitlelerin bile sıtkı sıyrıldı.
1950’de Demokrat Parti’yi, 2002’de AK Parti’yi iktidara getiren bir siyasal iklim var. Evet, 2002’de AK Parti’ydi, sonradan AKP’ye dönüştü. Ülkenin umuduydu, felaketi oldu.
Yeni Parti’nin zamanlaması iyi… Tohum toprağa en elverişli zamanda düştü… Serpilip büyümesi için zaman ve zemin müsait… Siyasette ‘zamanlama’ hayatı önemdedir. Nice nitelikli kadrolar vaktini beklemediği için telef oldu gitti. Her şey vaktini bekler de siyaset beklemez mi? Toplumun ‘kurtarıcı’ aradığı bir zaman diliminde kuruldu Yeni Parti… Halk ne çok hayal kırıklığına uğradı. Erdoğan da kurtarıcıydı, gitmesini bilmedi, 31 Mart’ta millet istemediğini anlayacağı dilden söyledi, buna rağmen kazık çakmaya kalktı…
Özel sevgisi değil, Erdoğan nefreti!
Toplumun Yeni Parti’ye, Özgür Özel ve arkadaşlarına ilgisi Erdoğan ve AKP’yi devirme potansiyeli taşıdıkları için… Yoksa Özel’in temsil ettiği siyasi çizgiye tutkusundan değil. O çizgiye yakın olanlar da var tabii. Fakat ilginin temelinde AKP’nin karşısında konumlanması…
31 Mart benzeri seçim zaferini tekrarlama ihtimali… Toplum bu ihtimali sevdi ve benimsedi. Özel’in öncelikle bu beklentiye cevap verebilmesi lazım. Kerameti kendinden bilmemesi ve küçük hesaplara girmemesi lazım. Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki ve öfkenin nedeni de burada saklı… Erdoğan’ın gölgesine girdi. CHP’yi AKP’leştirmeye kalktı. Hayatının hatasını yaptı.
Yeni Parti için henüz yolun başı… Büyük umutlarla yola çıktığını söylemek abartı olmaz. Özel’in partisini Hacıbayram ile Anıtkabir arasına konumlandırması doğru adım. Yönünü Ankara yerine topluma çevirmesi de sağlıklı… Eğer bu yolda yürüyebilirse iktidar hedefine ulaşması zor olmaz.
Unutmaması lazım ki Erdoğan kolay pes etmez. Özel’in başına çoraplar örmeye kalkacaktır. Her faullü darbe Özel’i büyütür. Mutlak Butlan örneğinde olduğu gibi…
Artık karşısında sadece Anıtkabir yok, Hacıbayram da var… Oysa kendisinin çoktan ‘Ecevit’leşme süreci’ başladı. Keşke aynaya bir baksa…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

































