Türkiye’de AKP rejiminin bir operasyonunun tüm aşamalarını adım adım takip etmek isteyenler için Furkan Vakfı-Alparslan Kuytul davası mükemmel bir örnek sunuyor. Bu soruşturma ülkede rejimin geldiği noktayı göstermesi açısından da çok önemli… Zira bu davada her şey görünür biçimde yaşandı. Tehdit Saray’dan ve sosyal medya üzerinden geldi. Polisler ertesi sabah şafak vakti kapıya dayandı. Yandaş medya savcılıkla aynı anda hazırdı! Savunma hakkı avukatların tutuklanmasıyla fiilen yok edildi. Ve tutuklanan iki insanın ailesi 33 saat boyunca onların nerede olduğunu öğrenemedi. Operasyonun her aşamasında hukuk lime lime doğrandı!
Aslında Furkan Hareketi lideri Alparslan Kuytul’un açıklamaları ne zamandır AKP rejimini rahatsız ediyordu. Daha önce de tutuklanmış ve 13 ay ceaevinde tutulmuştu. Son olarak Kuytul, ‘Süleymanlılar’ cemaatine yönelik operasyonu eleştirdi. “Süleymancılar AKP’yi destekleseydi bunlar olur muydu? Adım gibi eminim olmazdı.” dedi.
Zaten iktidarın hedefindeydi. Son açıklamasıyla tamamen rejimin oklarını üzerine çekti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, bu eleştiriye sosyal medyadan yanıt verdi: “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!”
Bu cümle, henüz hiçbir resmi işlem başlatılmamışken, Cumhurbaşkanlığı’nın en üst kademesinden bir vatandaşa yapılmış açık bir tehditti. Saral, daha önce aynı şekilde gazeteci Fatih Altay’ı da tehdit etmiş ve Altay bir kaç gün sonra tutuklanmıştı. Normal şartlarında bir hukuk devletinde bir danışmanın böyle bir açıklama yapması mümkün değil. Ama normal şartlarda! Türkiye’de şartlar uzun zamandır normal değil! Soruşturmalar savcılar tarafından başlatır, kamuoyuna önceden duyurulmaz. Ama Türkiye’de olan bu değildi.
Semra Kuytul da tutuklandı.
OPERASYON: TEHDİTTEN 24 SAAT SONRA
Saral’ın tehdidinin üzerinden bir gün geçmişti. 13 Ağustos sabahı saat 05.10’da polisler Kuytul’un evinin kapısına dayandı. 40 dakika süren aramanın ardından Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı. Eş zamanlı olarak Adana merkezli 6 ilde 49 adrese operasyon düzenlendi. 50’den fazla Furkan Vakfı gönüllüsü gözaltına alındı. 5 şirkete kayyım atandı.
Yandaş medya aynı saatlerde hazırdı. Sabah gazetesi operasyonun “perde arkasına ulaştığını” duyurdu. Soruşturma dosyasının içeriğini —henüz yargılama başlamadan— kamuoyuyla paylaştı. “FETÖ irtibatı tespit edildi” haberleri art arda yayınlandı. Sözde soruşturma gizlidir! Şüpheli henüz yargılanmamıştır! Masumiyet karinesi geçerlidir! Lekelenmeme hakkı vardır!
Tabi kağıt üzerinde bütün bunlar… Yandaş medya olayı çözmüş, suçluları bulmuştu! Hatta iddianameyi bile yazdılar manşetlerden…
FETÖ İRTİBATININ DELİLİ: TELEFON REHBERİ
Operasyon kapsamında gözaltına alınanlardan bir kısmı hakkında “F.TÖ ile irtibat ve iltisak” suçlaması yöneltildi. Peki bu suçlamanın delili neydi; telefon rehberlerinde KHK’lı kişilerin numarasının kayıtlı olması…
Üstelik o KHK’lı kişilerin bir kısmı mahkemede yargılanmış ve beraat etmişti. Yani tablo şu: Mahkeme, “Bu (KHK’lı) kişi suçsuz! ama o kişinin numarası senin telefonunda kayıtlıysa — sen şüphelisin.” diyor!
Yani AKP Türkiye’sinde insanların aldıkları ‘beraat’ kararının da hiçbir anlamı yok! Suçsuz bulunan bir kişiyle telefon bağlantısı kurmak, hatta yalnızca numarasını rehberinde bulundurmak bile yeni bir suçun delili sayılıyor.
Aslında mesele şu; ellerinde Furkan Vakfı gönüllülerini suçlayacak hiçbir şey yoktu ve tutuklama için bir şeyler uydurulması gerekiyordu. Herkese yaptıklarını yaptılar ve tutuklama kararı verebilmek için Furkan Vakfı üyelerini de uydurulmuş ‘f.tö’ çuvalına soktular…
SKANDAL TEKLİF: “SORU-CEVAPLARI BIRAK, SERBEST KAL”
Alparslan Kuytul, emniyet ifadesinde kendisine yapılan teklifi mahkemede kamuoyuyla paylaştı. Gözaltındayken bir avukat şunu söylemişti: “Ders yapın, tefsir, konferans yapın. Yalnız soru-cevaplar kısmı olmasa olmaz mı? Bu teklifi kabul ederseniz gözaltılar sona erer, dosya kapanır.”
Alparslan Kuytul bu teklifi reddetti. “Ben bunu reddettim. O yüzden şu anda buradayım. Bu teklifi kabul etseydim dosyayı örtbas edeceklerdi.” dedi.
Soru-cevap bölümü, Kuytul’un programlarında izleyicilerin güncel meselelere ilişkin sorduğu sorulara cevap verdiği kısım. Din dersi değil — gündem tartışması. Teklif açık: Gündem hakkında konuşma, siyasi konulara girme serbest kal.
Bu hukuki bir süreç olabilir mi? Bu, düşünce özgürlüğüne doğrudan saldırı değil midir? Düşünme, düşünsen bile düşündüğünü söyleme…
SAVUNMA HAKKI: AVUKATLAR DA GÖZALTINA ALINDI
Alparslan Kuytul’un avukatları da operasyon kapsamında gözaltına alındı. Kuytul mahkemede avukatsız savunma yapmak zorunda kaldı. Anayasa’nın 36. maddesi savunma hakkını güvence altına alıyor. AİHM’in 6. maddesi adil yargılanma hakkını düzenliyor. Bu hakların özünde avukata erişim var. Avukatını tutuklayan bir sistem, şüphelinin savunma hakkını fiilen yok saymış demektir. Kağıt üzerinde hak vardır. Gerçekte yoktur.
O avukatların gözaltına alınması diğer avukatlara da açıkça gözdağı vermektir. “Sıkıysa bu kişilerin avukatlığını yapın!”
Türkiye’de olan bu!
HAKKINDA 178 KEZ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULAN KİŞİ ‘TANIK’ OLMUŞ!
Kaldı ki Alpaslan Kuytul’un mahkeme savunmasına göre daha önce haklarında açılan iki dosya birleştirilmiş; hepsi bu… Kuytul, “Sizin şu anda ele aldığınız dosyada 4. ACM’de görülen ve 8. ACM’de görülen konuların toplamı var. İkisini toplamışlar yeni dosya oluşturmuşlar. 4. Ağır Ceza’daki iddiaların özeti, 8. Ağır Ceza’da görülen dosyaya kopyala yapıştır yapıldı. Şimdi sizin baktığınız dosyada ise 4. Ağır Ceza ve 8. Ağır Ceza’dakilerin ikisini almışlar tek dosya yapmışlar. Ortada bir suç yok. Olsa bile tek suçtan iki defa yargılama yapılabilir mi? Şimdi ben tekrardan mı savunma yapacağım?” dedi.
Alparslan Kuytul Erzurum’a, eşi Semra Kuytul ise Diyarbakır cezaevlerine sevk edildiler. Erzurum ile Diyarbakır arası yaklaşık 350 km…
Ayrıca bir de ‘iftiracı’dan bahsediyor Alparslan Kuytul savunmasında. Şunları söylüyor: “Adana Emniyeti’ne yazıklar olsun böyle bir adama muhtaç olmuşlar. Bu adamdan aldıkları bilgilerle dosya hazırlıyorlar ve bizi tutuklatmak istiyorlar. 178 suç duyurumuz olan hasmımızı Adana Emniyeti bize karşı kullanmaya çalışıyor. Bu büyük bir ayıptır! Devlet böyle olmaz. Bu adamın küfretmediği insan yok. Gitmişler ona muhtaç olmuşlar. Bu demek oluyor ki bizimle ilgili hiçbir delil yok, bunlara muhtaç kalmışlar.”
33 SAAT: AİLE NEREDE OLDUKLARINI BİLEMEDİ
Tutuklama kararının ardından Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul sabahın erken saatlerinde Kürkçüler Cezaevi’nden başka cezaevlerine nakledildi. Ailesine haber verilmedi. Kuytul’un kızı sosyal medyadan durumu anlattı: “16 saat geçmesine rağmen hâlâ nereye sevk edildiklerini öğrenemedik. Savcılığa gittiğimizde Kürkçüler Cezaevi’nden bilgi almamız gerektiği söylendi. Cezaevini aradığımızda ise ‘Dosyada gizlilik kararı var, bugün bilgi veremeyiz’ dediler.”
33 saatin sonunda aile kendi imkânlarıyla öğrenebildi: Alparslan Kuytul Erzurum’a, Semra Kuytul ise Diyarbakır’a sevk edilmişti. Türk mevzuatına göre tutuklanan bir kişinin nakledildiği cezaevi, aileyi bilgilendirmek zorundadır. Bu yapılmadı. Ailenin soruları yanıtsız bırakıldı.
SONUÇ: HER ADIMDA BİR HAK DAHA YERLE BİR EDİLDİ
Bu operasyonun kronolojisine toplu bakıldığında tablo şudur: Cumhurbaşkanlığı danışmanı sosyal medyadan hedef ilan etti. Ertesi sabah operasyon geldi. Yandaş medya savcılıkla aynı anda hazırdı. Telefon rehberindeki numara suç delili sayıldı. Beraat kararının önemi kalmadı. Gözaltındayken “sus, serbest kal” teklifi yapıldı. Avukatlar tutuklandı, savunma hakkı fiilen yok edildi. Tutuklananların ailesi 33 saat boyunca onların nerede olduğunu öğrenemedi.
Her adımda bir hak daha yok sayıldı. Başsavcılık soruşturmanın “inançları değil, somut suç eylemlerini kapsadığını” vurguladı.
Somut suç eylemi nedir burada? Telefon rehberinde KHK’lılara ait telefon numarası olması mı? O kişilerle konuşup konuşmadıklarını bile bilmiyoruz? Elinizde delil varsa, “Soru-cevapları bırak” teklifi ne anlama geliyor?
Hukuksuzluk ve keyfi uygulamalar ‘tutuklama kararından sonra da sürüyor. Aile 33 saat boyunca yakınlarının nerede olduğunu, hangi cezaevine nakledildiğini öğrenemiyor.
Sahi; hukuk bu sürecin neresinde?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































