• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    Mehmet Şimşek: “Fon piyasasındaki sorunu 2025 sonunda görmüştük, sistemik risk yok”

    Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

    Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

    İklim Tamkan’dan Ferdi Zeyrek anısına İzmir’de konser

    İklim Tamkan’dan Ferdi Zeyrek anısına İzmir’de konser

    TR724 HABER

    Tören malzemesi harcaması temmuzda 8,6 milyon TL’ye çıktı

    TR724 HABER

    KOZİNOĞLU SORUŞTURMASI | Hasan Atilla Uğur, havalimanında gözaltına alındı

    TR724 HABER

    4 tutuklama; sermaye piyasası soruşturmasında mal varlıklarına tedbir kararı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

    Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

    Apê Musa’nın küçük generalliğinden Kürdistan dağlarına: Yaşı küçük cesareti büyüktü

    Apê Musa’nın küçük generalliğinden Kürdistan dağlarına: Yaşı küçük cesareti büyüktü

    Ünlülere yönelik ‘uyuşturucu’ operasyonu: 15 gözaltı

    Ünlülere yönelik ‘uyuşturucu’ operasyonu: 15 gözaltı

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık’ta ‘umut hakkı’nı görüşecek

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık’ta ‘umut hakkı’nı görüşecek

    Bayık: İmralı’ya gitmemiz gerekiyor, bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez

    Bayık: İmralı’ya gitmemiz gerekiyor, bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez

    Hadi Bulut için taziyesine kitlesel ziyaret

    Hadi Bulut için taziyesine kitlesel ziyaret

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti

    Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti

    Yüksel Durgut

    Kabbala’nın aynasında Gazze (II): Sefirot’un 10 basamağı

    50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde

    50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde

    Necip F. Bahadır

    Bir düğün iki Bülent Arınç!

    Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!

    Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!

    Necip F. Bahadır

    Bahçeli, ‘sırrı’ afişe etti: Öcalan’a ‘Bahçeli’ villa!

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    Mehmet Şimşek: “Fon piyasasındaki sorunu 2025 sonunda görmüştük, sistemik risk yok”

    Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

    Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

    İklim Tamkan’dan Ferdi Zeyrek anısına İzmir’de konser

    İklim Tamkan’dan Ferdi Zeyrek anısına İzmir’de konser

    TR724 HABER

    Tören malzemesi harcaması temmuzda 8,6 milyon TL’ye çıktı

    TR724 HABER

    KOZİNOĞLU SORUŞTURMASI | Hasan Atilla Uğur, havalimanında gözaltına alındı

    TR724 HABER

    4 tutuklama; sermaye piyasası soruşturmasında mal varlıklarına tedbir kararı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

    Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

    Apê Musa’nın küçük generalliğinden Kürdistan dağlarına: Yaşı küçük cesareti büyüktü

    Apê Musa’nın küçük generalliğinden Kürdistan dağlarına: Yaşı küçük cesareti büyüktü

    Ünlülere yönelik ‘uyuşturucu’ operasyonu: 15 gözaltı

    Ünlülere yönelik ‘uyuşturucu’ operasyonu: 15 gözaltı

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık’ta ‘umut hakkı’nı görüşecek

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık’ta ‘umut hakkı’nı görüşecek

    Bayık: İmralı’ya gitmemiz gerekiyor, bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez

    Bayık: İmralı’ya gitmemiz gerekiyor, bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez

    Hadi Bulut için taziyesine kitlesel ziyaret

    Hadi Bulut için taziyesine kitlesel ziyaret

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti

    Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti

    Yüksel Durgut

    Kabbala’nın aynasında Gazze (II): Sefirot’un 10 basamağı

    50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde

    50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde

    Necip F. Bahadır

    Bir düğün iki Bülent Arınç!

    Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!

    Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!

    Necip F. Bahadır

    Bahçeli, ‘sırrı’ afişe etti: Öcalan’a ‘Bahçeli’ villa!

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti

SG by SG
18 Eylül 2026
in Görüş & Analiz
0
Kur’an’da Allah’ın yaratması ve rububiyeti


YÜKSEL ÇAYIROĞLU | YORUM 

Kur’ân’ın Allah’ı tanıtırken üzerinde en fazla durduğu hakikatlerden biri, bütün varlıkların yaratıcısının ve Rabbinin yalnızca Allah olduğudur. Göklerin ve yerin yaratılması, insanın var edilmesi, canlıların hayat bulması, yağmurun yağması, bitkilerin topraktan çıkarılması, rızıkların hazırlanması, gece ile gündüzün birbirini takip etmesi gibi sayısız hâdise Kur’ân’da doğrudan Allah’a nispet edilir. Böylece insanın dikkati, gördüğü varlık ve hadiselerin arkasındaki ilâhî kudret ve tasarrufa çevrilir. “Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.” (Zümer sûresi, 39/62) âyeti bu hakikati ortaya koyar.

Ancak Kur’ân’ın ortaya koyduğu rubûbiyet, Allah’ın varlıkları bir defa yaratıp daha sonra onları kendi hâllerine bırakmasından ibaret değildir. “Rab” kavramı yaratmanın yanında sahip olma, terbiye etme, yetiştirme, ihtiyaçlarını karşılama, koruyup gözetme ve kemale ulaştırma gibi mânaları da ihtiva eder. Allah, yarattığı varlıkların hayatlarını devam ettirir, rızıklarını verir, onlara yaratılış gayelerine uygun kabiliyet ve imkânlar bahşeder ve bütün kâinatı koyduğu ölçü ve kanunlar çerçevesinde sevk ve idare eder. Hz. Mûsâ’nın, “Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra da ona yol gösterendir.” (Tâhâ sûresi, 20/50) sözü, yaratma ile rubûbiyet arasındaki bu güçlü bağı veciz bir şekilde ifade eder.

Her Şeyin Yaratıcısı Allah’tır

Kur’ân-ı Kerîm’e bakıldığında, yaratmanın bütünüyle ve her çeşidiyle Allah’a ait olduğu görülür. Gökleri ve yeri, güneşi, ayı ve yıldızları; insanı ve diğer canlıları; bitkileri, ağaçları ve meyveleri yaratan O’dur. Bu hakikat, “Allah her şeyin yaratıcısıdır.” (Zümer sûresi, 39/62) âyetiyle en kuşatıcı biçimde ifade edilir. Dolayısıyla Allah’ın yaratması belirli varlıklarla veya yaratılışın ilk başlangıcıyla sınırlı değildir. Varlık adına ne varsa varlığını O’na borçludur. Kur’ân’ın Allah hakkında kullandığı Hâlık, Hallâk, Bârî, Musavvir, Bedî‘ ve Fâtır gibi isimler  de yaratmanın farklı yönlerine dikkat çeker. Allah var eder, varlıklara şekil ve özellikler kazandırır, onları birbirinden farklı suretlerde yaratır. “O Allah ki Hâlık’tır, Bârî’dir, Musavvir’dir.” (Haşr sûresi, 59/24) âyeti yaratmanın bu farklı boyutlarını bir arada ifade eder.

Kur’ân’ın üzerinde durduğu bir diğer husus, Allah’ın yaratmasının ölçülü ve takdire bağlı olmasıdır. “Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık.” (Kamer sûresi, 54/49) buyrulduğu gibi, Allah’ın “her şeyi yaratıp ona bir ölçü ve düzen verdiği” bildirilir (Furkân sûresi, 25/2). Hicr sûresinde de yağmur için “Biz onu ancak belirlenmiş bir ölçüye göre indiririz.” (Hicr sûresi, 15/21) denilir. Buradaki ölçü sadece varlıkların büyüklük ve miktarlarını değil; yapılarını, özelliklerini, kabiliyetlerini, gelişim süreçlerini ve ömürlerini de içine alan geniş bir takdiri ifade eder. Mesela yeryüzünde yetiştirilen bitkilerden söz edilirken onların da “ölçülü” bir şekilde yaratıldığı belirtilir. (Hicr sûresi, 15/19)

Aynı hakikat canlıların yaratılışında daha yakından müşahede edilir. Kur’ân, “O, yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapmıştır.” (Secde sûresi, 32/7) buyurur. İnsanın yaratılışına dikkat çekilirken Allah’ın ona şekil verdiği ve şeklini güzel yaptığı (Mü’min sûresi, 40/64; Tegâbün sûresi, 64/3), bedenini düzenleyip dengeli bir yapıya kavuşturduğu (İnfitâr sûresi, 82/7-8) ve onu “en güzel kıvamda” yarattığı bildirilir (Tîn sûresi, 95/4). İnsanın yaratılış safhaları dahi aynı ölçü ve takdirin eseridir. Bir damla sudan yaratılan insanın belirli bir süre için sağlam bir yere yerleştirildiği anlatıldıktan sonra, “Biz böyle takdir ettik; ne güzel takdir ederiz!” (Mürselât sûresi, 77/20-23) buyrulur. Böylece insanın bedeni, organları ve gelişim safhaları da ilâhî yaratmanın ölçülü, dengeli ve muhkem oluşunun örnekleri olarak gösterilir.

Kur’ân, yaratılıştaki bu mükemmelliği anlatırken hem biçim ve estetiğe hem varlıkların kendilerine verilen özelliklere hem de hayatlarını sürdürebilecek imkânlarla donatılmalarına  dikkat çeker. “O, yaratan, düzene koyan; ölçüsünü belirleyip yol gösterendir.” (A‘lâ sûresi, 87/2-3) âyetinde yaratma, tesviye, takdir ve hidayetin peş peşe zikredilmesi oldukça anlamlıdır. Her varlık kendisine uygun bir bünyeyle yaratılmış, hayatını devam ettirmesini sağlayacak özelliklerle donatılmış ve yaratılışına uygun bir istikamete sevk edilmiştir. İnsan için yeryüzünün yaşamaya elverişli hâle getirilmesi, göğün koruyucu bir yapı olarak düzenlenmesi ve insanın ihtiyaçlarına cevap verecek imkânların yeryüzüne yerleştirilmesi de yaratılıştaki mükemmeliyetin tezahürleridir. (Mü’min sûresi, 40/64; Fussılet sûresi, 41/10)

Yaratması, Tasarruf ve İdaresi Devam Eder

Kur’ân’ın tanıttığı Allah, kâinatı yaratıp ardından onu kendi hâline bırakan bir yaratıcı değildir. O, varlıkları yarattığı gibi onların varlıklarını devam ettirir, ihtiyaçlarını karşılar, kâinatta cereyan eden hadiseleri sevk ve idare eder. Kur’ân, “Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister. O, her an yeni bir iştedir.” (Rahmân sûresi, 55/29) buyurarak ilâhî icraat ve tasarrufun kesintisizliğine dikkat çeker. İnsanlar doğar ve ölür, canlılar rızıklandırılır, hastalar şifa bulur, dualara karşılık verilir, sıkıntılar giderilir, tabiatta her an sayısız değişim meydana gelir. Bütün bunlar Allah’ın rubûbiyetinin geçmişte gerçekleşip tamamlanmış bir fiil değil, her an devam eden canlı ve kuşatıcı bir tasarruf olduğunu gösterir. Nitekim Kur’ân’ın Allah için kullandığı Kayyûm ismi de bütün varlıkların O’nunla kaim olduğunu, varlıklarını sürdürebilmek için her an O’na muhtaç bulunduğunu ifade eder.

Kur’ân bu kesintisiz rubûbiyeti anlatırken özellikle “tedbir” kavramını kullanır. Allah hakkında, “Her işi yerli yerince çekip çevirir.” (Yûnus sûresi, 10/3), “Bütün işleri O yönetir.” (Ra‘d sûresi, 13/2) ve “Gökten yere kadar bütün işleri O düzenleyip yönetir.” (Secde sûresi, 32/5) buyrulur. Buradaki tedbir, işlerin sonunu ve neticesini gözeterek onları düzenlemek, sevk etmek ve yönetmek mânâsına gelir. Dolayısıyla Allah’ın rubûbiyeti hem varlıklara ilk vücutlarını vermeyi hem de yaratılışın ardından bütün bir varlık düzenini devam ettirmeyi ve yönetmeyi içine alır. A‘râf sûresindeki “İyi bilin ki yaratmak da emretmek de O’na aittir.” (A‘râf sûresi, 7/54) ifadesi yaratma ile yönetme arasındaki bu ayrılmaz ilişkiyi veciz biçimde ortaya koyar.

Kur’ân, bu ilâhî tasarrufu insanın her gün görüp alıştığı hadiseler üzerinden somutlaştırır. Geceyi gündüzün ardından getiren, sabahı ortaya çıkaran, rüzgârları sevk eden, bulutları bir araya getirip yağmuru yağdıran, onunla ölü toprağı dirilten, tohumları çatlatıp bitkileri çıkaran ve meyveleri olgunlaştıran Allah’tır. (En‘âm sûresi, 6/95-99; Nûr sûresi, 24/43) Aynı şekilde kuşların gökte uçması, arının yaratılışına uygun hareket etmesi, hayvanların insanlara süt vermesi gibi canlılar âlemindeki hadiseler de O’nun rubûbiyetine bağlanır. (Nahl sûresi, 16/68, 79) Kur’ân böylece bizim “tabiatın işleyişi” diye görmeye alıştığımız ve bir kısım doğal sebeplerle izah etmeye çalıştığımız hadiselerin Allah’tan bağımsız süreçler olamayacağını, bütün sebeplerin arkasında ilâhî icraatın bulunduğunu nazara verir.

Allah’ın varlık üzerindeki bu kesintisiz tasarrufu, aynı zamanda kâinattaki düzenin ve varlığın devamının da teminatıdır. Kur’ân, “Gökleri ve yeri yok olup gitmekten tutan Allah’tır. Şayet onlar yok olacak olsalar, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz.” (Fâtır sûresi, 35/41) buyurur. Bu açıdan çevremizde gördüğümüz bütün varlıklar sadece yaratılışlarının başlangıcında değil, varlıklarının her anında Allah’a muhtaçtırlar. Sebepler, tabiat kanunları ve varlıklara verilmiş kabiliyetler bu ilâhî tasarrufun karşısında bağımsız güçler değil, Allah’ın koyduğu ve işlettiği düzenin unsurlarıdır, icraat-ı ilâhiyenin vesileleridir.

Dolayısıyla Kur’ân’ın Allah tasavvuru, kâinatı ilk anda harekete geçirip daha sonra işleyişini kendi başına bırakan deist bir Tanrı anlayışından bütünüyle farklıdır. Kur’ân, Allah’ı daima yaratan, yaşatan, yöneten, koruyan, rızıklandıran ve mahlûkatının ihtiyaçlarına cevap veren Rab olarak tanıtır. Varlık âleminde her an meydana gelen doğumlar ve ölümler, değişimler ve oluşumlar, yağmurlar ve rızıklar, yardım ve inayetler O’nun kesintisiz rubûbiyetinin farklı tecellileridir. Yaratılış bir defa gerçekleşip sona ermiş bir ilâhî fiil olmadığı gibi, Allah’ın kâinat üzerindeki rubûbiyet ve tasarrufu da hiçbir an kesintiye uğramaz.

Hayatı Veren de Alan da O’dur

Allah’ın rubûbiyetinin en açık tecellilerinden biri, hayat ve ölüm üzerindeki mutlak tasarrufudur. Kur’ân hayatı doğrudan Allah’a nispet ettiği gibi ölümü de O’nun yaratması ve takdiriyle açıklar. “O’ndan başka ilâh yoktur. Hayatı veren de ölümü yaratan da O’dur.” (A‘râf sûresi, 7/158) âyeti bu hakikati özlü bir şekilde ifade eder. Aynı vurgu başka âyetlerde de tekrar edilir: “Hayatı veren de Biziz, hayatı alıp öldüren de Biziz.” (Hicr sûresi, 15/23; Kâf sûresi, 50/43). İnsanın dünyaya gelişi nasıl Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşiyorsa, hayatının devamı ve nihayet ölümle sona ermesi de O’nun irade ve takdiri dâhilindedir. Böylece hayat ve ölüm, birbirinden bağımsız veya tesadüfî hadiseler değil, aynı ilâhî rubûbiyetin iki farklı tecellisi olarak karşımıza çıkar.

Kur’ân, ölümün de belirli bir ölçü ve takdire bağlı olduğunu bildirir: “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölmez. Ölüm, vakti belirlenmiş bir yazıdır (kaderdir).” (Âl-i İmrân sûresi, 3/145). Bu sebeple ölümün görünen sebepleri ne olursa olsun, insanın eceli Allah’ın bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşmez. Ölüm vakti geldiğinde görevli meleklerin insanın ruhunu aldığı bildirilir (En‘âm sûresi, 6/61). Meleklerin ruhu alması ile ölümün Allah’a nispet edilmesi arasında da bir çelişki yoktur. Melekler ilâhî emri yerine getiren vasıtalar iken, ölümü takdir eden ve yaratan Allah’tır. Kur’ân böylece sebepleri ve vasıtaları kabul etmekle birlikte, onların arkasındaki gerçek tasarrufu Allah’a verir.

Hayat ve ölüm üzerindeki bu mutlak hâkimiyet, insanın Allah’a olan sürekli ihtiyacını da gösterir. İnsan kendi iradesiyle dünyaya gelmediği gibi sahip olduğu hayatı kendi gücüyle devam ettiremez ve ölümünü de bütünüyle kendi kontrolüne alamaz. Kur’ân’ın, “O’dur hayatı veren, O’dur ölümü veren ve sonunda hepiniz O’nun huzuruna döndürüleceksiniz.” (Yûnus sûresi, 10/56) beyanında hayat ve ölüm ahirete dönüşle birlikte zikredilir. Allah insanı yoktan var eder, belirlenen süre boyunca yaşatır, eceli geldiğinde hayatını geri alır, ölümden sonra yeniden diriltir ve dünyada yaptıklarının hesabını sorar. Dolayısıyla hayatı vermek de almak da ilk defa yaratmak da yeniden diriltmek de Rab Teâlâ’nın taht-ı tasarrufundadır.

Rab O’dur, Kulluk da O’na Yapılır

Kur’ân’da Allah’ın rubûbiyeti ile yalnız O’na kulluk edilmesi arasında çok güçlü bir bağ kurulur. Çünkü Rab, yalnızca yaratan değil; yarattığını terbiye eden, ihtiyaçlarını karşılayan, rızıklandıran, koruyup gözeten, sevk ve idare eden ve varlığını devam ettiren demektir. Rubûbiyet kavramının mâlik, müdebbir, mürebbî, kayyûm ve nimet veren gibi anlamları bünyesinde toplaması da bunu gösterir. Bütün bu vasıflara hakiki ve mutlak anlamda sahip olan yalnız Allah olduğuna göre, insanın şükrünü, teslimiyetini ve kulluğunu yönelteceği varlık da yalnız O olmalıdır. Nitekim Kur’ân bu ilişkiyi son derece açık biçimde ifade eder: “Şüphesiz Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse yalnız O’na ibadet edin. İşte dosdoğru yol budur.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/51).

Kur’ân’ın pek çok âyetinde önce Allah’ın rubûbiyetinin delilleri hatırlatılır, ardından bundan kulluk neticesine ulaşılır. “Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden ve işleri çekip çeviren Allah’tır… İşte Rabbiniz Allah budur. Öyleyse O’na ibadet edin.” (Yûnus sûresi, 10/3) âyetinde bu düşünce örgüsü açıkça görülür. En‘âm sûresinde ise Allah’ın göklerin ve yerin yaratıcısı olduğu, her şeyi yarattığı ve her şeyin yönetiminin O’nun elinde bulunduğu bildirildikten sonra, “O hâlde yalnız O’na ibadet edin.” (En‘âm sûresi, 6/102) buyrulur. Böylece Kur’ân, yaratma, yaşatma, yönetme ve sahip olma ile ibadet arasında doğrudan bir bağ kurar: Mademki insanı var eden, hayatını devam ettiren ve her türlü nimetle donatan Allah’tır; öyleyse kulluğa lâyık olan da sadece O’dur.

Aynı hakikat, insanın çevresinde gördüğü varlıklar üzerinden de ortaya konur. Gece ve gündüz, güneş ve ay Allah’ın âyetleridir. İnsan bunların ihtişamından etkilenerek yaratılmış varlıkların kendisine değil, onları yaratana yönelmelidir. Bu sebeple Kur’ân, “Güneşe de aya da secde etmeyin; eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız onları yaratan Allah’a secde edin.” (Fussılet sûresi, 41/37) buyurur. Burada önemli bir ölçü ortaya konur: Nimet ile nimet vereni, eser ile müessiri, sebep ile gerçek yaratıcıyı birbirine karıştırmamak gerekir. İnsana fayda sağlayan sebepler, tabiat varlıkları veya başka insanlar ne kadar değerli olursa olsun, kendileri de yaratılmış olup hepsi Allah’a muhtaçtır. Bu sebeple onlara teşekkür edilir, değer verilir ve hakları gözetilir; fakat kulluk yalnız bütün nimetlerin gerçek sahibi olan Allah’a yöneltilir.

Esasen yaratılmış ve âciz olan bir varlığın mutlak anlamda Rab ve mâbud olması mümkün değildir. Kur’ân bu noktada insanı çok sade bir muhakemeye davet eder: “Gerçeğe ancak Allah hidayet eder. Öyleyse söyleyin: Hakka ulaştıran mı uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğru yolu bulamayan mı?” (Yûnus sûresi, 10/35). Kendisi yaratılmış, varlığını devam ettirmek için başkasına muhtaç, sahip olduğu güç ve imkânlar sınırlı olan bir varlığın Allah’a ait rubûbiyet vasıflarına ortak edilmesi açık bir çelişkidir. Peygamberler ve melekler gibi Allah katında yüksek makam sahibi varlıklar için dahi durum değişmez. Kur’ân hiçbir peygamberin insanlara kendisini veya melekleri rab edinmelerini emretmesinin düşünülemeyeceğini özellikle belirtir (Âl-i İmrân sûresi, 3/79-80).

Nitekim bu çağrı belirli bir peygambere veya ümmete mahsus değildir. Kur’ân, peygamberlik tarihinin değişmeyen temel mesajını, “Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona, ‘Benden başka ilâh yoktur; öyleyse yalnız Bana ibadet edin.’ diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiyâ sûresi, 21/25) şeklinde ifade eder. Hz. İsa da aynı hakikati, “Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse yalnız O’na ibadet edin. İşte dosdoğru yol budur.” (Zuhruf sûresi, 43/64) sözleriyle dile getirir. Dolayısıyla bütün peygamberlerin ortak daveti, bir taraftan insanları Allah’ın varlığını kabul etmeye diğer yandan da O’nun rubûbiyetini kabul etmenin tabiî neticesi olarak kulluğu yalnızca O’na tahsis etmeye yöneliktir.

Dahası, insan Allah’a kulluk etmekle kâinattaki genel nizama da katılmış olur. Kur’ân’ın tasvirine göre göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar Allah’a boyun eğer; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve canlılar O’na secde eder (Ra‘d sûresi, 13/15; Hac sûresi, 22/18). Hatta “Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.” (İsrâ sûresi, 17/44) buyrulur. Her varlık kendisine çizilen yaratılış istikametinde hareket ederek bir bakıma fıtrî kulluğunu yerine getirir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran ise bunu irade ve şuuruyla gerçekleştirmesidir. İnsan Rabbini tanıyıp O’na kulluk ettiğinde, bütün varlık âleminin yöneldiği aynı hakikate kendi tercihiyle yönelmiş olur.

Allah’ın kullarından ibadet istemesi ise onlara muhtaç olmasından kaynaklanmaz. Kur’ân, “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum; Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızık veren, mutlak kuvvet sahibi olan Allah’tır.” (Zâriyât sûresi, 51/56-58) buyurarak bu hususu özellikle vurgular. İnsanların ibadeti Allah’ın mülküne bir şey katmadığı gibi, isyanları da O’nun hâkimiyetinden bir şey eksiltmez. Kulluğa muhtaç olan Allah değil, insandır. Çünkü ibadet, insanın kendisini ve kâinattaki yerini doğru anlaması, nimetlerin gerçek sahibini tanıması ve hayatını Rabbiyle doğru bir ilişki içerisinde sürdürmesinin yoludur.

Bir sonraki yazıda Kur’ân’ın Allah’ın ilim, irade ve kudretini nasıl izah ettiğini ele almaya çalışacağız.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: AllahKullukKur'anyaratma
ShareTweet
Previous Post

İklim Tamkan’dan Ferdi Zeyrek anısına İzmir’de konser

Next Post

Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

Related Posts

Yüksel Durgut
Görüş & Analiz

Kabbala’nın aynasında Gazze (II): Sefirot’un 10 basamağı

18 Eylül 2026
50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde
Görüş & Analiz

50 yıl sonra gelen çöküş: Manchester United yine aynı döngünün içinde

17 Eylül 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Bir düğün iki Bülent Arınç!

15 Eylül 2026
Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!
Görüş & Analiz

Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler!

15 Eylül 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Bahçeli, ‘sırrı’ afişe etti: Öcalan’a ‘Bahçeli’ villa!

12 Eylül 2026
Yüksel Durgut
Görüş & Analiz

Çeyrek asırlık bilanço: 11 Eylül’den bugüne

11 Eylül 2026
Next Post
Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

Zeynep Akçıray kimdir? Volkan Akçıray ve Zeynep Akçıray neden gözaltına alındı?

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter