Modern fizikte ve evrenin temel işleyiş kurallarında çığır açacak yeni bir bilimsel tartışmanın fitili ateşlendi. Mineralog Robert Hazen ile gezegen bilimci Michael Wong tarafından kaleme alınan çalışmada, evrendeki basit yapıların zamanla nasıl karmaşık ve düzenli sistemlere dönüştüğünü açıklayan yeni bir evrensel yasa önerildi. Klasik fizikte enerjinin dağıldığını ve evrendeki düzensizliğin (entropi) sürekli arttığını savunan termodinamiğin ikinci yasasına karşı çıkan araştırmacılar, evrende aksine düzeni artıran “zamanın ikinci bir oku” bulunduğunu ileri sürüyor.
ATOMLAR VE MOLEKÜLLER DE CANLILAR GİBİ EVRİMLEŞİYOR
Ortaya atılan teoriye göre, evrimsel seçilim ilkeleri yalnızca biyolojik canlıları kapsamıyor. Elementlerin nükleer füzyonla oluşması, kimyasal bileşiklerin şekillenmesi ve kristal yapıların gelişimi gibi cansız süreçlerin de belirli seçilim baskıları altında gerçekleştiği ifade ediliyor.
Bilim insanları, bir sistemde çok sayıda olası yapısal seçeneğin bulunması, yeni formların üretilebilmesi ve bunlar arasında bir ayıklama mekanizmasının işlemesi durumunda düzenin kaçınılmaz olarak ortaya çıktığını vurguluyor. Sistemlerdeki bu düzen artışı ise “fonksiyonel bilgi” kavramıyla ölçülüyor.

TERMODİNAMİK YASALARIYLA ÇELİŞKİ TARTIŞMA YARATTI
Fizik dünyasında heyecan yaratan bu yaklaşım, beraberinde ciddi bilimsel itirazları da getirdi. Termodinamiğin temel kuralı uyarınca evrendeki toplam düzensizliğin artması gerekirken, lokal alanlarda düzenin nasıl tırmandığı sorusu bilim insanlarını ikiye böldü.
Eleştirmenler, önerilen bu kuralın evrensel bir fizik yasası olabilmesi için her koşulda geçerli olması gerektiğini, ancak “bağlama bağlı” gelişen fonksiyonel bilginin nesnel olarak ölçülmesinin oldukça zor olduğunu kaydediyor.
DÜNYA’NIN JEOLOJİK TARİHİ VE CANLILIĞIN GELECEĞİ İNCELENİYOR
Jeolojik verilere ve Dünya’daki yaşamın tarihine bakıldığında, canlılığın milyarlarca yıl süren durağan dönemlerin ardından ani evrimsel patlamalarla çeşitlendiği görülüyor. Araştırmacılar, kitlesel yok oluşların ve çevre krizlerinin seçilim baskısını artırarak sistemdeki fonksiyonel bilgiyi yükselttiğini savunuyor.
Tıpkı Darwin’in doğal seçilim teorisinin zamanla kabul görmesi gibi, “Zamanın İkinci Oku” teorisinin de önümüzdeki yıllarda fizikte yeni bir sayfa açabileceği ifade ediliyor. Teorinin evrensel bir kanun haline gelip gelmeyeceği, önümüzdeki dönemde yürütülecek matematiksel ve deneysel ölçümlerle netlik kazanacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































