NECİP F. BAHADIR | YORUM
Bilal Erdoğan ‘Asırlık Gece’ belgeselinde konuşmuş… Hangi sıfatla? Geleceğin siyasetçisi olacağı için mi?
Eğer haber doğruysa Süleyman Soylu’ya mikrofon uzatılmamış. Ondan esirgenmiş. Niye ki? 15 Temmuz’un kahramanlarından biri değil miydi o? Yoksa o da mı Şerife Bacı veya Kazan Belediye Başkanı gibi sahte kahraman?
Süleyman Soylu çok fena harcandı. Çok yüksekten düştü. Tuzla buz oldu. Bilal Erdoğan ‘vakıf başkanı’ olduğu için mi konuştu? O halde diğer vakıf başkanları neden unutuldu?
‘Veliaht Prens’ Bilal Erdoğan konuşmuş da ne mi demiş?
Saçmalamış resmen… Ne diyebilir ki! Yankısı hala sürmekte… Söylediklerinden birkaç cümle okumaya ne dersiniz: “F.tö’yü doğuran inanan insanlar üzerinde yapılan baskı olmuştur. Katı laikliğin ta kendisi olmuştur. Dindarlık olmamıştır… İslam olmamıştır… Risale-i Nurlar olmamıştır…”
Laikliğin katı ve sert uygulandığı doğru ama analizine ‘doğru demek’ çok zor. Dini ve sivil gruplar toplumun bir gerçeği… Çağdaş dünyanın da… Bir kurgu veya komplo ürünü falan değil. Toplum kendi içinden ve bünyesinden çıkarır.
Ve bu bir sosyolojidir… Sosyolojiyle savaşılmaz…
Laiklik uygulamaları siyasi hareketleri besledi. Bilal Erdoğan, boyundan büyük laf etmiş… Peşinen şu sorular akla gelmiyor da değil:
- Peki AKP’nin katı politikaları neyi doğurdu?
- Babasının muhafazakar görünümlü baskıcı siyaseti neye mal oldu?
- Dini, kutsalları aşındıran kim? Deizm neden arttı? İnsanlar camilerden neden soğudu?
- Okullarda çocuklar onca propaganda ve psikolojik baskıya seçmeli din dersini neden tercih etmekten kaçınıyor?
- İslamcı olduğunu söyleyen bir iktidarın devrinde dünya faiz rekoru nasıl kırıldı? Uyuşturucu ve kumara altın devrini kim yaşattı?
Aklınca meydanı boş bulmuş. Ne söylersen inanmaya hazır bir kitle var. Ama ülke AKP tabanından ibaret değil. İtiraz edenler, soru soranlar da var. Katı laiklik dersen karşına deizmi çıkarıverirler.
Karar’dan Elif Çakır, Bilal Erdoğan’a yaptığı çağrıda AKP’nin devri iktidarında insanların dinden nasıl soğuduğunu örneklerle anlattıktan sonra, “Bu konular üzerine kafa yormasının ülkemiz açısından faydalı olacağını düşünüyorum!” demiş. T24’ten Mehmet Yılmaz başka açıdan yaklaşmış… Meydan o kadar da boş değil.
15 Temmuz’un 10. yılından geriye ne kaldı?
Adına ‘asırlık’ dedikleri o gecenin belgeseli… Devletin televizyonunda yayınlandı. Belki de tarihin gördüğü en şaşaalı tanıtımı ve propagandası yapıldı. Reklam için her yol denendi. Yazılı ve görsel medyada haber reklamlar… Şehirlerin işlek caddeleri ve meydanlarının billboardlarında afişler… Neredeyse duymayan, görmeyen kalmadı. Mısır’daki sağır sultana bile işittirdiler…
Peki propaganda amacına ulaştı mı? Yoksa Türk’e Türklük propagandası gibi sadece AKP çevresiyle mi sınırlı kaldı?
‘Asırlık Gece’nin reytingini merak ediyordum. Ertuğrul Özkök giderdi. Sizin de bilmenizi istedim. Gürültülü tanıtıma rağmen ağır bir fiyaskoya dönüştüğünü rakamlarla ortaya koydu. Özkök bir yazısını buna ayırdı. ‘Neden asırlık reyting yapmadı?’ diye sordu. Arkasından rakamları verdi. Onca tanıtıma ve reklama rağmen… Ki bugüne kadar eşine rastlanmadığı konusunda herkes hem fikir…
15 Temmuz gecesi ‘total kategorisinde’ 2.18 izlenme oranıyla ancak dördüncü sırada yer alabilmiş. Art arda yayınlanan ilk üç bölümü yaklaşık 1,8 milyon kişi izlemiş. Arjantin – İngiltere maçı ‘Asırlık Gece’yi üçe katlamış. Dizinin dördüncü bölümü tam felaket… ABC grubunda dokuzuncu sıraya gerilemiş. ‘Asırlık fiyasko’ değil de nedir bu? AKP tabanı bile ilgi göstermemiş.
AKP’nin sözcüsü Ömer Çelik AKP’ye üye olanların sayısını ‘12 milyon’ olarak açıkladı. Aralarında yalan yanlış üye olanlar da var… Kendilerinden habersiz üye yapıldığını söyleyen kaç kişi çıktı. Onlardan biri bir gazeteciydi. Yazdı. İsyan etti.
Bütün özel alanlar AKP’nin elinde… Masa başında rakamı arttırmak kolay… Ev ev, sokak sokak dolaşmak çok gerilerde kaldı. Şimdi kapılar yüzlerine kapanıyor. Sokakta, çarşıda, pazarda bir AKP’liye rastlamak neredeyse imkansız.
Erdoğan veya daha üst düzey AKP’li halkın içine karışacaksa ‘steril bir ortamın’ oluşturulmasına özen gösterildiğini bilmeyen yok. Figüranlar veya bindirilmiş kıtalar dünden hazır zaten… CHP gibi acemi değil AKP… Bu işi yüzüne gözüne bulaştırmadan beceriyor. İmkanları da CHP’den kat kat fazla. Acaba 12 milyonun içinde habersiz, rızası olmayan üye sayısı kaç? Veya o üyelerden yüzde kaçı fanatik AKP’li?
Anlayacağınız ‘Asırlık Gece’yi AKP’lilerin bile çok azı izlemiş… Büyük tanıtıma rağmen kendi tabanına bile izletilemeyen bir program…
15 Temmuz sadece ‘propaganda’ ile geçiştirilecek bir gece değil. Kahramanlar çıkarılacak bir gece hiç değil. AKP bunu anlamalı… Ve o gece neler yaşandığını açık açık anlatmalı… Sorulara cevap vermeli… Sokaktaki insanın bile zihninde oluşmuş yığınla soru var. Propaganda, psikolojik harp yöntemleri bir yere kadar… Bakın AKP tabanı bile uzak duruyor.
İlk soru çok basit; Hulusi Akar ve Hakan Fidan ‘Asırlık Gece’ belgeseline konuştu da Meclis komisyonuna niye gelmedi? Neden çekindi? O gece sadece ‘propaganda’ yaparak açıklanabilir mi? AKP’nin kurucusu Hüseyin Çelik, “15 Temmuz benim için karanlık!” dedi. Çelik yalnız değil, kendisi gibi düşünen başkaları da var. 10 yıl oldu…
Pandora’nın kutusu ne zaman açılacak? Hep propaganda, hep kahramanlık… Olmaz. Ve olmuyor. Reytingler ortada… Belgesel yerlerde sürünüyor. Yüzüne bakan yok.
15 Temmuz’un lütfunu ve nimetini iktidar yaşıyor; bedelini ise vatandaş ödedi ve ödüyor. Ülke hiçbir alanda daha iyiye gitmedi. Erdoğan ‘tek adam’ rejimini kurdu. Sivil darbe gerçekleşti. Darbe dönemlerinde yaşanan ne varsa Erdoğan onları ülkeye yasattı.
Demokrasi geriledi. Adalet çöktü. Hapishaneler doldu taştı… Özgürlükler alabildiğine daraldı. Konuşmak suç, yazmak suç, mesaj atmak suç…
Erdoğan, BAAS rejimi gibi karanlık bir sistem kurdu. Bu manzarayı umumiye karşısında vatandaş 15 Temmuz’a niye ilgi göstersin? O gece ülkenin felaketi oldu. Kutlanacak neyi var ki…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


































