• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Sertleşen topuklara ve dirseklere son: Pürüzsüz bir cilt için 3 doğal yöntem

    Sertleşen topuklara ve dirseklere son: Pürüzsüz bir cilt için 3 doğal yöntem

    Suda vakit geçirmek ileri yaştaki kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor

    Suda vakit geçirmek ileri yaştaki kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor

    CENTCOM Duyurdu: ABD'den İran'a Yeni Saldırı Dalgası

    CENTCOM Duyurdu: ABD’den İran’a Yeni Saldırı Dalgası

    Dünyaca ünlü R&B yıldızı Craig David Türkiye’ye geliyor

    Dünyaca ünlü R&B yıldızı Craig David Türkiye’ye geliyor

    Güneş, sanılandan yüzde 55’i oranında daha fazla gümüş içeriyor

    Güneş, sanılandan yüzde 55’i oranında daha fazla gümüş içeriyor

    Klasik gazete bulmacaları artık cebinizde: Bulbil ücretsiz yayında

    Klasik gazete bulmacaları artık cebinizde: Bulbil ücretsiz yayında

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Çanakkale’de ‘33 Düş Yolcusu’ için anma: Katliam aydınlatılsın, failler yargılansın

    Çanakkale’de ‘33 Düş Yolcusu’ için anma: Katliam aydınlatılsın, failler yargılansın

    Çetin Arkaş: Biz samimiyetle bu coğrafyada yeni bir sayfa açalım istiyoruz

    Çetin Arkaş: Biz samimiyetle bu coğrafyada yeni bir sayfa açalım istiyoruz

    2025’te tahliye edilmişti: Abdulalim Kaya yaşamını yitirdi

    2025’te tahliye edilmişti: Abdulalim Kaya yaşamını yitirdi

    ’33 Düş Yolcusu’ birçok kentte anıldı: Düşlerinin peşinden gidiyoruz

    ’33 Düş Yolcusu’ birçok kentte anıldı: Düşlerinin peşinden gidiyoruz

    DEM Partili vekiller ve Amed Barosu Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ni ziyaret etti

    DEM Partili vekiller ve Amed Barosu Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ni ziyaret etti

    Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nden çağrı: Murat Çiçek’in ölümü aydınlatılsın

    Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nden çağrı: Murat Çiçek’in ölümü aydınlatılsın

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı

    Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı

    Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları

    Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları

    İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı

    İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı

    Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı

    Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı

    Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı

    Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı

    Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6

    Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Sertleşen topuklara ve dirseklere son: Pürüzsüz bir cilt için 3 doğal yöntem

    Sertleşen topuklara ve dirseklere son: Pürüzsüz bir cilt için 3 doğal yöntem

    Suda vakit geçirmek ileri yaştaki kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor

    Suda vakit geçirmek ileri yaştaki kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor

    CENTCOM Duyurdu: ABD'den İran'a Yeni Saldırı Dalgası

    CENTCOM Duyurdu: ABD’den İran’a Yeni Saldırı Dalgası

    Dünyaca ünlü R&B yıldızı Craig David Türkiye’ye geliyor

    Dünyaca ünlü R&B yıldızı Craig David Türkiye’ye geliyor

    Güneş, sanılandan yüzde 55’i oranında daha fazla gümüş içeriyor

    Güneş, sanılandan yüzde 55’i oranında daha fazla gümüş içeriyor

    Klasik gazete bulmacaları artık cebinizde: Bulbil ücretsiz yayında

    Klasik gazete bulmacaları artık cebinizde: Bulbil ücretsiz yayında

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Çanakkale’de ‘33 Düş Yolcusu’ için anma: Katliam aydınlatılsın, failler yargılansın

    Çanakkale’de ‘33 Düş Yolcusu’ için anma: Katliam aydınlatılsın, failler yargılansın

    Çetin Arkaş: Biz samimiyetle bu coğrafyada yeni bir sayfa açalım istiyoruz

    Çetin Arkaş: Biz samimiyetle bu coğrafyada yeni bir sayfa açalım istiyoruz

    2025’te tahliye edilmişti: Abdulalim Kaya yaşamını yitirdi

    2025’te tahliye edilmişti: Abdulalim Kaya yaşamını yitirdi

    ’33 Düş Yolcusu’ birçok kentte anıldı: Düşlerinin peşinden gidiyoruz

    ’33 Düş Yolcusu’ birçok kentte anıldı: Düşlerinin peşinden gidiyoruz

    DEM Partili vekiller ve Amed Barosu Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ni ziyaret etti

    DEM Partili vekiller ve Amed Barosu Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ni ziyaret etti

    Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nden çağrı: Murat Çiçek’in ölümü aydınlatılsın

    Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nden çağrı: Murat Çiçek’in ölümü aydınlatılsın

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı

    Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı

    Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları

    Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları

    İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı

    İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı

    Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı

    Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı

    Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı

    Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı

    Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6

    Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları

SG by SG
20 Temmuz 2026
in Görüş & Analiz
0
Yeryüzünden yıldızlara: Zülkarneyn ve modern tefsirin imkanları


AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM 

Kur’an’daki Zülkarneyn kıssası, İslam düşünce tarihinde üzerinde en fazla görüş üretilen fakat kimliği ve yolculukları konusunda kesin bir sonuca ulaşılamayan anlatılardan biridir. Zülkarneyn kimdi? Büyük İskender mi, Pers hükümdarı Kiros mu, Himyer krallarından biri mi, yoksa tarihsel kimliği bütünüyle kaybolmuş başka bir şahsiyet mi? “Güneşin battığı yer” ve “güneşin doğduğu yer” neresiydi? Ye’cüc ve Me’cüc hangi topluluktu? Zülkarneyn’in inşa ettiği set bugün nerede aranmalıdır?

Klasik tefsirlerin büyük bölümü bu soruların cevabını yeryüzünün coğrafyasında aradı. Zülkarneyn’i doğuya ve batıya seferler düzenleyen güçlü bir hükümdar, yolculuklarını askeri veya keşif seferleri, setti de iki dağın arasına inşa edilmiş olağanüstü bir savunma yapısı olarak yorumladı.

İskender Türe’nin ilk kez 2000 yılında yayımlanan ‘Kur’an’da Uzaya Seyahati Anlatılan İnsan: Zülkarneyn’ adlı kitabı ise bütün bu kabulleri kökten değiştiren son derece cesur bir tez ileri sürdü: Zülkarneyn’in seyahatleri yeryüzünde değil, uzayda gerçekleşmişti.

Türe’ye göre Kehf suresinin 83-99. ayetleri, geçmiş çağlarda yaşamış bir hükümdarın dünyanın doğusuna ve batısına yaptığı seferleri değil; kendisine verilen olağanüstü bir vasıtayla başka yıldız sistemlerine ulaşan bir insanın kozmik yolculuklarını anlatmaktaydı. “Güneşin battığı yer”, bir kara deliğin yakınındaki yıldız sistemi; “güneşin doğduğu yer”, gecenin yaşanmadığı başka bir gezegen; “iki set arası” ise iki bulutsu arasındaki bölgeydi. Ye’cüc ve Me’cüc de yeryüzünde yaşayan tarihsel bir kavim değil, başka bir gezegende bulunan ve kıyamete yakın dünyaya saldıracak akıllı canlılardı.

Kitabın ayırt edici tarafı yalnızca ulaştığı bu sıra dışı sonuç değildi. Yazar, bu sonuca klasik yorumları bir kenara atarak değil; sözlükleri, tefsirleri, rivayetleri ve Kur’an’daki kelime kullanımlarını ayrıntılı biçimde inceleyerek ulaşmaya çalıştı. Dolayısıyla eser, kolaycı bir “Kur’an’da uzaylılar” anlatısından çok daha ciddi ve sistematik bir yorum girişimiydi.

Kitabın başlangıç noktası: Kim olduğu değil, nereye gittiği

Zülkarneyn araştırmalarının büyük bölümü onun tarihsel kimliğine yoğunlaşmıştı. Makedonyalı İskender, Kiros, I. Dârâ, Naram-Sin, Yemenli bir hükümdar, Feridun, Hz. İdris veya Hz. İbrahim döneminde yaşamış başka bir şahsiyet olduğu ileri sürülmüştü.

İskender Türe’ye göre bu arayış, kıssanın asıl sorusunu gölgede bırakmıştı. Önemli olan öncelikle Zülkarneyn’in kim olduğunu bulmak değil, ayetlerde onun ne yaptığını ve nereye gittiğini anlamaktı. Çünkü yolculukların mahiyeti çözüldüğünde, kimliğiyle ilgili ihtimaller de bütünüyle değişecekti.

Türe, tarihsel kimlik önerilerinin hiçbirini kesin bulmadı. Ona göre Kur’an, Zülkarneyn’in peygamber, veli, hükümdar veya sıradan bir insan olduğunu açıkça söylemiyordu. Dolayısıyla bu konuda kesin konuşmak mümkün değildi. Kitabın en ihtiyatlı taraflarından biri burada ortaya çıktı: Yazar, kendi uzay yolculuğu tezini ısrarla savunsa da Zülkarneyn’in tarihsel kimliğini belirlemekten kaçındı.

Yahudilerin Hz. Muhammed’i sınamak amacıyla Zülkarneyn’i sordukları yönündeki rivayet de Türe’nin değerlendirmesinde önemliydi. Herkesin tanıdığı Büyük İskender gibi bir hükümdarın hayatını sormak, peygamberliği sınayacak kadar güç bir soru olmayacaktı. Öyleyse sorunun, tarihi yaygın biçimde bilinen bir hükümdardan ziyade hakkında sınırlı ve özel bilgi bulunan esrarengiz bir kişiye ilişkin olması daha anlamlıydı.

Bütün teoriyi taşıyan tek kelime: “Sebeb”

Kitabın asıl dönüm noktası Kehf suresinin 84. ayetindeki şu ifadedir: “Biz ona yeryüzünde imkan sağladık ve ona her şeyden bir sebeb verdik.”

Takip eden ayetlerde de Zülkarneyn’in “bir sebebi izlediği” bildirilir. Geleneksel yorumlarda buradaki “sebep”; yol, bilgi, araç, imkan, güç, menzil veya bir amaca ulaştıran vasıta şeklinde açıklanmıştı.

Türe ise kelimenin kök anlamından hareket etti. “Sebep”, hurma ağacına tırmanmakta kullanılan ipi; daha geniş anlamıyla da insanı yukarı çıkaran vasıtayı ifade edebilmekteydi. Yazar daha sonra Kur’an’da aynı kelimenin geçtiği diğer ayetleri inceledi. Özellikle Mü’min suresinin 36-37. ayetlerinde Firavun’un Haman’dan yüksek bir kule yapmasını isteyerek “göklerin yollarına/sebeplerine” ulaşmaktan söz etmesi ve Sâd suresinin 10. ayetindeki “göklerin sebeplerine yükselsinler” ifadesi üzerinde durdu.

Buradan şu sonuca ulaştı: Zülkarneyn’e verilen “sebeb”, sıradan bir yol veya siyasi iktidar değil, göğe yükselmesini ve büyük uzaklıkları aşmasını sağlayan bir vasıtaydı. Kitabın bütün kozmik yorumu bu filolojik tercihin üzerine kuruldu. “Sebep” göğe götüren bir araç olarak kabul edildiği anda, Zülkarneyn’in takip ettiği güzergâhları dünya haritasında arama mecburiyeti ortadan kalkmaktaydı.

Türe, erken dönem kaynaklarında Zülkarneyn’in göklere yükseldiğini düşündüren rivayetlerin bulunduğunu da hatırlattı. Onun emrine bulutların verildiği, yolların kolaylaştırıldığı ve “atını Süreyya yıldızına bağladığı” yönündeki nakilleri tarihsel bilgi olarak kabul etmedi; fakat bunların, Zülkarneyn’in gökle bağlantılı olduğuna ilişkin eski bir hafızayı yansıtabileceğini düşündü. Sonraki alimlerin insanın göğe çıkmasını mümkün görmedikleri için bu rivayetleri geri plana ittiğini savundu.

Burada yazarın önemli bir metodolojik iddiası vardı: Klasik müfessirler ayetleri yanlış anladıkları için değil, dönemlerinin bilgi ve teknoloji sınırları içinde başka türlü anlayamadıkları için yeryüzü coğrafyasına yönelmişlerdi.

Nitekim Yahudilerin Hz. Muhammed’e (sas) Zülkarneyn’i sormalarının arkasında aslında Hezekiel geleneği vardı. Tanah’ta Hezekiel, olağanüstü hareket kabiliyetine sahip “iç içe tekerlekler” şeklinde tasvir ettiği göksel bir araç görür; aynı kitabın ilerleyen bölümlerinde ise Gog ve Magog’un ahir zamandaki saldırısı anlatılır. Bu iki temanın aynı peygamberlik metninde birleşmesi, Zülkarneyn sorusunun göksel yolculuklarla Ye’cüc-Me’cüc arasındaki esrarengiz ilişkiyi de sınamaya yönelik olabileceğini düşündürmektedir.

Birinci seyahat: Güneşin battığı yer ve kara delik

Zülkarneyn’in ilk yolculuğu “güneşin battığı yer”e, yani mağribe’ş-şemse doğrudur. Geleneksel yorumlarda bu ifade dünyanın en batısındaki bir sahil, Atlas Okyanusu veya güneşin denize batıyormuş gibi göründüğü bir bölge şeklinde anlaşılmıştır.

Türe, bu yorumun ayetin açık anlatımını Zülkarneyn’in görsel izlenimine dönüştürdüğünü düşündü. Kur’an, “Güneş ona öyle görünüyordu” dememekte; Zülkarneyn’in güneşi belirli bir “ayn” içinde batarken bulduğunu söylemekteydi. Yazar bu nedenle ifadeyi yalnızca ufuktaki optik bir görüntü olarak kabul etmedi.

Türe, Yâsîn suresinin 38. ayetindeki güneşin “müstekarrına doğru akıp gitmesi” ifadesini de bu bağlamda değerlendirdi. Güneşin Samanyolu içinde belirli bir yönde hareket ettiği astronomik bilgisinden yola çıkarak “güneşin battığı yer”i, Güneş sisteminin yöneldiği solar apeks doğrultusunda aradı.

Onun yorumuna göre Zülkarneyn, bizim Güneş’imizin fiziksel son noktasına ulaşmış değildi. Solar apeks istikametinde hareket eden ve sonuna yaklaşmış başka bir yıldız sistemine gitmişti. Ayette geçen “kara balçıklı/sıcak göze” de kozmik ölçekte bir kara deliğe işaret etmekteydi. Bu yıldız, çevresindeki gezegenlerle birlikte kara deliğin çekimine kapılmış; mecazi anlamda onun içinde “batmaktaydı”.

Yazar, Arapçadaki “ayn” kelimesinin yalnızca kaynak veya göze değil, “göz” ve “delik” anlamlarına gelebilmesinden yararlanarak “kara göz/delik” ile kara delik arasında semantik bir ilişki kurdu. “Hâmie” veya “hâmiye” şeklindeki iki kıraati de sırasıyla karanlık ve sıcak bir kozmik oluşumla ilişkilendirdi. Böylece “kara balçıklı yahut sıcak göze”, ışığın kaçamadığı ve çevresindeki maddenin büyük sıcaklıklara ulaştığı kara deliğin Kur’an’daki tasviri haline geldi.

Zülkarneyn burada bir kavimle de karşılaşmıştı. Zamirin dilbilgisel olarak “güneş”e veya “göze”ye gönderilebilmesinden hareket eden Türe, kavmin yıldızın yakınındaki bir gezegende yaşayan akıllı canlılar olabileceğini öne sürdü. Bu sistem de yıldızıyla birlikte kara deliğe yaklaşmaktaydı.

“Güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir kavim buldu. ‘Ey Zülkarneyn! Ya onlara azap edersin yahut haklarında güzel bir tutum benimsersin’ dedik.” (Kehf, 18/86)

Türe’nin yorumunun dikkat çekici tarafı, sonraki ilahi hitabın tam da bu sırada gelmesidir: “Ey Zülkarneyn! Ya onlara azap edersin yahut haklarında güzel bir tutum benimsersin.”

Klasik yorum, Zülkarneyn’in bu ülkeyi savaş yoluyla ele geçirdiğini ve halkı üzerinde hâkimiyet kurduğunu varsayar. Buna göre kendisine, halkı cezalandırmakla bağışlamak arasında tercih hakkı verilmiştir. Fakat Türe, ayetlerde Zülkarneyn’in bu kavimle savaştığını, onları mağlup ettiğini veya ülkelerini ele geçirdiğini gösteren açık bir ifade bulunmadığına dikkat çeker. Ortada anlatılmış bir savaş yoksa Zülkarneyn’e neden bir topluma “azap etme” yetkisi verilmiştir?

Yazarın düşüncesine göre “azap” kelimesinin Kur’an’daki kullanımı burada anahtar rol oynar. Kur’an’da azap yalnızca bir insanın başka bir insana verdiği ceza değildir; Âd, Semûd ve Lût kavimlerinin başına geldiği gibi bir toplumun doğal veya kozmik bir felaketle helak edilmesi için de kullanılır. Bu nedenle ayetteki azap, Zülkarneyn’in kavme bizzat işkence etmesi değil, yaklaşan kozmik felaket karşısında onları kendi hâllerine bırakması ihtimaliydi.

Böyle okunduğunda Zülkarneyn’e verilen tercih hakkı da daha anlamlı hale gelir: Kavim zaten yıldızı ve gezegeniyle birlikte kara deliğe sürüklenmektedir. Zülkarneyn felaketi yaratmayacaktır; felaket başlamış durumdadır. Ona verilen yetki, bu kavimden dilediklerini kurtarmak veya zulümde ısrar edenleri yaklaşan helakle baş başa bırakmaktır.

Dolayısıyla “haklarında güzel bir tutum benimsemek”, onları yaklaşan kozmik kıyametten kurtarmak; muhtemelen Zülkarneyn’in kullandığı “sebeb” vasıtasıyla güvenli başka bir yere taşımak anlamına geliyordu.

İkinci seyahat: Güneşin doğduğu yer ve gecesiz gezegen

İkinci yolculuk “güneşin doğduğu yer”e, yani matli’a’ş-şemse yapılır. Zülkarneyn burada, Kur’an’ın ifadesiyle, güneşe karşı kendileri için bir örtü yaratılmamış bir toplulukla karşılaşır.

Klasik tefsirlerde bu toplumun evleri, elbiseleri veya güneşten korunacak dağları bulunmadığı; çıplak yaşadığı ya da güneş yükseldiğinde yeraltındaki barınaklara çekildiği aktarılır. Türe’ye göre bunlar ayetin açık bıraktığı boşluğu tarihsel-coğrafi tasvirlerle dolduran yorumlardı.

Yazar, “örtü” kavramını Kur’an’ın başka ayetlerinde geceyle ilişkilendirdi. Gece, güneş ışığını örten ve canlıları onun etkisinden koruyan doğal bir örtüydü. O halde “güneşe karşı örtüsü olmayan” kavim, gecesi bulunmayan bir gezegende yaşıyor olabilirdi.

Buradan hareketle ikinci seyahatin, ilk yolculuğun aksi yönünde, solar antapeks doğrultusunda gerçekleştiğini ileri sürdü. Bu yöndeki çift yıldızlı sistemlerden birinde, gezegenin dönüşü ve yıldızların konumu nedeniyle sürekli gün ışığına maruz kalan bir toplum bulunabileceğini düşündü. Kitapta Alpha Centauri sistemini örnek gösterdi; ancak bunun kesin bir teşhis değil, dönemin astronomik bilgilerine dayanan muhtemel bir örnek olduğunu belirtti.

Bu yorumda “doğu” ve “batı”, dünya üzerindeki coğrafi yönler olmaktan çıkarak Güneş’in galaktik hareketinin karşıt doğrultularına dönüştü. İlk yolculuk solar apeks yönüne, ikinci yolculuk antapeks yönüne yapılmıştı.

Üçüncü seyahat: İki dağ değil, iki bulutsu

Üçüncü yolculukta Zülkarneyn “iki sedd” arasına ulaşacak ve burada konuşulanları neredeyse anlayamayan başka bir kavimle karşılaşacaktı. Bu topluluk Ye’cüc ve Me’cüc’ün bozgunculuğundan şikayet ederek Zülkarneyn’den kendileriyle saldırganlar arasına bir engel kurmasını isteyecekti.

Klasik tefsirler “iki set” ifadesini iki dağ olarak yorumlamış; söz konusu bölge Kafkasya, Hazar ile Karadeniz arası, Orta Asya veya dünyanın kuzey uçlarında aranmıştı. Derbent Seddi, Çin Seddi ve çeşitli tarihsel yapılar Zülkarneyn Seddi’yle özdeşleştirilmişti.

Türe bu teşebbüslerin hiçbirinin ayetlerde anlatılan yapıyla uyuşmadığını savundu. Çünkü söz konusu set, Ye’cüc ve Me’cüc’ün aşamadığı ve delemediği bir engeldi. Oysa yeryüzünde insanlar tarafından hiçbir şekilde aşılamayan veya delinmesi mümkün olmayan tarihsel bir set bulunmamaktaydı.

Yazar burada “sedd” kelimesine farklı bir kozmik karşılık önerdi: Bulutsu, yani nebula.

Yasin suresinin 9. ayetinde inkarcıların önlerine ve arkalarına “set” çekildiği, böylece göremedikleri bildirilir. Türe, set kavramının mutlaka taştan yapılmış maddi bir duvar anlamına gelmediğini; görüşü engelleyen, örten veya ayıran bir oluşumu da ifade edebileceğini düşündü. Kozmik ölçekte böyle bir engelin yoğun gaz ve toz bulutlarından meydana gelen nebulalar olabileceğini ileri sürdü.

Böylece “iki set arası”, iki dağ arasındaki geçit değil, iki bulutsu arasındaki uzay bölgesiydi. Zülkarneyn burada iki farklı gezegende yaşayan iki akıllı toplulukla karşılaşmıştı: Yardım isteyen kavim ve saldırgan Ye’cüc-Me’cüc.

Bu yorum, kitabın ana tezini tamamladı. İlk iki seyahat başka yıldız sistemlerine, üçüncüsü ise iki bulutsu arasındaki gezegenlere yapılmıştı. Böylelikle Kur’an’ın Zülkarneyn anlatısı kozmik tarihten söz eden bir kıssaya dönüştü.

Demir ve bakırdan duvar değil, gezegensel abluka

Zülkarneyn’in yaptığı engel, geleneksel tasavvurda iki dağın arasını dolduran demir kütlelerin ateşle kızdırılması ve üzerlerine erimiş bakır dökülmesiyle oluşturulan dev bir duvardı.

Türe, metindeki bazı kelimelerin farklı anlam ihtimallerinden hareket ederek bambaşka bir mühendislik senaryosu geliştirdi. Ona göre ayette çoğul halde çevrilen “demir parçaları” ifadesi, büyük bir demir kütle veya blok olarak da anlaşılabilirdi. “Kutr” kelimesi ise erimiş bakırın yanında katran anlamına da gelebilirdi.

Yazarın teorisine göre Zülkarneyn taş ve metalden bir duvar örmemişti. Büyük demir kütleyi kızdırmış, üzerine katran dökmüş ve demiri katalizör olarak kullanarak hidrojen ve metan benzeri yanıcı gazlar üretmişti. Bu gazlar, çekim gücü daha yüksek olan Ye’cüc-Me’cüc gezegeninin üst atmosferinde katmanlar oluşturmuştu.

Böylece gezegen, uzay araçlarının aşamayacağı yanıcı bir gaz tabakasıyla kuşatılmıştı. Ye’cüc ve Me’cüc bu yüzden kendi dünyalarından çıkamamış; diğer topluma ulaşamamıştı. Kur’an’daki “Onu aşmaya da delemeğe de güç yetiremediler” ifadesi de bu gezegensel abluka ile açıklandı.

Zülkarneyn’in yaptığı şey bu durumda bir sur inşa etmekten çok, bir gezegenin atmosferini mühendislik yoluyla değiştirmekti.

Ye’cüc ve Me’cüc: Başka bir gezegenden gelecek saldırganlar

Türe’ye göre Ye’cüc ve Me’cüc Türkler, Moğollar, İskitler veya tarihte yaşamış başka bir kavim değildi. Bunlar iki bulutsu arasındaki bir gezegende yaşayan, teknoloji bakımından gelişmiş ve saldırgan, akıllı varlıklardı.

Zülkarneyn’in oluşturduğu gaz tabakası onların gezegenlerini terk etmelerini geçici olarak engellemişti. Fakat Kur’an, Zülkarneyn’in ağzından bu engelin sonsuza kadar kalmayacağını bildirir: “Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder.”

Türe bunu, gezegenin çevresindeki gaz katmanının kozmik veya atmosferik şartların değişmesiyle dağılması şeklinde yorumladı. Engel ortadan kalktığında Ye’cüc ve Me’cüc gezegenlerinden çıkabilecek ve Enbiyâ suresinin 96. ayetiyle bağlantılı olarak kıyamete yakın yeryüzüne saldıracaktı.

Yazar bu düşünceyi daha da ileri götürdü: Hadislerde Deccâl’in Ye’cüc ve Me’cüc’den kısa süre önce ortaya çıkacağının bildirilmesini ve Kehf suresinin Deccâl’e karşı koruyucu olduğuna ilişkin rivayetleri birlikte değerlendirerek Deccâl’in de uzaydan gelebileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Burada kitap, tefsir çalışmasından eskatolojik bir uzay senaryosuna doğru genişledi. Kehf insanlığı gelecekte karşılaşabileceği dünya dışı bir tehdide hazırlamaktaydı.

İskender Türe’nin 2000 yılında ortaya koyduğu Zülkarneyn’in uzay yolculuğu tezi, aradan geçen yıllarda bütünüyle unutulmuş veya yalnızca kitabın sayfalarında kalmış değildir. Günümüzde bu yaklaşımı destekleyen isimlerden biri, İslam teolojisi, felsefe ve fizik alanlarında eğitim almış olan Dr. Ömer Atilla Ergi’dir.

Dolayısıyla günümüzde yapılan tefsir çalışmalarının, klasik müfessirlerin ulaştığı sonuçları yalnızca tekrar etmekle yetinmemesi; onların yaşadığı dönemde bilinmeyen astronomi, kozmoloji ve fizik verilerini de dikkate alarak ayetlerin anlam imkanlarını yeniden araştırması gerekir. Çünkü değişen Kur’an değil, insanın evren hakkındaki bilgi ve kavrayışıdır.

İskender Türe, benim çok yakın arkadaşlarımdan biriydi. Onu yalnızca Zülkarneyn gibi cesur ve ufuk açıcı bir eserin yazarı olarak değil, Kur’an’ın anlam dünyası üzerinde büyük bir titizlikle düşünen, araştıran ve ulaştığı sonuçları cesaretle savunan müstesna bir insan olarak tanıdım.

1963 yılında Eskişehir’de doğan Türe, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuş, yüksek lisans eğitimini tamamlamış ve uzun yıllar Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yöneticilik yapmıştı. Onu 20 Mayıs 2019’da, henüz 56 yaşındayken kaybettik. Bu vesileyle aziz dostum İskender Türe’yi rahmetle ve özlemle anıyorum.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: yecüc mecüczulkarneyn
ShareTweet
Previous Post

İzmit Belediyesi’ne Operasyon: Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet Gözaltına Alındı

Next Post

Yol ve demiryolu müteahhitlerine 6 ayda 87,6 milyar TL ödendi

Related Posts

Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı
Görüş & Analiz

Bir zamanlar “yetersiz” bulunmuştu… Şimdi İspanya’yı Dünya Kupası’na taşıdı

20 Temmuz 2026
İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı
Görüş & Analiz

İspanya, Arjantin’i sahadan silip Dünya Kupası’na uzandı

20 Temmuz 2026
Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı
Görüş & Analiz

Maradona’nın alay ettiği adam, Arjantin’i zirveye taşıdı

19 Temmuz 2026
Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı
Görüş & Analiz

Bir zamanlar “Luis de la kim?” diye dalga geçiliyordu… Bugün İspanya’nın yeni kralı

19 Temmuz 2026
Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6
Görüş & Analiz

Bronz mücadelesinde tarihi skor! Fransa 4 İngiltere 6

19 Temmuz 2026
15 Temmuz’un 10.yılı veya şeytanlaştırmanın entelektüelleri
Görüş & Analiz

15 Temmuz’un 10.yılı veya şeytanlaştırmanın entelektüelleri

18 Temmuz 2026
Next Post
TR724 HABER

Yol ve demiryolu müteahhitlerine 6 ayda 87,6 milyar TL ödendi

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter