Evrenin derinliklerinden gelen kütleçekimsel dalgaları inceleyen astrofizik dünyası, yakın tarihin en büyük keşiflerinden birini yeniden tartışmaya açtı. LIGO ve Virgo gözlemevleri tarafından 2023 yılında tespit edilen ve GW231123 olarak adlandırılan kütleçekimsel dalga sinyali, Güneş’in 103 ve 137 katı büyüklükteki iki devasa yıldızsal kara deliğin birleştiğini gösteriyordu.
Çarpışma sonucunda Güneş’in kütlesinin yaklaşık 225 katı büyüklüğünde, “ara kütleli kara delik” sınıfında devasa bir yapı oluştuğu bildirilmişti. Ancak yayımlanan yeni klinik analizler, bu ölçümün arkasında kozmik bir illüzyonun yatıyor olabileceğini gösterdi.
KÜTLEÇEKİMSEL MERCEKLENME DEDEKTÖRLERİ YANILTTI
Astrofizikçiler, evrende süpernova patlamaları sonucu oluşan yıldız kütleli kara deliklerin Güneş’in 150 katından daha büyük olamayacağını ifade ediyor. Sinyaldeki olağandışı kütle oranlarını inceleyen bilim insanları, evrensel “kütleçekimsel merceklenme” fenomene dikkat çekti.
Albert Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı uyarınca devasa kütleli gök cisimleri, arkalarından gelen ışığı ve kütleçekimsel dalgaları bir mercek gibi büküp büyüterek Dünya’ya ulaştırabiliyor. Araştırmacılar, Dünya ile birleşen kara delikler arasında yer alan bilinmeyen kütleli bir nesnenin sinyali olduğundan çok daha büyük gösterdiğini bildirdi.
OLAYIN ARKASINDA BİN GÜNEŞ KÜTLESİNDE GİZEMLİ BİR CİSİM OLABİLİR
Gözlemevlerinin kaydettiği sinyalleri yeniden modelleyen bilim insanları, yanılsamaya yol açabilecek iki ana senaryo üzerinde duruyor. İlk ihtimale göre; görüş hattında bulunan ve Güneş’in kütlesinin 1.000 katı büyüklüğünde bir başka ara kütleli kara delik, arkadaki birleşmenin sinyalini büyüterek dedektörlere ulaştırdı.
İkinci ihtimal olarak ise binlerce yıldızın bir arada bulunduğu yoğun bir küresel yıldız kümesinin veya devasa bir gök cismi topluluğunun bu mercek etkisini yarattığı ifade ediliyor.
HİYERARŞİK BİRLEŞME Mİ YOKSA KOZMİK BÜYÜTEÇ Mİ?
Bilim insanları, tespit edilen sinyalin doğrudan kademeli ve hiyerarşik kara delik birleşmelerinin bir sonucu olabileceğini, yani tespitin tamamen doğru olabileceğini de göz ardı etmiyor.
Ancak gelişen teknolojiyle birlikte kütleçekimsel dalga astronomisindeki merceklenme oranlarının daha net anlaşılacağı, elde edilen verilerin evrenin derinliklerindeki gizemli yapıların haritalandırılmasında hayati bir araç haline geleceği vurgulanıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































