HASAN CÜCÜK | HABER ANALİZ
Manchester United’da sezonun son bölümünde yakalanan olumlu hava, yeni sezonla birlikte yerini yeniden soru işaretlerine bıraktı. Sezon sonunda Premier Lig’i üçüncü sırada tamamlayarak Şampiyonlar Ligi bileti alan Kırmızı Şeytanlar, kısa süre içinde eski alışkanlıklarına geri döndü.
Çarşamba akşamı Old Trafford’da yaşananlar bunun son örneğiydi. Pazar günü Manchester derbisinde hem de maçın 23. dakikasında 10 kişi kalmış ezeli rakibi City’ye 1-0 yenilen United, 4 gün sonra yine seyircisi önünde hezimet yaşadı.
Manchester United, Carabao Cup’ta Brighton karşısında henüz 10. dakikada 2-0 öne geçti. Ancak bu avantajı koruyamadığı gibi maçı 3-2 kaybederek kupaya veda etti. Tribünlerdeki öfke de kaçınılmaz olarak sahaya ve takımın geleceğine yönelik tartışmaları beraberinde getirdi.
Üstelik bu mağlubiyet sıradan bir yenilgi değildi. Opta’nın verilerine göre Manchester United, tam 50 yıl sonra iki farklı öne geçtiği bir karşılaşmayı kaybetti. Son olarak 1976’da Tottenham karşısında 2-0 öne geçmesine rağmen sahadan 3-2 mağlup ayrılmıştı.
Sky Sports muhabiri Sam Blitz’in yorumu ise Manchester United’ın içinde bulunduğu tabloyu birkaç kelimeyle özetliyordu: “Manchester United hiç değişmedi, değil mi? Yıllar geçiyor ama her yıl başarısız oluyorlar.”
Asıl dikkat çekici olan da belki tam olarak bu.
Çünkü Old Trafford’daki sorun artık yalnızca bir maçın sonucu ya da bir teknik direktörün performansı üzerinden açıklanabilecek noktayı çoktan geçti.
Ferguson sonrası bitmeyen arayış
Sir Alex Ferguson’un 2013’te emekliye ayrılması Manchester United için yalnızca başarılı bir teknik direktörün kaybı anlamına gelmedi. Kulüp, Ferguson sonrası dönemde onun bıraktığı futbol mirasının yerine sürdürülebilir bir yapı koymakta zorlandı.
David Moyes ile başlayan süreçte Louis van Gaal, Jose Mourinho, Ole Gunnar Solskjaer, Erik ten Hag ve Ruben Amorim gibi farklı futbol anlayışlarına sahip teknik adamlar göreve geldi.
Her yeni teknik direktörle birlikte yeni bir başlangıç yapıldı. Yeni oyuncular transfer edildi, bazı futbolcular gözden çıkarıldı, sistem değişti ve taraftara yeni bir proje anlatıldı.
Fakat birkaç yıl, hatta bazen birkaç ay sonra aynı tartışmalar yeniden başladı.
Teknik direktör değişti, kadro değişti, yönetim anlayışı değişti ama sorunların önemli bölümü yerinde kaldı.
Ten Hag bunun son örneklerinden biriydi. Hollandalı teknik adam ilk sezonunda Lig Kupası’nı kazandı ve Premier Lig’i üçüncü sırada tamamladı. Ancak sonraki süreçte oyun kimliği konusunda yaşanan sorunlar ve istikrarsız sonuçlar nedeniyle görevinden ayrıldı. Premier Lig’in değerlendirmesine göre Ten Hag döneminin sonunda kulüp, Premier Lig tarihindeki en düşük derecesini yaşamıştı.
Ardından Ruben Amorim geldi.
Portekizli teknik adamın gelişi de yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüldü. Ancak onun 14 aylık dönemi de United’ın kronik problemlerini çözemedi. Amorim’in görev süresinde takım Avrupa Ligi finaline kadar yükselirken Premier Lig’de kulüp tarihinin en kötü derecelerinden biriyle karşılaştı. Teknik sistem, kadro tercihleri, oyuncuların geleceği ve transfer politikası üzerinden tartışmalar hiç bitmedi.
Sonunda Amorim de gönderildi.
Ve Manchester United yine tanıdık bir yola girdi: yeni teknik direktör, yeni umutlar, yeni başlangıç ve ardından yeniden başlayan tartışmalar.
Carrick’in önünde aynı duvar var
Michael Carrick’in göreve gelişi de bu nedenle ayrı bir anlam taşıyor.
United formasını 12 sezon giyen ve 464 maçta görev yapan Carrick, Ferguson döneminin oyuncularından biri. 2021’de de geçici olarak takımın başına geçen İngiliz teknik adam, Ocak 2026’da Amorim’in ayrılmasının ardından yeniden Old Trafford’a döndü.
İlk döneminde olumlu bir hava oluşturmayı başardı. United, Carrick yönetimindeki ilk beş maçında yenilgi almadı ve takımın hücum oyununda belirgin bir değişim gözlendi.
Bu olumlu hava sezon sonunda üçüncülük ve Şampiyonlar Ligi biletiyle taçlandı. Kulüp de Carrick’in sözleşmesini 2028’e kadar uzattı.
Ancak Brighton karşısında yaşanan çöküş, United’ın geçmişteki kötü alışkanlıklarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteren yeni bir işaret olarak yorumlanabilir.
Çünkü Manchester United’da sorun yalnızca teknik direktör değil.
Jamie Redknapp’in de dikkat çektiği gibi, doğru oyunculara sahip olmadan dünyanın en iyi teknik direktörünü getirseniz bile başarıya ulaşmak kolay değil. İngiliz eski milli futbolcuya göre United’ın diğer teknik direktörlerinin de zorlanmasının altında yatan nedenlerden biri bu.
Yıllardır değişmeyen kısır döngü
United’ın son yıllardaki hikâyesi neredeyse bir futbol kısır döngüsüne dönüştü.
Kötü sonuçlar geliyor → teknik direktör tartışılıyor → teknik direktör değişiyor → yeni transferler yapılıyor → yeni bir sistem kuruluyor → kısa süreli umut doğuyor → sonuçlar yeniden kötüleşiyor → yeniden teknik direktör tartışması başlıyor.
Ve döngü başa sarıyor.
Ferguson’un ardından kulübün yaşadığı en büyük sorun belki de bu: Bir sonraki teknik direktörü bulmak değil, hangi teknik direktör gelirse gelsin çalışabileceği sürdürülebilir bir futbol yapısı oluşturmak.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































