Sevda Cenap And Vakfı tarafından geçen yılki 38. Altın Madalya Onur Ödülü’nün Hasan Uçarsu’ya verilmesi gururumuz oldu. Ben bu ödül törenlerine uzun yıllar katıldım, kimi ödül alan sanatçımızın kitabını da yazmıştım. O zamanlar bu törenlere cumhurbaşkanları da gelirdi. Bu festival süresince Ankara’nın merkezinde adeta bir bayram havası eser.
Hasan Uçarsu’yu ne zaman görsem güler yüzüyle, yapıcı davranışlarıyla, yaşamla barışık, yapmacıksız bir kimlikle çıkar karşıma. Hatta bir şeyler ters gitmişse, canınız sıkılmışsa Hasan’a bir telefon açın! Onun kahkahalarla bezenmiş anlatıları içinizi açacaktır. Hasan her şeyden önce çok dürüst bir insandır. Eşi müzikolog Esin Ulu Uçarsu ve kızları Elif’ten kurulu mutlu bir ailenin babasıdır.
Hasan’ı ilk kez Ahmed Adnan Saygun’un evinde tanımıştım. Saygun’un gençlik fotoğrafları gibi Hasan’ın da saçları dümdüz geriye taranmış, briyantin ile yapıştırılmıştı. Aynı gün Nilüfer Saygun, kulağıma eğilip “Ben bu çocuğu Adnan’ın gençliğine benzetiyorum” demişti. Saygun’un öğrencisi olmak, onun takdirini kazanmak hiç kolay değildi. Hasan 1990’da Saygun’un sınıfına kabul edilmişti.
1992’de Mimar Sinan’da Saygun’un ve Cengiz Tanç’ın sınıfından yüksek lisans derecesi almış, 1997’de ABD Pennsylvania Üniversitesi’nde, George Crumb ve Richard Wernick’in sınıflarından müzikte doktora derecesini tamamlamıştı. Halen MSGSÜ’de profesör olarak değerli hocalarından aldığı bilgileri öğrencilerine aktarmakta. Kompozisyon dersleri vermeye devam ediyor. Öğrencileri için çok değerli bir öğretmen ve candan bir arkadaş.
Hasan’ı beş altı ay görmesem Opus (eser) sayısına bir veya iki yenisini eklemiş olur. O, eskilerin tabiriyle “velud” (doğurgan) bir bestecidir. Yapıtları ülkemizin neredeyse tüm orkestraları tarafından çalındığı gibi Gürer Aykal başta olmak üzere neredeyse tüm şeflerin dağarcığına girmiştir. Ayrıca Avrupa’nın pek çok ülkesinde güney ve kuzey Amerika’da da seslendirilmiştir.
Hasan için bir besteci, yaşadığı coğrafyaya ait sesleri, duyarlılıkları ve değerleri bugünü ve geçmişiyle birlikte kuşatan, toplumsal-insani hassasiyetleri olan tarihe özellikle önem verir. Güncel estetik ve teknik yenilikleri de bu amaç doğrultusunda değerlendirir.
Bu üretken bestecimiz son zamanda hemen her yıl bir veya iki yeni yapıt bestelemekte. Üstelik bunlar geniş çaplı çalışmalar! Ve Hasan’ın büyük bir şansı, yeni bestelenmiş yapıtları bile hemen gün yüzüne çıkmakta, şefler ve orkestralar tarafından ilgi çekmekte.
Yapıtlarında büyük orkestranın her grubu incelikle işlenmiş; yerel temalar, aksak ritimler, Anadolu renkleriyle bezenmiş ve bunlar uluslararası bir dil ile harmanlanıp kullanılmıştır.
ÖĞRENCİSİYLE DE HOCALARIYLA DA ARKADAŞ
Hasan, hocalarıyla bir dost olduğu kadar onlara karşı da çok saygılıdır.
İlhan Usmanbaş’ı son dakikasına kadar eşiyle birlikte ziyaret etmiş, onun banka işlerine yarımcı olmuş, ara sıra beni de ona götürmüş, 103 yaşındaki hocasına adeta yaşama gücü vermişti.
Eski bestecilerin, ne kadar ağır başlı, öğrencisiyle mesafeli olduğunu bildiğimden Hasan’ın bu alçakgönlü; onları arkadaş olarak görmesi de ayrı bir özelliğidir.
***
Faruk Şüyün’ün kaleminden çıkmış Geleceğe Seslenen Gelenek Kuşakları Birleştiren Besteci Hasan Uçarsu kitabını her babayiğit yazamazdı doğrusu. Onu da arı Türkçesini de kutlamak isterim.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































