NECİP F. BAHADIR | YORUM
CHP lideri Özgür Özel, “Ekrem İmamoğlu aday olamazsa…” dedi ve ekledi; “Mansur Yavaş’ın adaylığı çok önemli seçenektir…”
Sürpriz mi? Değil elbette… Mansur Yavaş zaten ‘potansiyel’ adaydı. Hangi partinin adayı? CHP’den istifa etmiş değil. Gönlü Yeni Parti’den yana ve fakat beklemede… Hedefi muhalefet partilerinin ‘ortak adayı’ olmak. İyi Parti’nin Mansur Yavaş ismine sıcak baktığı sır değil. CHP ile Yeni Parti ‘çantada keklik’ gibi…
Değil mi yoksa? CHP yan çizebilir mi? İhtimaldir, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin ne yapacağı, nasıl davranacağı belli olmaz.
Asıl soru şu; Mansur Yavaş aday olabilecek mi? Adaylık şartlarında bir sorun yok; ama şu an için! Yarın belirsiz. Demokles’in Kılıcı başının üzerinde sallanmakta… Geçen hafta Saray’a gitti, Erdoğan’la görüştü. Dışarıya sadece ‘fotoğraf’ yansıdı. Bir de Ankara’nın sorunlarını konuştukları… Yavaş’ın Erdoğan’dan projeleriyle ilgili destek istediği… Talep Yavaş’tan ‘kabul’ Erdoğan’dan geldi. Mansur Yavaş’ın Erdoğan’la görüşme isteği yeni değildi. Yıllardır kapıda bekliyordu.
Erdoğan nihayet “Gel, görüşelim!” dedi. Zamanı ve takvimi kendisi belirledi. Zamanlama manidar mı? Öyle olduğunu varsaymak lazım. Solda iç kavga ve belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönem… Yavaş ise kararsız. Kalmak mı, gitmek mi?
Hatta aday olmak ve her türlü riski göze almak mı yoksa aktif siyasete veda edip köşesine çekilmek mi? Tehlike ve riskin siyasi hayatından eksik olmadığı bir sürece yönetebilmek kolay değil. Özgürlüğünden olmaya değer mi? Bu hiç de yabana atılmayacak bir seçenek.
İkili bir araya gelmişken güncel siyasi tartışmaları konuşmamış olabilir mi? Soldaki karmaşa ve CHP, Yeni Parti ayrışmasının gündeme gelmemesi mümkün mü? Erdoğan ile Yavaş bir araya gelir de ‘cumhurbaşkanı adaylığı’ konuşulmaz mı? Mansur Yavaş özellikle adaylığı konusunda açık veya örtülü mesaj vermek istemez mi? Erdoğan da herhalde onun ağzından bazı şeyleri duymayı arzu eder. İlla da dışarıya yansıması gerekmez. AKP’nin ‘perde arkası siyaseti’ çok iyi becerdiğine kuşku yok.
Erdoğan’ın ‘transfer teklifi’ bile sürpriz olmaz. Devam etmek isterse AKP’den belediye başkanlığını sürdürür… Kabineye girmek isterse… Bakan koltuğu hazır. Bakan olarak da, hem Ankara’ya hem ülkeye hizmet edebilir. AKP’nin daha önce de ‘bize gel’ önerisi oldu. Bu medyaya da yansıdı. Bizzat Erdoğan istedi. Fakat Mansur Yavaş teklifi kabul etmedi. MHP’den koptu, CHP’ye dümen kırdı. İki dönemdir de bu partiden belediye başkanı…
Mansur Yavaş’ın Erdoğan’la görüşmesi siyasi kulisleri uzun süre meşgul etti.
Yavaş’ın CHP’liliği ‘seçim dönemiyle sınırlı…’ Yani seçim işbirliği mezara kadar değil, pazara kadar… Yavaş siyasi çizgi olarak milliyetçi sağa mensup. Bu gizlenemez, örtülemez gerçek. Geçmiş insanın gölgesi gibidir, ondan kurtulamaz. Aktif siyasete MHP’den girdiğini bilmeyen var mı? Beypazarı’nda MHP’nin adayı olarak seçim kazandı. Ve başarılı icraatlarıyla adını tüm ülkeye duyurdu.
Ankara’dan MHP’nin adayı olmayı da başardı. Kazanamadı ama yüzde 30’ya yakın oy aldı. Onu büyüten de bu oldu. Kişisel oyu çok yüksekti.
MHP’den neden ayrıldı? MHP gibi sağ partilerde ‘parlak ve liderlik potansiyeli’ taşıyan isimler pek sevilmez. Gerçi bu hastalık sola da sirayet etti ya… Günün birinde genel başkanın koltuğunu tehdit edebilir çünkü. Bu bağışlanamaz suçtur. O yüzden Devlet Bahçeli ile yıldızı bir türlü barışmadı. MHP lideri, Yavaş’ı tehdit olarak gördü. Partiden uzaklaştıracak her türlü adımı attı. Yavaş’la Ankara’yı kazanmaktansa seçimi kaybetmeyi göze aldı. Pekala MHP’nin adayı olarak da seçilebilirdi. İşaretlerini vermişti.
Mansur Yavaş’ın ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ sürekli gündemde… MHP lideri Bahçeli’yi rahatsız edecek kadar… Şu sözler Bahçeli’ye ait; “Üç dört tane yayın organı sabahtan akşama kadar Ekrem İmamoğlu diyorlardı. Şimdi de Mansur Yavaş diyorlar. Resmen açık açık PR yapıyorlar. Geçenlerde bir arkadaşı çağırdım. O kanalları izleyin, kaç kez Mansur Yavaş denildiğini not alın diye görevlendirdim. Tek program özelinde 50’inin üzerinde Mansur Yavaş ismi zikrediliyor…”
Peki Mansur Yavaş memnun mu sürekli kendisinden bahsedilmesinden? Pek sanmıyorum. Adaylığı ciddileştikçe siyasi risk ve tehlikesi de o oranda artıyor. Kılıç zaten sallanıp durur.
AKP çevrelerinde ‘Özgür Özel’in de adaylık potasına girdiği’ özellikle dile getirilmekte… Özel, genel başkanlık koltuğuna ‘emanetçi’ olarak oturdu. Fakat yıldızını giderek parlattı. Hem koltuğun hakkını verdi hem de süreçleri başarıyla yürüttü. Ve Ekrem İmamoğlu kadar iddialı bir isme dönüştü. AKP’nin de Özel’in adaylığına sıcak baktığı sır değil. Özel sonuçta ideolojisi olan, sağ kitleden oy alabilme potansiyeli daha zayıf biri. Erdoğan, Özel ile daha kolay yarışabilir. Adaylık zihninin bir kenarında var mı Özel’in? Meçhul… Bu konuda şu ana kadar hiçbir işaret vermiş değil. Adayların konuşulacağı seçim süreci de başlamadı. İmamoğlu siyasi çığı gördü, ön almak istedi.
Siyasette 24 saat uzundur. Ve bu topraklarda erken öten horozun başı gider. Seçim 2027’nin sonbaharında zor gibi… 2028’e sarkması mümkün. AKP cenahından bu yönde mesajlar geldi. ‘Nisan ayı’ diye takvim açıklayanlar çıktı.
Nisan’da yapılacak seçime ‘erken seçim’ denir mi? O ayrı bir tartışma konusu… Siyasi ve ekonomik şartların yakın zamanda seçimi zorlaştırdığı ortada… Hiçbir iktidar kaybetme ihtimalinin olduğu seçimleri erkene almaz. Şartları kendi ‘lehine olgunlaştırmaya’ çalışır.
Özgür Özel, Mansur Yavaş ismini sahaya sürerken ona iyilik mi yaptı, kötülük mü? Ülkenin koşulları dikkate alındığında pek iyilik yaptığı söylenemez. Kendi adaylığının taşlarını döşüyor olamaz mı?
Özellikle siyasette dil ile niyet her zaman aynı şeyi söylemez. O yüzden satır aralarını okuyabilmek önemlidir. Bıkkınlığı ve yorgunluğu yüzüne yansıyan Mansur Yavaş ‘yeter artık’ diyerek CHP veya Yeni Parti yerine üçüncü yola yöneliverirse…
AKP’ye doğru dümen kırıverirse… O zaman seyreyle gümbürtüyü… Siyaset her türlü sürprize gebe değil mi?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































