HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE
Birkaç gün önce 74 yaşına giren Osvaldo Ardiles, yalnızca Arjantin futbolunun değil, İngiliz futbol tarihinin de dönüm noktalarından biri olarak görülüyor. Çünkü onun hikâyesi, bir dünya şampiyonunun başarı öyküsünden çok daha fazlasını anlatıyor: İngiliz futbolunu değiştiren bir devrimciyi ve Falkland Savaşı’nın gölgesinde yavaş yavaş sönmeye başlayan bir yıldızı.
1970’lerin sonuna kadar İngiliz futbolunda yabancı oyuncu görmek son derece nadirdi. Çalışma izinleri konusundaki katı kurallar ve kulüpler arasında süregelen yazılı olmayan anlaşmalar, İngiltere’yi dış dünyaya kapalı bir futbol adasına dönüştürmüştü. Ancak 1978’de Tottenham Hotspur’un Arjantinli dünya şampiyonları Osvaldo “Ossie” Ardiles ve Ricardo Villa’yı transfer etmesiyle bu tablo değişmeye başladı.
Tottenham’ın iki oyuncu için ödediği toplam bonservis bedeli yalnızca 750 bin sterlindi. Villa zaman zaman uyum sorunları yaşarken, Ardiles Londra’ya adım attığı andan itibaren bambaşka bir etki oluşturdu. Küçük yapılı orta saha oyuncusu kısa sürede İngiliz futbolunun alışık olmadığı bir profil çizdi: Top kapmak için sertleşen değil, oyunu zekâsıyla yöneten bir futbolcu.
Teknik direktör Keith Burkinshaw yönetimindeki Tottenham, dönemin en keyif veren takımlarından birine dönüşmüştü. Glenn Hoddle’ın üretkenliği, Ray Clemence’ın güven veren kaleciliği, Steve Perryman’ın liderliği ve Steve Archibald’ın golcülüğü, Ardiles’in etrafında şekilleniyordu. O takımın gerçek beyni Arjantinli maestroydu.
Ardiles’in İngiliz futboluna getirdiği yenilik, yalnızca estetik değildi. O güne kadar merkez orta saha oyuncularından beklenen temel görev rakibi bozmak ve fiziksel mücadeleyi kazanmaktı. Ardiles ise oyunu birkaç saniye önceden okuyabilen, pas açılarını sezgisel olarak kapatan ve topu kazandığı anda hücumu başlatan bir futbol zekâsıydı. Hafif adımlarla sahada süzülüyor, rakibin hamlesini önceden tahmin ediyor ve oyunun ritmini belirliyordu.
Bu nedenle birçok futbol yazarı onu “İngiliz futbolunu değiştiren adam” olarak tanımladı. White Hart Lane tribünleri kısa sürede ona hayran oldu. Tottenham, Ardiles’in liderliğinde 1981 ve 1982’de FA Cup’ı kazandı; takım oyuncuları onun onuruna “Ossie’s Dream” adlı şarkıyı bile kaydetti. Her şey bir masal gibi görünüyordu.
Fakat 1982’de Falkland Savaşı patlak verdiğinde bu masal bir anda karanlığa gömüldü.
Arjantin’in Falkland Adaları’nı işgal etmesi üzerine Birleşik Krallık askeri operasyon başlattı ve iki ülke kısa ama son derece sert bir savaşa sürüklendi. Ardiles için bu çatışma yalnızca siyasi bir kriz değildi; kardeşi savaşta hayatını kaybetmişti.
Bir anda İngiltere’de yaşayan Arjantinli bir dünya şampiyonu olarak kendisini imkânsız bir durumun içinde buldu. Ne askeri cuntayı destekliyordu ne de ülkesine sırtını dönebilirdi. Tottenham yönetimi onu olası tepkilerden korumak istedi, Ardiles ise Londra’dan uzaklaşmanın en doğru yol olduğuna karar verdi.
1982 Dünya Kupası hazırlıkları için Arjantin milli takımına katıldı ve ardından sezonun geri kalanını kiralık olarak Paris Saint-Germain’de geçirdi. O dönemde İngiltere’ye dönmesi fiilen mümkün görünmüyordu.
1983’te Tottenham’a geri döndüğünde tribünler onu yeniden bağrına bastı. Ancak sahadaki Ossie artık eskisi değildi. 1978 Dünya Kupası’nın oyunu yöneten lideri gitmiş, yerini daha sıradan, daha çekingen bir orta saha oyuncusu almıştı.
İspanya’daki 1982 Dünya Kupası da bu değişimin en açık göstergesiydi. Dört yıl önce Arjantin’in şampiyonluk yürüyüşünün merkezinde yer alan Ardiles, bu kez Diego Maradona’nın etrafında kurulan takımda etkisiz kaldı. Tottenham’daki ikinci dönemi de ilk yıllarındaki büyüyü taşımıyordu.
Sakatlıklar düşüşte önemli rol oynadı. 1984-85 sezonunda yalnızca 11 lig maçında forma giyebildi ve teknik direktör değişikliğinin ardından takım içindeki yerini kaybetti. Ancak birçok gözlemciye göre sorun yalnızca fiziksel değildi. Falkland Savaşı’nın yarattığı psikolojik yük, kardeşinin ölümü ve yaşadığı kimlik çatışması, onun futbolunu derinden etkilemişti.
Ardiles daha sonra alt liglerde futbol oynadıktan sonra teknik direktörlüğe geçti. 1989’da Swindon Town’da dikkat çekici bir çıkış yaptı; teknik kaliteye dayalı cesur futbol anlayışıyla büyük övgü topladı. Ancak kulübün mali sorunları bu yükselişin önünü kesti. Sonraki yıllarda Meksika, Japonya, Suudi Arabistan ve Malezya gibi farklı ülkelerde çalıştı. 1994’te Tottenham’ın başına dönüşü ise beklenen başarıyı getirmedi.
Bugün Osvaldo Ardiles’e bakıldığında, onu yalnızca 1978 Dünya Kupası’nı kazanan Arjantinli orta saha olarak görmek büyük haksızlık olur. O, İngiliz futboluna yabancı oyuncuların yolunu açan öncü, teknik zekânın fiziksel güce üstün gelebileceğini gösteren vizyonerdi. Tarihin acımasız müdahalesiyle kariyerinin zirvesinde yara alan trajik bir futbol kahramanıdı.
Belki de Ardiles’in hikâyesini en iyi özetleyen cümle şudur: White Hart Lane’e geldiğinde İngiliz futbolunun geleceğini değiştirdi; Falkland Savaşı başladığında ise futbol, onun hayatını sonsuza kadar değiştirdi.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































