Rojava Devrimi’nde yaşamını yitiren Vedat Yeşilkaya’nın babası Faik Yeşilkaya, ‘On binlerce şehit verdik ama gururluyuz ve başımız dik’ dedi
Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın ardından Suriye ve Rojava’da yaşayan halklar başta olmak üzere birçok bölgede DAİŞ ve Esad rejimine karşı büyük bir direniş gösterildi. 19 Temmuz 2012’de öz yönetim ilan edildi. Bu tarih aynı zamanda Rojava Devrimi’nin başlangıcı olarak kayıtlara geçti. Demokratik Suriye, Özerk Rojava şiarıyla ilan edilen öz yönetim 14’üncü yıl dönümüne girerken, Rojava Devrimi, büyük mücadele ve bedellerle tarihe damgasını vurdu. O dönem sadece Rojava halkı değil, Kürdistan’ın her yerinden, Türkiye metropolleri ve Avrupa’dan da çok sayıda kişi Rojava Devrimi’ne katıldı.
Direnişe katılanlardan biri de Vedat Yeşilkaya’ydı (Gelhat Serhed). Vedat Yeşilkaya 2015 yılında Rojava Devrimi’ne katıldı, 19 Ekim 2019’da Haseke’nin Zirgan bölgesinde çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Yeşilkaya’nın babası Faik Yeşilkaya, oğlunu anlatarak, Rojava Devrimi’nin önemine dikkat çekti.
‘Çocuklarımı hiçbir zaman mücadeleden uzak büyütmedim’
33 yıl önce ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını ifade eden baba Yeşilkaya, İstanbul’a geldikten sonra da mücadeleden kopmadı. Baba Yeşilkaya, “Halkın Emek Partisi (HEP), Demokrasi Partisi (DEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) başta olmak üzere tüm partilerimizde çalışmalar içinde bulundum. Sadece kendim değil, nerede bir eylem, miting, etkinlik olursa olsun aile olarak giderdik. Çocuklarımı hiçbir zaman mücadeleden uzak büyütmedim. Vedat (Gelhat Serhed) da daha çocuk yaşlarında Kobanê direnişinden önce de her zaman eylemlere ve çalışmalara katılırdı. Ama Kobanê’de yaşanan savaş onun için bir kırılma noktası oldu. Üzerinde çok büyük bir etki yarattı. Kobanê’de savaş devam ettiği sırada burada da direniş oluyordu. Esenyurt’ta gençlik eylemleri çok yoğundu. Vedat’ın bir arkadaşı olaylar sırasında yaralanmıştı. Arkadaşını hastaneye götürüyor ama hastaneden çıkartamıyorlardı. Çünkü hastanenin her tarafı polislerle dolu ve çıktıkları an polis onları tanıdığı için yakalanabilirlerdi. Daha sonra büyük oğlumla birlikte gidip onu ve arkadaşını bir şekilde çıkarmıştık” diye konuştu.
‘Moralli olmaya ve bize moral vermeye çalışıyordu’
Baba Yeşilkaya, “O gittikten sonra uzun yıllar kendisinden haber alamadık. Sadece bir kez Efrîn’de savaş olduğu zaman, 18 Mart’ta aradı. Kendilerinin güvenli bir yerde bulunduklarını ve durumlarının iyi olduğunu söyledi. Öyle bir zamanda bile moralli olmaya ve bize moral vermeye çalışıyordu. Yarım saat kadar konuştuk. Fazla konuşamadık çünkü hat sürekli kesiliyordu. Bir daha kendisinden hiç haber alamadık, şehadetini öğrenene kadar” ifadelerini kullandı.
Kobanê direnişinin oğlu için bir “milat” olduğunu ifade eden baba Yeşilkaya, “Vedat, her zaman fedakar ve mütevazi kişiliğe sahipti. Onlar halkının ve ülkesinin bütün dertlerini kendilerine dert etmiş ve bunu hissederek gitmişlerdir. Öyle bir noktaya geliyorlar ki dünyada yapılabilecek bütün fedakarlıkları gözleri kapalı yapıyorlar. Onların tek bir amaçları vardı; Halkının özgürlüğü ve inandıkları davaydı” diye konuştu.
‘On binlerce şehit verdik ama gururluyuz ve başımız dik’
Rojava Devrimi’nin Kürt halkı için bir onur meselesi olduğunun altını çizen Yeşilkaya, “Kobanê’nin düşmemesi düşmana büyük bir dert oldu. O dönem ‘Kobanê düştü, düşecek’ dediler. Halk, ‘Biz Kobanê’yi düşürmeyeceğiz’ dedi ve düşmedi. Bu bizim için büyük bir onur oldu. On binlerce şehit verdik. Ama gururluyuz ve başımız dik. Bir zamanlar Rojava’da Kürtlerin kimliği dahi yoktu. Ama şimdi orada kazanımlarımız var, kimlik sahibi olduk. Bu da bizim için gururdur” dedi.
‘Yüz yıllık devlet aklını masaya getirmeyi başardık’
Bütün acılara rağmen barışta ısrar ettiklerini vurgulayan baba Yeşilkaya, “Önderlik (Abdullah Öcalan) süreci bu aşamaya kadar getirdi. Artık halk olarak görev ve sorumluluk bizim omuzlarımıza düşüyor. Halkın bu süreçte elini taşın altına koyarak, süreci daha ileriye taşımak için mücadele etmesi gerekiyor. Şimdiye kadar 28 isyan oldu. Bu da 29’uncu isyan. Ama bu isyanların hepsi katliam, idam ve baskılar sonucu bitirildi. Ama 29’uncu isyan neyi başardı? Türk devletini masaya getirdi, diyor. Yani yüz yıllık devlet aklını masaya getirmeyi başardık. Bu büyük ve önemli bir nokta. Bundan sonraki durum ise halkın sorumluluğunda. Eğer sessiz kalırsak yine eskisi gibi üzerimize gelmeye devam edecekler. Önderlik bütün görevlerini ve sorumluluğunu yerine getiriyor. Eğer halk da bu sorumluluğunu yerine getirmezse sonu olmayacak bir süreç olacak gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
‘Devleti zorlayacak olan halktır’
İktidarın süreci sürüncemede bıraktığını ifade eden baba Yeşilkaya, “Bu yüzden devleti zorlayacak olan halktır. Rojava başta olmak üzere Kürdistan’ın hiçbir yerinde halk bunu kabul etmiyor. Devlet bu ısrarını 2015 yılında da gösterdi. Ne oldu? Devletin işine gelmedi ve hemen her şeyi tersine döndürdü. Halen o zihniyet ve tehlike var. Şimdi Türk devleti kendi açısından bir sorun görmediğini fark ederse bu süreci de bozabilme ihtimali çok yüksek. 2015’te yaşadıklarımızı ikinci defa yaşamış olacağız. Bu yüzden tarihimizden ve tecrübelerimizden dersler çıkarmamız gerekiyor” dedi.
‘Önderliksiz özgür olamayız’
Baba Yeşilkaya, “Haftalardır avukatlar dahil olmak üzere kimse Önderlikle (Abdullah Öcalan) görüşme gerçekleştiremiyor. Sebebi de devletin oyalama zihniyetidir. Devletin bundan sonra yapması gereken bahsedilen maddeleri ve sözleri yerine getirmesidir. Gerilla silahlarını yaktı, güçlerini geri çekti. Buna karşı Türk devletinin bir kanun çıkarması gerekirdi. Bu kanunla hasta tutsaklar tahliye edilecekti, kayyımlar kaldırılacaktı, önderlik özgür olacaktı. Ama devlet, bunların hiçbirini yerine getirmedi. Bunu yaparak süreci 2015’e çevirmeyi amaçlıyor. Ama biz buna izin vermeyeceğiz. Son olarak şunu da eklemek isterim; Bütün Kürdistan şehitlerinin anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Önderliğimiz ve halkımıza özgürlük istiyorum. Önderliksiz özgür olamayız” diye belirtti.
Haber: Roza Arpa\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































