‘Bu tür zeminler diyaloğun başlangıç zeminidir’ diyen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nun koordinatörlerinden Ömer Salman, barış dilinin Türkiye’nin batısındaki sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler aracılığıyla taşınması gerektiğini vurguladı
Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, 5 gün boyunca atölyeler, paneller, hafıza yürüyüşleriyle sürdü. Dolu dolu geçen foruma hem yurt içinden hem de yurt dışından yoğun katılım oldu. Koordinatörlerden Ömer Salman, forumun ortaya çıkış süreci ve atölyelerde öne çıkanlara dair konuştu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumda yaygınlaşması hedefiyle yola çıktıklarını belirten Ömer Salman, “Toplumun sahiplenmediği bir barışın toplumda kalıcı olmasının söz konusu olmadığı geçmiş deneyimlerde de anlaşıldı. Bunun üzerine aylar önce bu forumun arka plan metnini oluşturarak, temel çerçeveyi çizerek, yola başladık” dedi.
Amed’de uzun süredir böyle kapsamlı bir çalışmanın yapılmadığını aktaran Ömer Salman, “Biz de toplumun ihtiyaçlarının, beklentisini çok yoğun olduğu üzerinden yoğun bir programa odaklandık. Belki programın bu kadar yoğun olması katılımcılar açısından eleştirilen bir temel faktör olarak öne çıktı. Bundan sonraki çalışmalarda bunu dikkate almak gerekiyor. Ama bu hâliyle bile toplumun bu çalışmalara ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösteren bir insan akışı ve katılımı söz konusuydu. Özellikle savaş sonrası toplumun bütün sorunlarını kapsayan çeşitli atölyelerin başlıkları ilgi gördü. Yani toplumsal cinsiyet, barış gazeteciliği, hafıza yürüyüşleri, gençlerin siyasal çalışmaları gibi toplumun farklı katmanlarının yoğun katılım gösterdiği atölyelerimiz oldu. Ortadoğu’nun durumunu inceleyen, yoksulluğu tartışmış panellerimiz de hem kente hem de dışarıdan gelen katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü” diye belirtti.
‘Yürütülen tartışmalarda sürece, mücadeleye katkı sunma ihtiyacı kıymetliydi’
Atölyelerde sürecin başlaması sonrası görülen “temkinli iyimserlik” halinin söylemlere de yansıdığını ve özellikle sürecin uzamasıyla beraber oluşan kaygıları da gözlemlediklerini anlatan Ömer Salman, “Ama yürütülen tartışmalarda, atölyelerdeki sohbetlerde, bu sürece, mücadeleye katkı sunma ihtiyacı, yaklaşımı, motivasyonu bizim için çok kıymetliydi. Kadınların, gençlerin atölyelere olan ilgisi özellikle savaşta bir kopuş yaşayan toplumdaki kuşakların tekrar bu mücadele içinde yer alması bizim, barışa dair iyimserliğimizi arttıran bir şey oldu. Hafıza yürüyüşleri düzenlendi. Bir genç eğer bu kentin hafızası olan Vedat Aydın’ın katledildiği yeri böyle bir çalışmadan öğreniyorsa; bu hafıza yenileme meselesinin de forumla açığa çıktığına dair çok önemli somut bir gösterge oldu” diye belirtti.
‘Süreci de beraber örmemiz gerekiyor’
Foruma dair sonuç bildirgesi yayınlayacaklarını da sözlerine ekleyen Ömer Salman, “Forum koordinasyon ekibi olarak değerlendirmesini yaptıktan sonra bir sonuç bildirgesi yayınlayacağız. Ama biz bu forum çalışmalarına başlarken de forumun bittiği gün aslında çalışmaların asıl başladığı gün olduğunu kendi aramızda da kararlaştırmıştık. Çünkü savaş sonrası bir toplumu barışa hazırlamak için her gün sahada olmak gerekiyor. Ama bu salt yerel yönetimlerin ya da siyasal partilerin tek başına üstesinden geleceği bir durum değil. Biz burada aynı zamanda bu çalışmaların bileşeni olan sivil toplum örgütleriyle beraber bu meseleyi başlattık. Beraber tartıştık ve belki bundan sonraki süreci de beraber örmemiz gerekiyor” dedi.
‘Ülkenin tamamında tartışılmazsa kalıcı olması mümkün değil’
Ömer Salman, “Bu tür zeminler diyaloğun başlangıç zeminidir. Yani her çatışmanın sonu bir müzakere ve onurlu bir barış olmak zorundadır. Yani hiçbir savaş sonsuz değildir. Bugün artık silahsız bir toplum söz konusuysa bu çalışmanın kendisi tam da müzakere ve iletişimin altyapısını oluşturan bir yerdir. Ama şu bir gerçeklik ki yani biz hala gündelik basında yani görsel medyada şiddet dilini ne yazık ki; Türkiye’nin batısında çok fazla görüyoruz. O yüzden barış gazeteciliği bizim için çok önemlidir. Çünkü her gün insanlar radyoda, televizyonda, sosyal medyada haberlere maruz kalıyorlar ve buradaki dil Amedpor sürecinde de gördüğümüz gibi hemen milliyetçi reflekslere dönebiliyor. O yüzden bunun buradaki barış dilinin Türkiye’nin batısındaki sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler aracılığıyla taşınması gerekiyor. Yani ülkenin tamamında meselenin tartışılmadığı bir barışın kendisinin toplumda kalıcı olması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Haber: Müjdat Can – Berivan Altan \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































