MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, NATO’nun Türkiye için “ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezi” olduğunu söyledi. Türkiye’nin NATO’nun Güney Doğu kanadındaki konumuna dikkat çeken Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılması çağrısı yaptı. Bahçeli, askeri sağlık sisteminin yeniden yapılandırılmasını “milli beka meselesi” olarak niteledi: “Ne hazindir ki; bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir.”
- Askeri hastaneler, 15 Temmuz’un ardından 669 sayılı KHK ile kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredildi; bu kapsamda GATA dahil 26 şehirdeki 32 askeri hastane sivil statüye geçirildi. Karar sonrasında 2 bin 43 olan askeri cerrah sayısı 347’ye kadar geriledi ve Türkiye, NATO üyeleri arasında askeri hastanesi bulunmayan tek ülke konumuna düştü. Sınır ötesi operasyonlarda yaralanan askerlerin tedavisinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle uygulama yıllardır eleştirilirken, son dönemde GATA’nın yeniden askeri statüde açılması ve bazı hastanelerde hibrit modele geçilmesi yönünde çalışmalar başlatıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin, Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını, ordusunun caydırıcı kapasitesini ve savunma sanayisini gösterecek önemli bir faaliyet olduğunu söyleyen Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın devlet anlayışının da zirvede görünür olacağını belirtti. Bahçeli, “Böyle bir dönemde Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye’nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı’yla tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede; krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye’nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır: NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezi değildir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir.” dedi.
Türkiye’nin NATO’nun Güney Doğu kanadındaki askeri ve stratejik rolüne değinen Bahçeli, Türk ordusunun ittifakın bölgesel planlarında belirleyici konumda olduğunu savundu. Bahçeli, “Türk ordusu, Karadeniz’in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi’ndeki varlığımıza; Aksaz’dan İncirlik’e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO’nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore’den Afganistan’a, Kosova’dan Libya’ya, Bosna-Hersek’ten Irak’a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk’ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir.” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli, daha sonra sözü askeri hastanelere getirdi. Türkiye’nin NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke olduğunu anlattı. Askeri sağlık sisteminin savaş ve çatışma koşullarında sivil hastanelerden farklı ihtiyaçlara yanıt vermesi gerektiğini belirten Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılmasını istedi:
- “Ne hazindir ki; bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir.
- Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir.
- Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir.
- Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir; şehir hastanelerimiz, eğitim araştırma hastanelerimiz ve üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askeri sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır.
- Bir ordunun topu kadar tabibi, tüfeği kadar tıbbı, zırhı kadar sıhhiyesi de o ordunun şanındandır, caydırıcılığındandır. Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkûmdur. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum: milli beka meselesidir.
- Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yarinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetine duran Mehmetçiğimize; aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz; askeri hastanelerin yeniden açılmasıdır. Bu borç; cepheden ameliyathaneye ve rehabilitasyon hizmetlerine dek uzanan güçlü, disiplinli ve uzmanlaşmış bir askeri nizamla tamamlanmak zorundadır.”
Askeri hastaneler, 15 Temmuz’un ardından 669 sayılı KHK ile kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredildi; bu kapsamda GATA dahil 26 şehirdeki 32 askeri hastane sivil statüye geçirildi. Karar sonrasında 2 bin 43 olan askeri cerrah sayısı 347’ye kadar geriledi ve Türkiye, NATO üyeleri arasında askeri hastanesi bulunmayan tek ülke konumuna düştü. Sınır ötesi operasyonlarda yaralanan askerlerin tedavisinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle uygulama yıllardır eleştirilirken, son dönemde GATA’nın yeniden askeri statüde açılması ve bazı hastanelerde hibrit modele geçilmesi yönünde çalışmalar başlatıldı.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































