• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Steam Türkiye’de en çok hangi oyunlar satıldı?

    Steam Türkiye’de en çok hangi oyunlar satıldı?

    Tr724 Haber Merkezi

    Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kuzey Kore’yi ziyaret edecek

    TR724 HABER

    Buca Belediyesi soruşturmasında 54 kişi adliyeye sevk edildi

    Haziran Ayı Ödemeleri Başladı: Yaşlı ve Engelli Aylıkları Hesaplara Yatıyor

    Haziran Ayı Ödemeleri Başladı: Yaşlı ve Engelli Aylıkları Hesaplara Yatıyor

    TR724 HABER

    Mahkemeden İmamoğlu için fiziki katılım kararı; Silivri’den Kartal’a götürülüyor

    TR724 HABER

    TÜİK mayıs enflasyonunu açıkladı; yıllık oran yüzde 32,61 oldu

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Tunç’un ölümüne neden olan AKP’li başkanın kızı serbest bırakıldı

    Tunç’un ölümüne neden olan AKP’li başkanın kızı serbest bırakıldı

    24 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 80 gözaltı, 11 şirkete el konuldu

    24 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 80 gözaltı, 11 şirkete el konuldu

    Konferansa çağrı: Görüş alışverişiyle bir yol haritası oluşturalım

    Konferansa çağrı: Görüş alışverişiyle bir yol haritası oluşturalım

    Ali Kenanoğlu’dan ‘Mutlak butlan’ kararına tepki: İktidar yargı eliyle siyasete yön veriyor

    Ali Kenanoğlu’dan ‘Mutlak butlan’ kararına tepki: İktidar yargı eliyle siyasete yön veriyor

    33 yıllık tutsak Yılmaz Çerçel tahliye edildi

    33 yıllık tutsak Yılmaz Çerçel tahliye edildi

    Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

    Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi

    Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi

    Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi

    Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi

    ‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!

    ‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!

    Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

    Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

    Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

    Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

    AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!

    AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Steam Türkiye’de en çok hangi oyunlar satıldı?

    Steam Türkiye’de en çok hangi oyunlar satıldı?

    Tr724 Haber Merkezi

    Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kuzey Kore’yi ziyaret edecek

    TR724 HABER

    Buca Belediyesi soruşturmasında 54 kişi adliyeye sevk edildi

    Haziran Ayı Ödemeleri Başladı: Yaşlı ve Engelli Aylıkları Hesaplara Yatıyor

    Haziran Ayı Ödemeleri Başladı: Yaşlı ve Engelli Aylıkları Hesaplara Yatıyor

    TR724 HABER

    Mahkemeden İmamoğlu için fiziki katılım kararı; Silivri’den Kartal’a götürülüyor

    TR724 HABER

    TÜİK mayıs enflasyonunu açıkladı; yıllık oran yüzde 32,61 oldu

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Tunç’un ölümüne neden olan AKP’li başkanın kızı serbest bırakıldı

    Tunç’un ölümüne neden olan AKP’li başkanın kızı serbest bırakıldı

    24 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 80 gözaltı, 11 şirkete el konuldu

    24 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 80 gözaltı, 11 şirkete el konuldu

    Konferansa çağrı: Görüş alışverişiyle bir yol haritası oluşturalım

    Konferansa çağrı: Görüş alışverişiyle bir yol haritası oluşturalım

    Ali Kenanoğlu’dan ‘Mutlak butlan’ kararına tepki: İktidar yargı eliyle siyasete yön veriyor

    Ali Kenanoğlu’dan ‘Mutlak butlan’ kararına tepki: İktidar yargı eliyle siyasete yön veriyor

    33 yıllık tutsak Yılmaz Çerçel tahliye edildi

    33 yıllık tutsak Yılmaz Çerçel tahliye edildi

    Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

    Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi

    Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi

    Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi

    Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi

    ‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!

    ‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!

    Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

    Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

    Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

    Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

    AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!

    AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi

SG by SG
5 Haziran 2026
in Görüş & Analiz
0
Kadının görünmeyen yükü ve adaletin ince çizgisi


Almanya’da yaşayan genç bir okuyucu, fıkıh ve aile ekonomisi üzerine kaleme alınan bir yazıya itiraz etti. İtirazın özü şu: Mesele sadece eve kimin para getirdiği değil, hayatın yükünü kimin hangi bedellerle taşıdığıdır. Hamilelik, doğum, emzirme, kariyer kaybı, görünmeyen ev içi emek… Bunlar teorik meseleler değil, modern hayatın çok sert gerçekleri. Klasik fıkhın kadını ekonomik yükümlülükten muaf tutan hükmü bugün yeniden okunduğunda belki de kadın lehine en güçlü koruma mekanizmasıdır. Gerçek adalet herkese aynı yükü vermek değil, görünmeyen yükleri de hesaba katmaktır.

AHMET KURUCAN | YORUM

Geçtiğimiz günlerde TR724’te yayımlanan ‘Fıkhın yeniden yorumu: Ailenin geçimi kimin sorumluluğu?’ başlıklı yazım üzerine Almanya’da yaşayan genç bir hanım kardeşimizden uzun bir değerlendirme geldi. Kendisi Avrupa’da yetişmiş üçüncü nesil bir Müslüman olarak modern toplumun sosyolojik gerçekliklerini yakından gözlemleyen, akademik literatürü takip eden, meseleleri sloganlarla değil hayatın içinden okumaya çalışan birisi.

Yazdıkları dikkatle okunması gereken şeylerdi. Yazımı okur okumaz bana “Modern hayatın içinden itirazlarım var abi.” diyerek mesaj gönderdi. Arkasından yazdığı mesaj ise şuydu: “Yazacağım.” Anlaşıldı ki halk tabiriyle ‘okkalı’ bir itirazda bulunacaktı ve bulundu da. Uzunca yazdı. Hem de iki ayrı fasılda.

İster itiraz deyin ister değerlendirme deyin, benim için fark etmiyor. Hatta itiraz demek daha çok hoşuma gidiyor.

Neden mi? ‘Müsademe-i efkardan bârika-i hakikat ortaya çıkar’ da ondan. Hiçbirimiz mutlak bilgiye sahip değiliz. Belli metodolojileri takip ederek düşünce üretiyoruz. Hem de farklı farklı alanlarda. Benim alanım, bakış açım ve metodolojim onunla örtüşmeyebilir, kesişmeyebilir. Doğrusu da bu değil midir zaten? Onun için isimlendirmeye takılmadan o arkadaşımızın dediklerine odaklanalım. Ben şahsen öyle yapmaya çalıştım. Mesajlarını birkaç defa okudum. Sana cevap yazacağım diye de mesaj attım kendisine. İzin verseydi ismini verirdim ama isimsiz olmasını o tercih etti.

Ne söylüyordu? Her şeyden önce cinsiyetçi, ideolojik ya da reaksiyon değil yazdıkları. Tam tersine, modern hayatın kadın üzerinde oluşturduğu görünmeyen yükleri merkeze alan ciddi bir sosyal gerçekliğe temas ediyordu. Ama onun yaptığı itirazlara geçmeden ben yazımı okumayanlar için kısa bir özet yapayım.

O yazıda şu noktalara temas etmiştim: Birincisi, Kur’an’ın aile içi ekonomik sorumluluklarla ilgili hükümlerinin indiği dönemin sosyo-ekonomik şartlarının bugünkünden oldukça farklı olduğunu; tarım toplumundan sanayi ve bilgi toplumuna geçişle birlikte kadın-erkek rollerinin de ciddi biçimde değiştiğini ifade etmiştim.

İkincisi, ‘ailenin geçimini temin etme’ meselesinin sadece biyolojik cinsiyet üzerinden değil, imkân, yetenek, eğitim ve hayatın fiilî gerçekleri üzerinden yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylemiştim.

Üçüncüsü, klasik fıkıhta erkeğe yüklenen nafaka sorumluluğunun, o günün ekonomik düzeni içinde kadının çoğu zaman üretim hayatının dışında kalmasının tabiî bir sonucu olduğunu; bunun mutlak ve değişmez bir ontolojik üstünlük anlamına gelmediğini vurgulamıştım.

Dördüncüsü, fıkhın verilmiş olan hükümlerinin literal biçimde tekrar eden bir yapı olmadığını, aksine metin, maksat, maslahat ve toplumsal gerçeklik arasında denge kuran dinamik bir yorum faaliyeti olduğunu, bu sebeple aile ekonomisi meselesinin de bugünün şartları içinde yeniden okunmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmiştim.

Şimdi gelelim itiraz noktalarına. Şöyle diyor: “Mesele sadece eve kimin para getirdiği değildir. Asıl mesele, hayatın yükünü kimin hangi bedellerle taşıdığıdır.”

Gerçekten de bugün özellikle çocuklu ailelerde kadın, sadece ekonomik değil; biyolojik, psikolojik ve kariyer açısından da çok daha kırılgan bir noktada duruyor. Hamilelik, doğum, emzirme, çocuğun ilk yıllardaki bakım yükü, iş hayatındaki yavaşlama, kariyer kaybı, ekonomik bağımlılık riski… Bunların hiçbiri teorik meseleler değil. Modern hayatın çok sert gerçekleri.

Bu yüzden klasik fıkıhta kadının kazandığı paranın ‘kendi şahsî malı’ kabul edilmesi ve aile ekonomisine katkıya zorlanmaması, bugün yeniden düşünüldüğünde kadın lehine ciddi bir koruma mekanizması olarak okunabilir. Çünkü kadın çalışıyor diye onun ‘çifte yük’ altında ezilmesi meşrulaştırılamaz. Bir tarafta çocuk bakımı, ev içi görünmeyen emek, duygusal yük, kariyer fedakârlığı… Diğer tarafta ise: “Madem çalışıyorsun, giderlere de eşit katılmalısın.” baskısı… Bu yaklaşım, modern dünyanın zaten yorduğu kadını daha da kırılgan hâle getirebilir.

Arkadaşımızın dikkat çektiği bir başka önemli nokta şuydu: “Fıkıhta erkeğin nafaka yükümlülüğü bir ‘iktidar ayrıcalığı’ değil, aileyi koruma sorumluluğudur. Kadının kazandığı para ise onun şahsî hakkıdır. Kadın isterse katkıda bulunur; istemezse dinen buna mecbur değildir. Çünkü İslam hukukunda kadının malî bağımsızlığı esastır. Bugün bazı modern yorumlar, eşitlik adına kadının ekonomik yükümlülüğünü artırırken, çoğu zaman onun biyolojik ve sosyal dezavantajlarını yeterince hesaba katmıyor. Oysa gerçek adalet, herkese aynı yükü vermek değil; insanların taşıdığı görünmeyen yükleri de dikkate almaktır. Evet, aile dayanışma yeridir. İnsanlar birbirine destek olur. Hayat bazen rollerin değişmesini gerektirir. Ama bu destek, ahlâkî bir dayanışma alanıdır; zorunlu bir tahakküm alanı değil. Kadının gelir elde ediyor olması, onun kazancı üzerinde otomatik bir ‘aile hakkı’ doğurmaz. Hele ki ortak çocuk söz konusuysa ve kadın zaten hayatın en ağır görünmeyen emeğini taşıyorsa…”

Bitmedi, bir şey daha söylüyor: “Kadınların dünya genelinde en fazla tehlike altında oldukları yer neresi biliyor musunuz abi? Kendi evleri hem de dünya genelinde.”

Bu sözlerden sonra modern sosyal bilimlerde ‘motherhood penalty’ denilen olguya dikkat çekiyor. Yani annelik sonrası kadınların iş hayatında geri düşmesi meselesine…

Sonra İngilizce olarak kısa kısa üç mesaj daha yazmış. Özetle tercümesi şöyle: “Gerçekten de bugün dünyanın birçok ülkesinde anneler: daha düşük ücretli işlere yönelmek zorunda kalıyor, yarı zamanlı çalışmaya mecbur oluyor, kariyer ivmesini kaybediyor, terfi imkânlarını yitiriyor, iş hayatından tamamen çekilebiliyor. Buna bir de ‘default parent’ denilen görünmeyen psikolojik yük ekleniyor. Yani çocukla ilgili organizasyonun zihinsel yükünü çoğu zaman annenin taşıması…”

Pekala ben gerçekten de okkalı denebilecek bu itirazlara karşı ne diyeceğim? Yukarıda da söylediğim gibi arkadaşımızın itirazları ‘modern hayatın kadın üzerinde oluşturduğu görünmeyen yükleri merkeze alan ciddi bir sosyal gerçekliğe temas ediyor.’ Bunu kabul ediyorum. Evet, ben o yazıda bu hususa hiç temas etmedim. Bu durum benim o yazım için eksiklik midir? Elbette. Bu kadar detaya girmeme gerek yoktu ama en azından bir-iki paragrafla bile olsa bu konuya vurgu yapmalıydım. Yalnız tekrar hatırlatayım, ben o yazıda daha çok değişen ekonomik gerçekliklere, göç ve diaspora şartlarına, modern hayatın aile yapısını dönüştürmesine dikkat çekiyordum. O ise bana görünmeyen başka bir yük alanını hatırlattı: kadının görünmeyen emeğini… Kendisine müteşekkirim.

Bununla beraber bu ikisi arasındaki ince çizgiyi görmezden gelmeyelim. Benim yazımın maksadı hiçbir zaman: “Kadın artık zorunlu olarak aileyi geçindirmekle mükelleftir” demek değildi. Öyle bir şey de demedim zaten. Benim dikkat çekmeye çalıştığım şey şuydu: Modern hayat, klasik dönemdeki ekonomik rol dağılımlarını ciddi şekilde değiştirdi. Bugün kadın da ekonomik hayatın aktif öznesi hâline geldi. Hatta bazen ailenin temel taşıyıcısı oluyor. Erkek işsiz kalabiliyor, hastalanabiliyor, göç ve sürgün şartlarında ekonomik olarak çöken taraf olabiliyor. Böyle durumlarda aile içi dayanışmanın yeniden konuşulması gerekiyor.

Fıkıh, hayatı tamamen görmezden gelemez. Ama bu şu anlama da gelmez: modern dünyanın zaten ağır yükler bindirdiği kadının omzuna yeni bir zorunluluk daha yükleyelim. Onun için burada ‘fıkhî yükümlülük’ ile ‘ahlâkî dayanışma’ arasındaki farkı iyi görmek gerekiyor. Arkadaşımızın da dediği gibi aile elbette bir dayanışma kurumudur. Eşler birbirine destek olur. Hayat bazen rollerin değişmesini gerektiren bir olayla karı kocayı karşı karşıya getirebilir. Bu durumda kadın aile bütçesine katkı sunmayacak mıdır? Erkek de ev içi yükü daha fazla üstlenmeyecek midir? Tabii ki her ikisi de olacaktır ve olmalıdır. Fakat kadının maddi desteği hiçbir zaman otomatik bir tahakküm alanına dönüşmemelidir. Çünkü gerçek adalet, herkese benim bir cümle ile bile olsa yazmayı ihmal ettiğim o görünmeyen yükleri de hesaba katmakla sağlanabilir.

Tam burada TR724 Genel Yayın Yönetmeni Veysel Ayhan’ın yazı yayımlanmadan önce bana gönderdiği mesajı hatırladım. Bence meselenin çok önemli bir boyutuna temas ediyordu. Şöyle diyordu: “Dedikleriniz usul açısından çok önemli. Ama karakter ve kumaşta sıkıntı varsa ne desek işi çözmüyor.” Arkasından şu mesajı attı: “Kadın çalışıyorsa evde o yorgunluğun acısını çıkaracak yer arıyor. Erkek de odunsa evde işi yapmıyorsa… Holistik değil cadistik fıkıh lazım.”

İlk okuduğumda tebessüm ettim. Ama sonra düşündüm: Aslında çok ciddi bir şey söylüyor. Biz bazen meseleleri sadece hukuk üzerinden konuşuyoruz. Kim yükümlü? Kim sorumlu? Kim nafaka verir? Kim vermez? Ama mesele sadece hukuk meselesi değil ki! İnsan kalitesini de, karakterini de hesaba katmak zorundayız. Vicdanı, empatiyi, merhameti unutmamalıyız. Çünkü öyle erkekler de var. Koca evin yükünü paylaşmıyor, kadın işten gelip ikinci mesaiye başlıyor ve ev içindeki görünmeyen emek hâlâ tek taraflı yürüyor. Bu yapı içinde siz dünyanın en mükemmel hukuk sistemini kursanız ve uygulasanız o evde huzur olmaz. Onun için ‘holistik fıkıh’ tabiri çok önemli. İnsanın psikolojisini, yorgunluğunu, duygusal yükünü, ev içindeki görünmeyen kırılmaları da okuyabilen bir yaklaşım sergileyen holistik fıkıh.

Arkadaşımızın itiraz sadedinde dile getirdiği düşüncelerde hak verdiğim yönler bir tarafa, ben hâlâ modern dünyanın değişen ekonomik gerçekliklerinin fıkıh açısından yeniden konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Evet, o itirazında kadının görünmeyen emeğini hesaba katmadığımı ve buna bağlı olarak klasik fıkıhta kadının kazancının kendisine ait kabul edilmesinin kadın lehine ciddi bir sosyal koruma mekanizması olarak okunabileceğini söylüyor.

Ben de meseleyi sadece ekonomik yük paylaşımı üzerinden ele aldığımı kabul ediyor ve düşüncelerimi şöyle revize ediyorum: bugünün sosyoekonomik ve kültürel yapısı içinde aile içinde ekonomik dayanışma kaçınılmaz hâle gelmiştir. Onun için ayrıldığımız nokta şu cümlelerde kendini gösteriyor. O diyor ki: “Kadın isterse katkıda bulunur; istemezse dinen buna mecbur değildir. Çünkü İslam hukukunda kadının malî bağımsızlığı esastır.”

Ben ise ‘dinen mecbur değildir’ kesin ve keskin hükmünün verilemeyeceğini söylüyorum. İslam fıkhındaki içtihadî yaklaşımların dönemin sosyo-kültürel ve ekonomik şartlarına göre verildiğini ve bunların değişmez hükümler olmadığını söylüyorum. Aile yuvasının çalışan kadının sunacağı maddi katkılar da dahil karı-koca dayanışması içinde yürümesi gerektiğini düşünüyorum. Başka bir ifadeyle bu dayanışma biçimi hayata taşınmalı ve burada erkeğin işsiz kalması, diaspora şartları, çift gelir zorunluluğu, mağduriyetler sonrası değişen roller ile kadının görünmeyen emeği, anneliğin maliyeti, biyolojik ve psikolojik yükler de birlikte hesaba katılmalıdır. Zaten holistik fıkıh dediğimiz şey kadını da, erkeği de, çocuğu da, biyolojiyi de, psikolojiyi de, sosyolojiyi de, ev içindeki görünmeyen emeği de birlikte okuyabilmektir.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: aileaile ekonomisikadının yükü
ShareTweet
Previous Post

Devlet Aklı | Dördüncü Bölüm: Görünmez fail!

Next Post

Muhittin Böcek’ten ‘950 bin Euro’ iddiası: “Ferdi Zeyrek’e teslim ettim”

Related Posts

Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi
Görüş & Analiz

Futbolun altın madeni: Dünya Kupası ekonomisi

4 Haziran 2026
‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!
Görüş & Analiz

‘Bekri Mustafa’ CHP’ye genel başkan oldu!

4 Haziran 2026
Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi
Görüş & Analiz

Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

4 Haziran 2026
Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!
Görüş & Analiz

Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

3 Haziran 2026
AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!
Görüş & Analiz

AİHM, 15 Temmuz’a temelden giriyor!

3 Haziran 2026
Devlet Aklı | İkinci bölüm: Kendi kuyruğunu ısıran yılan!
Görüş & Analiz

Devlet Aklı | İkinci bölüm: Kendi kuyruğunu ısıran yılan!

3 Haziran 2026
Next Post
TR724 HABER

Muhittin Böcek’ten ‘950 bin Euro’ iddiası: “Ferdi Zeyrek’e teslim ettim”

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter