• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    OpenAI, GPT-6 Astra modelini duyurdu! Üst düzey güvenlik açıklarını buluyor

    OpenAI, GPT-6 Astra modelini duyurdu! Üst düzey güvenlik açıklarını buluyor

    Uzay-zaman büküldü dedektörler yanıldı: Tarihin en büyük kara delik birleşmesinde uzay algısı çöktü

    Uzay-zaman büküldü dedektörler yanıldı: Tarihin en büyük kara delik birleşmesinde uzay algısı çöktü

    Hafta sonu keyif yapmak isteyenlere: İki günde bitirilebilecek 5 film serisi! – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    Hafta sonu keyif yapmak isteyenlere: İki günde bitirilebilecek 5 film serisi! – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    Uzun süre oturanlar, dikkat! Hareketsizlik kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor

    Uzun süre oturanlar, dikkat! Hareketsizlik kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor

    5 Gollü Düelloda 3 Puan Aslan'ın

    5 Gollü Düelloda 3 Puan Aslan’ın

    Araştırmaya göre demansı 13 yıl geciktirecek 3 alışkanlık

    Araştırmaya göre demansı 13 yıl geciktirecek 3 alışkanlık

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Katar’dan İran’a tepki: Sivil alanların hedef alındığı belgelendi

    Katar’dan İran’a tepki: Sivil alanların hedef alındığı belgelendi

    ODTÜ’de ‘rant yolu’na karşı eylem: Öğrencilerin üzerine belediye aracı sürüldü

    ODTÜ’de ‘rant yolu’na karşı eylem: Öğrencilerin üzerine belediye aracı sürüldü

    Girne’deki gemi kazası: Ulaştırma Bakanlığı’nda 3 üst düzey görevden alma

    Girne’deki gemi kazası: Ulaştırma Bakanlığı’nda 3 üst düzey görevden alma

    Mereş’te okul saldırısı davasının ilk duruşması görüldü: Oğlundan şikâyetçi oldu

    Mereş’te okul saldırısı davasının ilk duruşması görüldü: Oğlundan şikâyetçi oldu

    Mehmet Sincar ve Metin Özdemir katledildikleri Elma Sokağı’nda anıldı

    Mehmet Sincar ve Metin Özdemir katledildikleri Elma Sokağı’nda anıldı

    Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Özdemir serbest bırakıldı

    Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Özdemir serbest bırakıldı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas

    Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas

    Davutoğlu nasıl miras bırakacak?

    Davutoğlu nasıl miras bırakacak?

    Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya

    Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya

    Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?

    Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?

    Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor

    Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor

    Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor

    Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    OpenAI, GPT-6 Astra modelini duyurdu! Üst düzey güvenlik açıklarını buluyor

    OpenAI, GPT-6 Astra modelini duyurdu! Üst düzey güvenlik açıklarını buluyor

    Uzay-zaman büküldü dedektörler yanıldı: Tarihin en büyük kara delik birleşmesinde uzay algısı çöktü

    Uzay-zaman büküldü dedektörler yanıldı: Tarihin en büyük kara delik birleşmesinde uzay algısı çöktü

    Hafta sonu keyif yapmak isteyenlere: İki günde bitirilebilecek 5 film serisi! – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    Hafta sonu keyif yapmak isteyenlere: İki günde bitirilebilecek 5 film serisi! – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    Uzun süre oturanlar, dikkat! Hareketsizlik kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor

    Uzun süre oturanlar, dikkat! Hareketsizlik kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor

    5 Gollü Düelloda 3 Puan Aslan'ın

    5 Gollü Düelloda 3 Puan Aslan’ın

    Araştırmaya göre demansı 13 yıl geciktirecek 3 alışkanlık

    Araştırmaya göre demansı 13 yıl geciktirecek 3 alışkanlık

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Katar’dan İran’a tepki: Sivil alanların hedef alındığı belgelendi

    Katar’dan İran’a tepki: Sivil alanların hedef alındığı belgelendi

    ODTÜ’de ‘rant yolu’na karşı eylem: Öğrencilerin üzerine belediye aracı sürüldü

    ODTÜ’de ‘rant yolu’na karşı eylem: Öğrencilerin üzerine belediye aracı sürüldü

    Girne’deki gemi kazası: Ulaştırma Bakanlığı’nda 3 üst düzey görevden alma

    Girne’deki gemi kazası: Ulaştırma Bakanlığı’nda 3 üst düzey görevden alma

    Mereş’te okul saldırısı davasının ilk duruşması görüldü: Oğlundan şikâyetçi oldu

    Mereş’te okul saldırısı davasının ilk duruşması görüldü: Oğlundan şikâyetçi oldu

    Mehmet Sincar ve Metin Özdemir katledildikleri Elma Sokağı’nda anıldı

    Mehmet Sincar ve Metin Özdemir katledildikleri Elma Sokağı’nda anıldı

    Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Özdemir serbest bırakıldı

    Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Özdemir serbest bırakıldı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas

    Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas

    Davutoğlu nasıl miras bırakacak?

    Davutoğlu nasıl miras bırakacak?

    Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya

    Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya

    Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?

    Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?

    Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor

    Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor

    Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor

    Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya

SG by SG
4 Eylül 2026
in Görüş & Analiz
0
Antikor paradoksu (3): İki kardeş, iki marka, iki Almanya


Aynı evde doğan iki kardeşin markaları gibi, aynı milletten doğan iki Almanya da hiçbir zaman tam olarak eşitlenemedi. AfD’nin en güçlü olduğu yer, tam olarak bu eşitlenememenin yaşandığı coğrafya.

M. NEDİM HAZAR | YORUM

Almanya’da siyasi ve sosyal bağlamda büyük değişimler yaşanıyor. Dünya üzerindeki siyasi çalkantıların ve savaşların etkisiyle bozulduğuna inanılan ekonomik durum mu bunu tetikledi, yoksa tam tersi mi söz konusu, kimse tam olarak emin değil. Ancak gerçek şu: Almanya, Nazi döneminden beri ilk kez faşizme bu kadar yakın duruyor. Okumakta olduğunuz ve serinin üçüncüsü olan bu yazıda, Alman ırkçı partisi olarak kabul edilen AfD üzerinden günümüz Almanya’sını okumaya çabalıyoruz.

Bunun için Alman toplumuna biraz daha yakınlaşmamız lazım. Almanya denilince genelde Batı Almanya kastedilir. Oysa daha düne kadar neredeyse tam orta yerinden ikiye bölünmüş bir ülke vardı. Tek millet, iki ayrı ideolojinin tarassudu altında yaklaşık 50 yıl yaşadı.

Almanya’nın hikâyesi bana hep Adidas ile Puma’nın hikâyesine benzer gelmiştir.

Bilir misiniz?

Gerçi bunları genelde marka seminerlerinde anlatırız ama müsaadenizle burada da kısaca anlatayım.

Herzogenaurach’ta bir çamaşırhane

Bavyera’nın Franken bölgesinde, Nürnberg’in yirmi kilometre kuzeybatısında Herzogenaurach diye bir kasaba var. Aurach adında küçük bir dere kasabayı ikiye böler. Bugün dünyanın en büyük iki spor markasından birinin merkezi derenin bir yakası, diğerininki öbür yakasındadır. Bu bir tesadüf değil, bir kavganın coğrafi kalıntısıdır aslında.

Hikâye 1924’te başlar.

Bir fırıncı olmayı beceremeyen ve annesinin çamaşırhanesinde ayakkabı dikmeye başlayan Adolf Dassler ile ağabeyi Rudolf Dassler, “Dassler Kardeşler Ayakkabı Fabrikası”nı kurar. İş bölümü nettir; Adolf üretimi ve tasarımı yapar; sessiz, titiz, atölyeden çıkmayan bir adamdır. Rudolf ise satışı ve pazarlamayı yürütür; girişken, dışa dönük, konuşkan. Bugün her marka danışmanının şablon olarak anlattığı “kurucu ikilisi” tam olarak budur esasen. Biri ürünü, diğeri hikâyeyi yapar.

Kardeşlerin ilk büyük vurgunu 1936 Berlin Olimpiyatları’nda gelir. Adolf, kendi diktiği çivili koşu ayakkabılarını bir çantaya doldurup Amerikan takımının kaldığı Olimpiyat köyüne gider ve Jesse Owens’ı ikna eder.

Owens o olimpiyatlarda 4 altın madalya kazandı.

Yani tarihin en meşhur ayakkabı reklamı, Hitler’in ırk üstünlüğünü ilan etmek için düzenlediği olimpiyatta, siyah bir Amerikalının ayağında koştu. Bu ironinin tadını çıkarın; çünkü hikâyenin geri kalanında pek tat kalmayacak.

İkinci Dünya Savaşı’nda her iki kardeş de Nazi Partisi üyesiydi. Fabrika bir dönem askerî mühimmat üretimine geçti. Ve tam da bu yıllarda kardeşler arasında, bugün hâlâ Almanya’da anlatılan bir olay yaşandı.

1943’te bir hava saldırısı sırasında Rudolf ve ailesi sığınaktaydı. Adolf, karısıyla birlikte içeri girdi ve gökyüzünü kastederek “Şu alçaklar yine geldi” dedi. Rudolf, bu cümleyi kendisi ve ailesi için söylenmiş sandı. Küçük bir yanlış anlama, kimsenin özür dilemeyi düşünmediği bir gerginlik, üstüne savaş yıllarının paranoyası. Rudolf askere alındığında bunu kardeşinin ayarladığına inandı; savaş bittiğinde Amerikalılar tarafından gözaltına alındığında da onu kardeşinin ihbar ettiğini düşündü.

1948’de ortaklık bitti.

Fabrika, makineler, çalışanlar ve patentler paylaşıldı. Rudolf derenin bir yakasına geçip kendi şirketini kurdu; başta “Ruda” adını verdiği markanın adını kısa süre sonra Puma yaptı. Adolf ise kendi lakabı ile soyadını birleştirip Adidas’ı kurdu.

O günden sonra Herzogenaurach artık bir kasaba değil, iki kasabaydı.

İki futbol kulübü vardı, iki fırın, iki birahane, iki bakkal. Puma’da çalışan bir aileyle Adidas’ta çalışan bir aile kız alıp vermiyordu. Çocuklar okulda bile kamplara ayrılıyordu. Kasabaya adım atan yabancıların dikkatini ilk çeken şey ise şuydu: Herkes önce karşısındakinin ayakkabısına bakıyordu. Almanlar buraya bir isim taktı: Başları öne eğik şehir. İnsanlar birbirinin yüzüne bakmadan önce ayağına bakıyor, hangi taraftan olduğunu anlıyor, konuşmasını ona göre ayarlıyordu.

İki kardeş bir daha hiç barışmadı. Aynı mezarlığa, birbirlerinden mümkün olan en uzak iki köşeye gömüldüler.

Bern’in mucizesi ve tarihin ayrımı

Bitmiyor hikâye elbette. Ayrılıktan 6 yıl sonra, 1954’te, Almanya’nın savaş sonrası kaderini belirleyen maç oynandı. Bern’de Almanya, o dönem yenilmez sayılan Macaristan’ı yendi ve dünya şampiyonu oldu. Sahadaki oyuncuların ayağında, Adolf Dassler’in yağmurlu havaya göre değiştirilebilir çivili tabanlar taktığı ayakkabılar vardı.

Almanya için o maç bir futbol karşılaşması değildi. Yenilmiş, işgal edilmiş, utanç içindeki bir ülkenin dünya sahnesine yeniden çıkışıydı. Tarihçiler Federal Almanya’nın gerçek doğum tarihini 1949 değil 1954 diye yazarlar. Ve o doğumun ayakkabısı Adidas’tı.

İşte tam burada iki markanın yolu, iki Almanya’nın yolu gibi ayrılıyor.

Adidas’ın hikâyesi Batı Almanya’nın hikâyesidir: Ekonomik mucize, ihracat, dünya markası, uluslararası sermaye, moda ile sporun birleşmesi. Puma da kötü bir marka olmadı; Pelé’yi, Cruyff’u, Maradona’yı giydirdi, sahada büyük sükse yaptı. Ama hiçbir zaman birinci olamadı. Hep “öteki Dassler” olarak kaldı. Aynı kandan, aynı evden, aynı çamaşırhaneden çıkmış olmasına rağmen.

Bugünkü rakamlar bu farkı acımasızca gösteriyor. Adidas’ın cirosu 2025’te 24,8 milyar euroya çıktı. Puma’nın cirosu 8,8 milyar euro civarında ve şirket 2025’i 640 milyon euroyu aşan rekor bir zararla kapattı; 2026 sonuna kadar 900 kişiyi işten çıkarma planı açıklandı. Üstelik Puma, 2024’te dünya üçüncülüğü koltuğunu Çinli Anta’ya kaptırmıştı. Ocak 2026’da ise Puma hisselerinin yüzde 29’u, yani Fransız Pinault ailesinin elindeki tüm pay, 1,5 milyar euroya o Çinli şirkete satıldı.

Ve şu ayrıntı, hikâyenin en can alıcı yeri; Puma’yı toparlamakla görevlendirilen yeni genel müdür Arthur Hoeld, uzun yıllar Adidas’ta çalışmış bir yöneticiydi. Yani derenin bu yakasını kurtarmaya, öbür yakadan bir adam çağrılmıştı!

Şimdi projeksiyonu büyütelim zira bundan sonrası artık ayakkabı değil, Almanya.

1945’te Almanya da tıpkı o kasaba gibi ikiye bölündü. Bölünme ideolojik bir tercih değildi; kazananların masada çizdiği bir şekildi. Aynı dili konuşan, aynı tarihi paylaşan, aynı acıyı yaşamış tek bir millet, kırk yıl boyunca iki ayrı sistemin gözetimi altında yaşadı. Bir tarafta Marshall yardımı, piyasa ekonomisi, Wirtschaftswunder; öbür tarafta planlı ekonomi, kolektifleştirme, Stasi. Bir tarafta Volkswagen, öbür tarafta Trabant.

Herzogenaurach’taki gibi, insanlar burada da birbirinin ayakkabısına bakmayı öğrendi. Batılı, Doğuluyu “sürekli sızlanan” diye kodladı; Doğulu, Batılıyı “her şeyi daha iyi bilen” diye. Almanca bu iki kelimeyi bugün hâlâ kullanır: Jammerossi ve Besserwessi. Duvar 1989’da yıkıldı; bu iki kelime yıkılmadı.

Ve birleşmeden sonra olan şey, tam olarak Puma’nın başına gelenin milyonlarca insan ölçeğindeki hâli gibiydi.

Doğu’nun sanayisi Treuhand eliyle özelleştirildi, tasfiye edildi ya da batıya satıldı. Devraldığı 8 bin 500 civarındaki işletmede çalışan 4 milyon insandan geriye birkaç yıl içinde çok azı kaldı. Fabrikalar kapandı, gençler batıya gitti, kasabalar küçüldü. 30 yılda doğuya aktarılan kaynağın 2 trilyon euroyu bulduğu hesaplanıyor; buna rağmen ücretler, verimlilik ve servet birikimi hâlâ batının gerisinde. Ve şu istatistik tek başına her şeyi anlatır: Almanya’nın en büyük kırk şirketini kapsayan DAX endeksinde, merkezi eski Doğu Almanya topraklarında olan tek bir şirket yoktur.

Puma’nın başına Adidas’tan yönetici getirilmesi gibi, Doğu’nun üniversitelerinin, mahkemelerinin, hastanelerinin ve şirketlerinin başına da büyük ölçüde batıdan insanlar geldi. Bugün, birleşmeden otuz beş yıl sonra bile, nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturan Doğu Almanlar ülkenin en üst pozisyonlarında bunun çok altında temsil ediliyor. Yani mesele yalnızca fakirlik değil. Mesele, kendi evinde misafir gibi hissetmek.

Burada dürüst olmak gerekiyor, zira kuraldır her analoji bir yerden topallar. Puma bugün hâlâ dünya çapında bir marka, Doğu Almanya ise bir marka değil, 16 milyon insandan ibaret geri kalmış bir bölge. Puma’nın sorunu pazarlama, Doğu’nunki ise yapısal. Ama iki hikâyenin ortak noktası rakamlarda değil, psikolojide: Sürekli bir başkasıyla kıyaslanarak var olmak. Kendi başarısı bile “onlara göre nerede” sorusuyla ölçülen bir varlık haline gelmek. Ne kadar çabalarsanız çabalayın, ölçüyü hep karşı yakanın koyduğu bir yarışta koşmak.

30 yıldır Puma bu kabuğu kırmaya çalışıyor. 30 yıldır Doğu Almanya da öyle. İkisinin de çok başarılı olduğu söylenemez.

Aradaki tek fark şu ki, markalar oy vermiyor!

İnsanlar veriyor. Kendini ikinci sınıf hisseden, birleşmenin kazananı değil kaybedeni sayan, kararların hep başka bir yerde alındığını düşünen insanlar oy veriyor. Ve bu duyguyu siyasi bir dile çeviren parti, oyunu tam olarak oradan topluyor.

Sosyolojinin birinci katmanı şu: Doğu Almanya bir geçmiş değil, bir gelecek tahmini. AfD’nin en güçlü olduğu yerler Doğu eyaletleri. Ve burada herkesin bildiği ama üzerinde yeterince düşünmediği bir paradoks var. Göçmen oranının en düşük olduğu bölgeler, göç karşıtı partinin en yüksek oy aldığı bölgeler.

“Çok göçmen geldiği için AfD yükseldi” tezi burada çöküyor.

Peki ne yükseltiyor?

Birinci cevap temassızlık…

Göçmen komşusu, iş arkadaşı, okul velisi, market kasiyeri olarak tanımayan insan onu yalnızca ekranda tanıyor. Somut bir insan olarak tanınmayan şey, soyut bir tehdit olarak kalır. Sosyal psikolojinin temas hipotezi burada tersinden doğrulanıyor: Korku, mesafeyle beslenir.

Ama asıl cevap daha derinde ve Almanya’da uzun süre konuşulmadı bu mesele, sürekli ertelendi. Doğu Almanya’da demokrasi, refahla değil yıkımla aynı anda gelmişti.

Oysa Batı Almanya’da demokrasi, Wirtschaftswunder’ın yanında büyüdü. Anayasal düzen ile buzdolabının dolması aynı hikâyenin parçasıydı. Doğuda ise 1990’dan sonra Treuhand, devraldığı 8 bin 500 civarında işletmeyi özelleştirdi, tasfiye etti, batıya sattı; o işletmelerdeki 4 milyonluk istihdamdan geriye birkaç yıl içinde çok azı kaldı. Sanayi bir kuşakta silindi. Gençler, özellikle genç kadınlar batıya göç etti — geride nüfusu yaşlanan, cinsiyet dengesi bozulmuş, doktoru kapanmış, treni seyrekleşmiş, marketi kapanmış kasabalar kaldı. Üstüne bir de elit değişimi. Birleşmeden 35 yıl sonra bile, ülke nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Doğu Almanlar ülkenin en üst düzey pozisyonlarında bunun çok altında temsil ediliyor. Kendi eyaletlerindeki üniversite rektörlerinin, mahkeme başkanlarının, büyük şirket yöneticilerinin önemli bölümü hâlâ batı kökenli.

Buradan çıkan duygu “yabancı düşmanlığı” değil, birleşmenin kazananı değil kaybedeni olma duygusu bence. 1989’un “Wir sind das Volk” (Halk biziz) sloganının bugün AfD mitinglerinde atılıyor olması bir ironi değil, mantıksal bir sonuç. Slogan bir kez daha aynı şeyi söylüyor; bizi yönetenler bizden değil!

Geldik asıl rahatsız edici kısma. Doğu Almanya, Almanya’nın geçmişi değil, prova edilmiş geleceği olarak görülmeli. Nüfusun yaşlanması, kırsalın boşalması, kamu hizmetlerinin çekilmesi, sanayi istihdamının erimesi vs. Tüm bunlar Doğu’da 30 yıl önce hızlandırılmış çekimde yaşandı. Batı’da ise şimdi normal hızda yaşanıyor.

Galiba olan biten bundan ibaret…

Bir sonraki yazıda batıya bakacağız.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: AfDAlmanyaalmanya'da siyasi partilerBatı AlmanyaDoğu AlmanyaIrkçılık
ShareTweet
Previous Post

Erken yaşlarda tatlı tüketiminin sınırlandırılması bunama ve kanser riskini azaltıyor olabilir

Next Post

İran’dan ABD’ye düğün saldırısı tepkisi: “İntikamı mutlaka alınacak”

Related Posts

Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas
Görüş & Analiz

Saraybosna’nın yıkıntılarından çıkan bir elmas

4 Eylül 2026
Davutoğlu nasıl miras bırakacak?
Görüş & Analiz

Davutoğlu nasıl miras bırakacak?

4 Eylül 2026
Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?
Görüş & Analiz

Kur’an’ı okumak mı, Kur’an’a söyletmek mi?

3 Eylül 2026
Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor
Görüş & Analiz

Premier Lig para basıyor: Avrupa artık yetişemiyor

3 Eylül 2026
Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor
Görüş & Analiz

Kendi evladını yetiştiren değil, tüketen Trabzonspor

2 Eylül 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Erdoğan, Melih Gökçek’i feda eder mi?

1 Eylül 2026
Next Post
Haber Merkezi TR724

İran’dan ABD’ye düğün saldırısı tepkisi: “İntikamı mutlaka alınacak”

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter