AV. NURULLAH ALBAYRAK | YORUM
Telefonunuzu elinize alın. Kişiler uygulamasını açın ve rehberinizde kaç numara bulunduğuna bakın. Şimdi bu sayıyı yirmi sekize bölün. Elde ettiğiniz rakam, Gülen Cemaatiyle ilişkilendirilerek hakkında adli işlem yapılanlarla rehberinizde karşılaşabileceğiniz kaba eşleşme sayısıdır.
Bu elbette kesin bir olasılık hesabı değil. Fakat, “Filancanın rehberinde şu kadar şüpheli bulundu!” haberlerinde gizlenen temel soruyu anlamamıza yardımcı olmaya yeterli.
Bulunan sayı gerçekten olağan dışı mı?
Alparslan Kuytul’un kurucusu olduğu Furkan Vakfı çevresine yönelik soruşturma, kamuoyuna nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, resmî belgede sahtecilik ve vergi mevzuatına muhalefet iddialarıyla duyuruldu.
Gözaltı sürecinde bu defa, iktidarın operasyonel söylemini kamuoyuna taşıyan ve iddiaları peşin hükme dönüştüren Nedim Şener gibi medya aktörleri devreye girdi. Sosyal medyada yeni bir “tespiti” dolaşıma soktular: “Örgütün dokuz üst düzey yöneticisinin telefon irtibat listelerinde FETÖ/PDY kapsamında adli işlem görmüş 24 farklı kişi tespit edildi.”
Cümle dikkat çekici: Dokuz yönetici, 24 isim ve kesinlik telkin eden “tespit edildi” ifadesi… Rakamlar verilmiş, hüküm çağrıştıran fiil seçilmiş, fakat bu rakamlara anlam kazandıracak en temel bilgi saklanmıştı: Yirmi dört çok mu, az mı?
Bir sayının olağan mı olağan dışı mı olduğunu ancak karşılaştırılacağı genel oranı bilirsek değerlendirebiliriz. İstatistikte buna “taban oranı” denir.
Adalet Bakanlığının 30 Haziran 2026 tarihli verilerine göre, Gülen Hareketi mensubiyeti suçlamasıyla 720 bin 580 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Ayrıca 1 milyon 561 bin 489 kişi hakkında, ihbarların değerlendirilmesi sonucunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildi.
Toplam 2 milyon 282 bin 69 kişi hakkında işlem yapılmış.
Bu rakamı esas aldığımızda, yaklaşık 64 milyonluk yetişkin nüfusun yüzde 3,6’sının bu süreçte bir şekilde kayıtlara girdiği görülüyor. Bu, yaklaşık her 28 yetişkinden biri demektir.
Bu veriye göre 200 kişilik bir rehberde yaklaşık 7, 500 kişilik rehberde 18, 1.000 kişilik rehberde 36, 2.000 kişilik rehberde ise 71 eşleşme çıkması şaşırtıcı olmaz.
Bunlar suçlamanın değil, basit bir çarpma işleminin sonucudur. Dokuz kişinin telefonunda toplam 24 farklı isim bulunduğu söyleniyor.
Bir vakıf yöneticisinin, öğretmenin veya esnafın telefonunda 75’ten fazla numara bulunması olağandır. Dokuz rehberde toplam 9 bin farklı kişi varsa kaba olarak yaklaşık 320 eşleşme beklenir. Açıklanan 24, bunun on üçte birinden bile azdır.
Fakat bu kişilerle gerçekten iletişim kurulup kurulmadığını ve iletişimin içeriğini de bilmiyoruz. Dolayısıyla “24”, tek başına ne büyüktür ne de küçüktür. Bu sayı paydası açıklanmamış bir paydan ibarettir.
Bu kişilerin suçlu olup olmadığını tartışmıyoruz
Burada önemli bir ayrım yapalım. Rehberlerde isimleri bulunduğu açıklanan 24 kişinin suç işleyip işlemediği hakkında bir değerlendirme yapmıyoruz. Kim olduklarını, hangi işleme tabi tutulduklarını ve dosyalarının nasıl sonuçlandığını bilmiyoruz.
Bizim tartıştığımız mesele şu: Rehberde, hakkında geçmişte ihbar veya adli işlem bulunan bir kişinin kayıtlı olması, telefonun sahibi hakkında neyi kanıtlar?
Bakanlığın verileri “hakkında kayıt bulunmak” ile “suçlu olmak” arasındaki büyük farkı gösteriyor.
2 milyon 282 bin 69 kişiden 1 milyon 561 bin 489’u hakkında soruşturma açılmadı. Adli işlem yapılanlardan 373 bin 642’si hakkında takipsizlik, 124 bin 861’i hakkında beraat kararı verildi. Böylece 2 milyon 59 bin 992 kişi hakkında ya soruşturma açılmadı ya da süreç takipsizlik veya beraatle sonuçlandı.
Bu da haklarında işlem yapılanların yaklaşık yüzde 90,3’üdür. Başka bir ifadeyle bu kapsamdaki her on kişiden dokuzu hakkında mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır. Geri kalanların suçlu olduğu da söylenemez. Bir kısmının soruşturması veya yargılaması devam ediyor. Mahkûmiyetlerin tamamı da kesinleşmiş değil.
Üstelik mahkûmiyetlerin önemli bir bölümü; ByLock, Bank Asya hesabı, sendika veya dernek üyeliği ile olağan dinî ve sosyal faaliyetler gibi AİHM’nin Yalçınkaya/Türkiye ve devamındaki kararlarında yargılamanın iadesi süreci başlatan ihlallere dayanıyor.
Dolayısıyla “mahkûmiyet” sütunu bile tartışmasız bir suçlular listesi göstermiyor.
AKP’lilerin rehberleri taransa ne çıkar?
Telefon rehberleri rastgele oluşmaz. İnsanlar benzer siyasi, mesleki, dinî ve sosyal çevrelerden kişilerle daha fazla ilişki kurar.
AKP ile Gülen Cemaatinin bir dönem aynı muhafazakâr toplumsal tabana hitap ettiği ve uzun yıllar yakın ilişki içinde bulunduğu düşünüldüğünde, aynı tarama eski ve mevcut AKP’li siyasetçilere, bakanlara, danışmanlara, belediye yöneticilerine, bürokratlara ve iktidara yakın gazetecilere uygulansa, genel ortalamanın üzerinde eşleşme çıkması kuvvetle muhtemeldir.
Bu elbette ölçülmüş bir oran değil; geçmişteki yakınlık ve sosyal ilişki ağlarından doğan makul bir çıkarımdır. Kesin sonucu öğrenmenin yolu ise basittir: Aynı testi onlara da uygulamak.
Bir daha “İrtibat tespit edildi” haberi okuduğunuzda, açıklanan rakamın etkisine kapılmadan önce şunları sorun:
- Eşleşen kişilerin dosyaları nasıl sonuçlandı? Beraat, takipsizlik, işleme konulmama kararı var mı?
- Aynı tarama AKP’li siyasetçilerin, bürokratların ve iktidara yakın gazetecilerin telefonlarında yapılsa kaç isim çıkacak?
- Rehberde bulunan isimlerle soruşturulan suç arasında nasıl bir bağ kuruluyor?
- İncelenen şey gerçekten bir suç ilişkisi mi, yoksa önce hedef seçilip ardından o hedefi suçlu gösterecek bağlantılar mı aranıyor?
Bu sorular cevaplanmadan “24 kişi tespit edildi!” cümlesinin hukuki bir tespit değil, rakamların etkisini kullanan bir algı çalışması olduğunu bilin. Bir telefon rehberinde belirli isimlerin bulunması ne telefon sahibinin ne de rehberde kayıtlı kişilerin suç işlediğini gösterir.
Mesele o isimler değil.
Mesele, bir gün birinin sizin telefonunuza bakıp hiçbir görüşmenin içeriğini, amacını ve suçla ilişkisini göstermeden “İşte kanıt!” demesini engelleyecek hukuk kuralının hâlâ yerinde durup durmadığıdır.
Çünkü hukuk, yalnızca bize lazım olduğunda hatırlayacağımız bir güvence değildir. Yarın bizi korumasını istiyorsak, bugün başkaları için de ayakta tutmak zorundayız.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































