HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME
Achraf Hakimi, Michael Olise, Kenan Yıldız ve Antoine Semenyo’nun ortak noktası yalnızca dünya futbolunun yıldız isimleri olmaları değil. Dördü de doğdukları ülkenin değil, aile köklerinin uzandığı başka bir ülkenin milli takım formasını giyiyor.
Üstelik bu durum artık istisna olmaktan çıkmış durumda. ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Kupası’nda kadrolarda yer alan 1.248 futbolcunun yaklaşık dörtte biri, doğduğu ülke yerine köklerinin geldiği milli takım adına mücadele ediyor.
Bu eğilimden en fazla faydalanan ülkelerin başında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Cezayir ve Fas geliyor. Hatta Fas’ın Brezilya ile oynadığı grup açılış maçında yaklaşık yarım saat boyunca sahadaki 11 oyuncunun tamamı ülke dışında doğmuş futbolculardan oluşuyordu. Hem 2022 hem de 2018 Dünya Kupası’nda bu alanda Fas zirvedeydi. 2014 yılında Brezilya’da ve 2010 yılında Güney Afrika’da düzenlenen turnuvalarda ise zirvede Cezayir yer alıyordu.
A Milli Takımın iskeletini oluşturan oyuncuların büyük bölümü de Türkiye dışında doğdu. Listede kimler yok ki? Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız, Kaan Ayhan, Salih Özcan ve Can Uzun dünyaya gözlerini Almanya’da açıp, meşin yuvarlakla bu ülkede tanıştı. Ferdi Kadıoğlu, Orkun Kökçü ve Deniz Gül Hollanda doğumlu. Yine Mert Müldür’ün doğum yeri Avusturya. Neredeyse ilk 11’in yarısı yurtdışı doğumlu.
Peki futbolcular neden doğdukları ülkeyi değil de başka bir milli takımı tercih ediyor?
Bunun tek bir nedeni yok. Göçmen ailelerin çocukları çoğu zaman iki kültür arasında büyüyor; yaşadıkları ülkeyle bağ kurarken, kökenlerinin bulunduğu ülkeyle de aile, kültür ve aidiyet ilişkilerini sürdürüyor. Bu nedenle milli takım tercihi yalnızca sportif değil, aynı zamanda kimlik ve aidiyet meselesi haline geliyor.
Elbette işin profesyonel boyutu da var. Milli takım seçimi, futbolcular için kariyer planlamasının önemli parçalarından biri. Bir yandan uluslararası arenada forma giyme fırsatı ararken, diğer yandan ailelerinin mirasını ve köklerini temsil etmeyi tercih edebiliyorlar.
Küreselleşen futbol, değişen güç dengeleri
Uluslararası futbolun dengeleri artık eskisi gibi değil. Bir dönem Yeşil Burun Adaları ya da Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler büyük turnuvalarda “kolay rakip” olarak görülürdü. Bugün ise bu algı hızla değişiyor.
Nitekim Dünya Kupası öncesinde birçok kişi Yeşil Burun Adaları’nın seviyesinden emin değildi. “Acaba 6-0 ya da 7-0 mı kaybedecekler?” sorusu sıkça dile getiriliyordu. Ancak takımın grup aşamasını geçmesi, futbolun artık yalnızca nüfus büyüklüğü ya da yerel liglerin kalitesiyle açıklanamayacağını gösterdi.
Küreselleşmenin etkisiyle milli takımlar, yalnızca kendi sınırları içinde yetişen oyunculara değil, dünyanın dört bir yanında büyüyen yeteneklere de ulaşabiliyor. Bu da ülkeler arasındaki kalite farkını giderek azaltıyor ve daha rekabetçi bir uluslararası futbol ortamı yaratıyor.
FIFA’nın yeni kuralları süreci hızlandırdı
Bu dönüşümde FIFA’nın 2020 yılında yürürlüğe koyduğu milli takım kuralları da önemli rol oynadı.
Eskiden bir futbolcu resmi bir milli maçta birkaç saniye bile forma giyse başka bir ülkeyi temsil etme hakkını tamamen kaybediyordu. Yeni düzenlemeyle birlikte ise çifte vatandaşlığa sahip ve A Milli Takım düzeyinde en fazla üç resmi maçta görev yapan futbolcular, belirli şartları yerine getirmeleri halinde milli takım tercihlerini değiştirebiliyor. Ancak bu hak kariyer boyunca yalnızca bir kez kullanılabiliyor.
FIFA’nın getirdiği bu esneklik, futbolcuların kariyerlerinin ilk yıllarında verdikleri kararların üzerindeki baskıyı önemli ölçüde hafifletti. Eskiden geri dönüşü olmayan tercihler, artık belirli koşullar altında yeniden değerlendirilebiliyor.
Achraf Hakimi, Michael Olise ve Antoine Semenyo
Formanın ötesinde bir tercih
Yine de milli takım seçimi, birçok futbolcu için kariyerlerinin en zor kararlarından biri olmaya devam ediyor.
Çünkü bu tercih yalnızca sahadaki performansla ilgili değil; aynı zamanda aileyi, kimliği, kültürü ve toplumsal beklentileri de içine alan çok katmanlı bir süreç. Futbolcular, yaşadıkları ülke ile ailelerinin kökenlerinin bulunduğu ülke arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalıyor.
Özellikle Bosna Hersek, Fas, Cezayir ve Türkiye gibi diaspora nüfusunun yoğun olduğu ülkelerde milli takım tercihi, kamuoyunun yakından takip ettiği ve büyük anlam yüklediği bir konu olmayı sürdürüyor.
Bugünün futbolunda milli takım forması artık yalnızca doğulan ülkeyi temsil etmiyor. Kimlik, aidiyet ve kariyer planlamasının iç içe geçtiği küresel futbol düzeninde, oyuncular da bu dönüşümün en görünür simgeleri haline geliyor.
Fas’ın, Brezilya karşısında sahaya çıkan oyuncularının tamamı ülke dışında doğmuştu.
İşte başka ülkelerde doğmuş en çok oyuncuya sahip milli takımlar:
-
- Curaçao: 26 oyuncudan 25’i
- Demokratik Kongo: 26 oyuncudan 20’si
- Fas: 26 oyuncudan 19’u
- Bosna-Hersek: 26 oyuncudan 17’si
- Cezayir / Haiti: 26 oyuncudan 16’sı
Dünya Kupası’ndaki 48 milli takımdan 40’ında başka ülkelerde doğmuş bir veya birden fazla oyuncu bulunuyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































