31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün. Onun hayatı tiyatroydu. Ancak hayatı boyunca çok çabalamasına karşın kendine ya da Dostlar Tiyatrosu’na ait, sabit, yerleşik bir tiyatro mekânı, bir tiyatro salonu hiç ama hiç olmadı. Şişli’nin ara sokaklarından kiralık sahnelere; okul bahçelerinden babadan kalma han avlularına, Karaca Tiyatro’dan Baro Han’ın karanlık yeraltı labirentlerine taşındı durdu. Birçok başka tiyatro ustalarımız ve topluluklarımız gibi. Bu da kültür politikamızın ayıbı.
Yarından başlayarak Genco’muzun sabit bir “tiyatrosu” olacak.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım düşüncelerden yola çıkan yakın dostları, nicedir ona bir anıt mezar hazırlamakla meşguller.
Başta kızı Ayşe Erkal, sonra yakın dostu, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı 2. Başkanı Özcan Arca ve bugüne dek Dostlar Tiyatrosu’na sayısız unutulmaz sahne dekorları gerçekleştirmiş, karanlık kuyu dibi mekânlarda mucizeler gerçekleştirmiş, minicik deliklere nice dünyalar sığdırmış olan mimar Tuncay Çavdar, “Ona bir tiyatro yapalım” düşüncesini hayata geçirmek için kolları sıvadı. Ve bir proje geliştirdiler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yapım sürecine güçlü kurumsal destek sağladı. Zincirlikuyu mezarlığında yer temin etti.
Projenin teknik desteğini ise Arcadia’nın mimari ekibinden Hürsel Sarıdağ ve Meral Demirci sağladı.
PERDEMİZ KIRMIZI GRANİT
Şu sırada İstanbul dışındayım anıt mezarı henüz görmedim ama çizimlerini inceledim. (Yarın 31 Temmuz saat 17.00’de açılacak. Tüm sevenleri davetlidir.)
“Genco’nun Tiyatrosu”nun çarpıcı bir tasarımı var. İlk bakışta dikkati çekiyor, anlamlar, çağrışımlar birbirini izliyor. Mimariye oldum olası meraklı canım arkadaşım Genco Erkal görseydi çok sevecekti diye düşünmeden edemiyorum.

Uludağ siyahı diye bilinen bir mermer çerçeve, sınırları çiziyor. Hem sahnenin hem anıtın ve hayatın sınırlarını. Ortada ise kırmızı granitten bir perdemiz var. Perde aralık. Perdenin gerisinde sonsuzluk. O perdenin her bir kıvrımına Genco’dan ve Dostlar’dan izlediğiniz her oyunu, katabilir, perdenin kıvrımlarına her repliği yerleştirebilirsiniz. Ortası ise bir çiçek bahçesi. Seyircilerimiz… Yitirdiğimiz sanatçılar… Ona alkış tutanlar…
İki gün önce, Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu’yla ilgili en geniş kapsamlı kitabı yazmış olan sevgili Ayşegül Yüksel Cumhuriyet’te, onun ardından yapılanları tüm ayrıntılarıyla yazdı. Tekrarlamayacağım. Başta kızı Ayşe Erkal olmak üzere tüm katkıda bulunanlara, emek verenlere sonsuz teşekkürler.
O, en önce tiyatrocu! Tiyatro onun yaşam biçimi. Tiyatro onun var olma nedeni. Haksızlık etmeyeyim bir de kızı Ayşe, bir de torunları. Tiyatro, onun can damarı, canı, kanı, tüm benliği, kimliği, kişiliği. Tiyatro onun yaşam sevinci, üzüntüsü, acısı, umudu, meselesi, derdi. Tiyatro onun çokluğu, onun yalnızlığı.
Ama nasıl bir tiyatro? Nitelikten, etik ve estetik değerlerden ödün vermeyen bir tiyatro. Aydın sorumluluğunun bilincinde bir tiyatro. Toplumu ve insanı daha iyiye, daha güzele, daha doğruya götürecek bir tiyatro. Eşitliğin ve özgürlüğün egemen olduğu; demokrasinin, insan haklarının, emeğin ve insan onurunun yüceliğini savunan tiyatro. Sömürüye, her tür baskıya, şiddete, savaşlara, çıkarcılığa, yalana talana karşı çıkan bir tiyatro. Haksızlıklara başkaldıran bir tiyatro. Eleştiren, tepki gösteren, direnci artıran, “Yalnız değilsin”i paylaşan, umudu yeşerten, öneri getiren bir tiyatro.
‘GENCO’NUN TİYATROSU’ VE SİNEM DEDETAŞ
Bir an için soluklanalım: Anlaşıldı. Son yerel seçimlerde CHP nin kazandığı tüm belediyelere “operasyon” yapılacak.
Keşke “Bu ülkede muhalefetin seçim kazanması yasaklanmıştır” diye bir fetva çıkarsalar da rahat etseler.
Üsküdar’da AKP egemenliğine ve mafya yasalarına son veren Sinem Dedetaş’ı, Şehir Hatları genel müdürü olduğu günden beri başarılarını izlediğim o harika cengaveri izlemeye, TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu başkanı olduğu günlerde başlamıştım.
İBB tarafından Şehir Hatları’nın başına getirildikten sonra İstanbul’da deniz ulaşımına verdiği öncelik, hangi partiye oy vermiş olursa olsun herkesin hayranlığını kazandı. Haliç Tersanesi’ni hayata geçirmesi oradaki başarısı da öyle. Hele hele başında bulunduğu kurumda kadın istihdamını iki değil üç misli artırması… Eh kabul edin ki bunlar kolay kolay affedilen başarılar değildir. Hele AKP hegemonyasına son vermesi…
“Genco’nun Tiyatrosu”yla başlamıştım öyle bitireyim: Genco Erkal’ın tiyatrosu daha güzel bir dünya özlemiyle yanıp tutuşan bir tiyatroydu. Sorgulayan, tartışan, bakmayı, görmeyi ve yorumlamayı hedefleyen bir tiyatro. İnsanı insan yapan değerleri erdem sayan bir tiyatro!
Genco hâlâ yaşıyor. İlkeleri de hedefleri de… Öyleyse mücadeleye devam.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

































