Katledilen Şimoni Diril ve kayıp Hürmüz Diril için 6 yıldır adalet mücadelesini sürdüren kızları Gülcan Diril, ‘Madem faili meçhullerle yüzleşilecek, o halde devlet imkanlarıyla sondan geriye doğru bu cinayetler aydınlatılmalıdır. Önemli olan söylemler değil, ortaya konulacak somut adımlardır’ dedi
Türkiye’de “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” tartışmaları sürerken, toplumsal barışın kalıcılaşması için geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin ortaya çıkarılması talepleri de gündemdeki yerini koruyor. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, ancak başta tehcir, katliam ve zorunlu göç politikaları olmak üzere birçok hak ihlaliyle karşı karşıya kalan Keldaniler, Cumhuriyet döneminde de homojen toplum yaratma politikalarının hedefi oldu.
Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Kovane köyüne 2020 yılında geri döndükten sonra katledilen Keldani Şimoni Diril ve halen akıbeti bilinmeyen Hürmüz Diril dosyası ise bu yüzleşme ihtiyacının en güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Keldani Şimoni Diril ve hala kayıp olan Hürmüz Diril’in kızı Gülcan Diril ile adalet arayışı üzerine konuştu.
‘90’lı yıllar felaketti’
Keldani toplumunun topraklarından koparılma hikayesinin derin bir geçmişe dayandığını ifade eden Gülcan Diril, “Bu bir seferlik bir mesele değil, kopmayan bir süreç. 90’lı yıllar, babamın tabiriyle bizim için bir ‘felaketti’. 1992’de hükümetin geri dönüş çağrısıyla köyümüze döndük ama çatışmalar başlayınca 1993’te yine çıkarıldık. Benim için ağır bir çocukluk travmasıydı. Babam toprağına, köyüne aşık bir adamdı. Bütün Keldaniler Fransa’ya göç ederken, o hep köyüne dönme umudunu taşıdı. 2015’teki barış sürecinde yurt dışındaki Keldanilere de ‘evin kapısı açık’ diyerek köyde yeni bir ev yaptırdı. Fakat 2020 senesine geldiğimizde hiç beklemediğimiz bir katliamla karşı karşıya kaldık. Ne yaşanan süreçteki adımları ne de bu sonucu kesinlikle hak etmedik” şeklinde konuştu.
‘Aramaya yönelik çalışma olmadı’
Dava sürecinde hukukun kayıtsızlığına işaret eden Gülcan Diril, soruşturma sürecinde delilleri kendilerinin topladığını belirtti.
Gülcan Diril, soruşturma sürecine dair eksikleri şöyle anlattı:
“Olayın yaşandığı yer oldukça ıssız bir yerdi; fiziksel olarak da düşünce olarak da çok yalnız bırakıldık. Delilleri karartmak denilebilir mi bilmiyorum ama delilleri biz topladık; aramaya yönelik hiçbir girişim olmadı. Annemizi abim bulmak zorunda kaldı, o travmayı yaşamak zorunda değildi. Savcılığa ve devlete düşen görev, katilleri bulup olayı aydınlatmaktı. Üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen dosyayı olgunluğa ulaştıracak tek bir adım göremiyoruz.”
‘Failleri belli’
Gülcan Diril, “Cumartesi Annelerinin de her defasında bağırdığı gibi; faili meçhul diye bir şey yok, tamamen faili belli. Bizim davamız baştan beri kesinlikle faili meçhul değildi; ben bunu gayretsizlikle, çabasızlıkla ve olayın üzerini örtme çabası olarak görüyorum. Adalet arayan herkes, adaletin karşılığını somut bir şekilde görmediği sürece bu ülkede hiç kimsenin kalbi bu ülkeyle barışmaz” dedi.
‘Önemli olan söylem değil atılan adımlar’
Meclis’te kurulması talep edilen hakikat komisyonlarına ve yürütülen tartışmalara değinen Gülcan Diril, azınlıklara yönelik özgün bir hukuki modelin şart olduğunu belirtti.
Gülcan Diril, şunları dile getirdi:
“Azınlıklar olarak baktığımızda bizim bu topraklarda 6 bin 700 küsur yıllık bir geçmişimiz var; biz buraya sonradan gelmedik. Dolayısıyla bize sonradan gelmiş bir ‘misafir’ gibi bakılamaz. Biz bu ülkeye vergimizi ödüyoruz ve her yurttaş gibi eşit haklardan, adaletten faydalanmak istiyoruz. Madem faili meçhullerle yüzleşilecek, o halde devlet imkanlarıyla sondan geriye doğru bu cinayetler aydınlatılmalıdır. Önemli olan söylemler değil, ortaya konulacak somut adımlardır.”
Ne olmuştu?
Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Mehrî köyünde 11 Ocak 2020’de Hürmüz Diril (71) ve Şimoni Diril (65) çifti kayboldu. Şimoni Diril’in cansız bedeni 70 gün sonra evlerinin bin 500 metre kuzey batısında Hêzil Çayı’nda bulundu. Ancak Hürmüz Diril’in akıbeti bu zamana kadar öğrenilemedi.
Şimuni Diril’in ölümüne dair Apro Diril, Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” ve “Tasarlayarak öldürme” suçundan dava açıldı. Mahkeme 21 Temmuz 2023 tarihinde Apro Diril hakkında, “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” ve “Tasarlayarak öldürme” suçundan müebbet hapis cezası, Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında ise beraat kararı verdi.
Savcılık 6 yıl 2 aydır haber alınamayan Hurmüz Diril için ayrı bir iddianame hazırladı. İddianamede Apro Diril, Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız “kasten öldürme” suçlaması ile şüpheli olarak yer aldı.
Haber: Melike Aydın / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































