Kırklareli Ahmetçe köyünde bulunan Trakya Araştırmaları Merkezi, Arkeoloji Açık Hava Müzesi olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Projenin başında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve yüksek mimar Doç. Dr. Zeynep Eres Özdoğan bulunuyor. Bölgeye gittiğimizde hummalı bir çalışmanın olduğunu gördük. Arkeolojinin önemli isimleri de yakın zamanda araştırma merkezini ziyaret etti.
Prof. Dr. Kenan Mortan, Recep Topçu, Nezih Başgelen ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ziyaret ettikleri merkez ile ilgili takip ve araştırma yaptılar. Arkeolojik kazının devam ettiği bölgede önemli çalışmalar yürütülüyor.

Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Türkiye’nin prehistorya (tarihöncesi) dönemine yön veren en önemli arkeologlarından biri. İstanbul Üniversitesi bünyesinde başlattığı Trakya Araştırmaları Projesi (Kırklareli Projesi) ile bölgenin karanlıkta kalmış binlerce yıllık geçmişini gün yüzüne çıkardı.
Özdoğan’ın 1980’li yıllardan bu yana yürüttüğü bu çalışmalar, Anadolu ile Avrupa arasındaki kültürel bağları ve tarım toplumlarının Avrupa’ya nasıl yayıldığını anlamamızı sağlayan dünya çapında kanıtlar sundu.

GELECEK…
Kırklareli projesi, bölgede sürdürülen ve gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalara açık, güncellenebilir bir proje olarak tasarlanmış. Bunun için, farklı nitelikteki araştırmalara uygun ortam hazırlayacak ve altyapı oluşturacak bir merkezin kurulmasına öncelik verilmiş. Kırklareli kent merkezine 7 km mesafedeki Ahmetçe köyünde bulunan kazı evi, 2003 yılından itibaren Trakya Araştırmaları Merkezi adıyla, farklı araştırmaların sürdürülebileceği bir merkez olarak yeniden yapılandırılmış.
ATATÜRK 1936’DA BAŞLATTI
Biraz tarihe bakacak olursak: İki kıtanın bağlantı yeri üzerindeki konumuyla kültür tarihi için yadsınmaz önem taşıyan Trakya’da hiçbir arkeolojik araştırma yapılmamıştı. Bu eksikliği gören Atatürk 1936 yılında Trakya’da araştırmaları başlatmış ve 13 tümülüste kazı yapıldıktan sonra çalışmalar 1939 yılında sonlandırılmış. T
rakya Araştırmaları Projesi ise 1979 yılında Trakya’nın uygarlık tarihi içindeki yerini belirlemek amacı ile başlamış, ilk yıllar bölgenin tümünü kapsayacak yüzey taraması ve envanter çalışması yapılmış.
1986 yılına kadar 850 tümülüs, 125 megalit anıt, 410 tarihöncesi yerleşim, 111 geç dönem yerleşimi, 48 anıt yapı, 12 işlik olmak üzere 1621 buluntu yeri saptanarak belgelenmiş. Trakya’nın çeşitli kesimlerinde kısa erimli kazı ve yüzey araştırmaları yapılmış.
KAPSAMLI VERİ TABANI
Proje kapsamında, Trakya’nın tarihöncesi dönemleri boyunca Anadolu ile Balkan kültürleri arasındaki yerini belirlemenin yanı sıra hızla yok olma süreci içine giren arkeoloji, mimarlık tarihi, etnografya ve doğal çevre değerlerini belgeleyen kapsamlı bir veri tabanı ile ulusal ve uluslararası ortamda yüzlerle konferans ile yayın ve tez çalışmaları yapılmış, Trakya kültürleri üzerinde uzmanlaşmış genç kuşakların yetişmesine de öncülük edilmiş.
MERKEZE ZİYARET
Merkezi ziyaret eden Kültürel Mirası Koruma Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen, Kırklareli projesini şöyle anlatıyor: “Trakya’nın neredeyse hiç bilinmeyen tarihöncesini, Anadolu ile Balkanlar arasındaki ilişkileri de ortaya koyarak araştırmak amacıyla 1980 yılında, Mehmet Özdoğan yönetiminde İstanbul Üniversitesi Tarihöncesi Arkeolojisi Anabilim Dalı’nın bir alan araştırması olarak başladı.
Proje çerçevesinde önce Trakya’nın genelini kapsayan yüzey araştırmaları yapılarak bölgenin arkeolojik envanteri çıkarılmaya çalışıldı. Yüzey araştırmaları sırasında kısmen tahrip olduğu gözlenen İlk Demir Çağ Taşlıcabayır kurganı ile Son Kalkolitik Çağı Tilkiburnu yerleşiminde ise küçük ölçekli kurtarma kazıları gerçekleştirildi.
Yüzey araştırmaları ve kurtarma kazılarının ardından, mevcut buluntuları ayrıntılı ve somut kanıtlarıyla ortaya koyabilmek amacıyla 1993 yılında Aşağı Pınar, 1994 yılında ise Kanlıgeçit yerleşimlerinde İstanbul Üniversitesi Tarihöncesi Arkeolojisi Anabilim Dalı ve Alman Arkeoloji Enstitüleri Avrasya Bölümü adına kazı ve araştırmalara başlandı. Proje, arkeolojik araştırmaların yanı sıra kültür sektörü çalışmaları, geleneksel mimarinin belgelemesi ve doğal çevre araştırmalarını içeren çok yönlü bir çalışmadır” diyor ve ekliyor:
“Aşağı Pınar kazıları 2019 yılında sonlandırıldı, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı kazı alanını ören yeri olarak tanımladı. Alanda daha önce kazı ekibi tarafından başlatılmış olan ve bazısı Avrupa Birliği projeleri olarak da sürdürülen açık hava müzesi proje ve uygulamaları bakanlık tarafından da Avrupa Birliği projeleri olarak etap etap devam ettiriliyor.”
BİLİMSEL ETKİNLİKLER
Ahmetçe Trakya Araştırmaları Merkezi’nde, bölgenin kültür varlıklarıyla ilgili bilimsel toplantı, çalıştay ve küçük kongrelerin yapılabileceği iki toplantı salonu var. Burada ulusal ve uluslararası çok sayıda toplantı, çalıştay ve seminer de düzenlenmiş, çevre illerden uzmanlar kadar Kırklareli’nden ilgi duyanların katılımına da özen gösterilmiş. Kültür varlıklarına ilgi duyan gençler için eğitim seminerleri ve uygulamalı deneysel çalışmalar da yapılıyor. Özellikle arkeoloji öğrencilerinin malzeme üzerinde uygulamalı öğrenimi için her türlü olanak sağlanmış.
ÖRNEKLEME DEPOSU
Merkezin temel yaklaşımı bölge ile ilgili her türlü verinin saklandığı ve kolay ulaşılabilir bir arşivin oluşturulması. Merkezde müzelik değeri olmayan kültür varlıkları, etnoarkeoloji, jeoarkeoloji, arkeozooloji, hammadde örneklemeleri gerek uygulama, gerek ileri analizlerde kullanılmak amacı ile farklı disiplinlerdeki uzmanlar için arşivlenmiş. Arşivi durağan bir yapıda değil, sürekli olarak gelişen ve kullanılır yapıda tutmak ise hedefleri arasında.
ETNOARKEOLOJİ ÇALIŞMALARI VE KOLEKSİYONU
Merkezde etnoarkeoloji çalışmaları da yapılıyor, artık kaybolma sürecine giren geleneksel alet ve araçlar toplanarak korunuyor, deneysel uygulamalar ve eğitim için kullanılıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































