Deniz ekosistemleri üzerindeki insan tahribatı, canlı türlerini hayatta kalabilmek için sıra dışı ve tehlikeli yöntemler seçmeye zorluyor. İtalya Yarımadası ile Balkanlar arasında yer alan ve yeryüzünün en ağır av baskısı altındaki su kütlelerinden biri olan Adriyatik Denizi, büyük bir çevre felaketine sahne oluyor. Geçmişte çok sayıda köpekbalığı ve vatoz türü de dahil olmak üzere zengin bir biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapan denizde, bugün tepe avcı olarak sadece şişe burunlu yunuslar kaldı. Ancak son araştırma verileri, bu dayanıklı memeli türünün de açlık ve çaresizlik sınırında olduğunu gösteriyor.
HER DÖRT ENDÜSTRİYEL TEKNEDEN BİRİNİ YUNUSLAR TAKİP EDİYOR
Frontiers in Mammal Science dergisinde yayımlanan güncel bir çalışma, Adriyatik’teki yunusların besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için doğal avlanma yöntemlerini terk ederek endüstriyel balıkçı trollerinin peşine takıldığını belgeledi. İtalya’nın Veneto ve Marche bölgeleri açıklarında 148 gün boyunca yürütülen yüzlerce saha gözleminde, yunusların bölgedeki neredeyse her dört trol teknesinden birini (yüzde 24,7) düzenli olarak takip ettiği saptandı.
İtalya Merkezli Yunus Biyolojisi ve Koruma Derneği Başkanı Dr. Giovanni Bearzi, yunusların trollerle kurduğu bu uzun vadeli ve kasıtlı ilişkinin, endüstriyel balıkçılığa olan hayati bir bağımlılığa işaret ettiğini vurguladı. Dr. Bearzi, “Yunuslar ağların atılmadığı günlerde bağımsız olarak avlanmaya çalışsalar da, trollerin çalıştığı günlerde neredeyse tüm mesailerini bu ölümcül ağların çevresinde artık toplamak için harcıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

BU BİR BAŞARI HİKAYESİ DEĞİL EKOLOJİK ÇÖKÜŞ SİNYALİ
Yunusların balıkçı teknelerini takip etme davranışı yeni bir olgu değil; nitekim Antik Yunan metinlerinde bile bu tip fırsatçı yaklaşımlara rastlanıyor. Ancak bilim insanlarını asıl korkutan durum, bu davranışın son yıllardaki ürkütücü yoğunluğu. 1990’ların sonunda yapılan benzer çalışmalarda, Kuzey Adriyatik’teki teknelerin yunuslar tarafından takip edilme oranı yüzde 10’un altındayken, bugün bu oran bazı tekne türlerinde yüzde 40 seviyesine kadar fırlamış durumda.
Denizdeki balık stoklarının aşırı avlanma nedeniyle tamamen kuruduğunu belirten Dr. Bearzi, şu hayati uyarıyı yapıyor: “Bu canlılar trolleri bir seçim veya keyif doğrultusunda takip etmiyor. Onlarca yıldır süren acımasız endüstriyel avcılık Adriyatik’i o kadar tüketti ki, yunusların doğal yollarla karınlarını doyurabileceği bir av stoğu kalmadı. Bu durum yunusların yeni koşullara başarıyla uyum sağlamasının bir örneği değil, denizdeki ekolojik çöküşün en berrak ve en acı göstergesidir.”
AÇ KALMAMAK İÇİN ÖLÜMCÜL RİSKLERİ GÖZE ALIYORLAR
Balıkçı trollerinin peşinden gitmek, yunuslar için kısa vadede bir besin kaynağı yaratsa da uzun vadede türün geleceğini tehlikeye atan ölümcül bir kumar niteliği taşıyor. ABD Deniz Memelileri Komisyonu Bilimsel Danışmanlar Komitesi Başkanı Dr. Randall Reeves, devasa trol ağlarının arkasında beslenmeye çalışırken birçok şişe burunlu yunus bizzat ağlara takılarak ya yaralandığını ya da hayatını kaybettiğini ifade ediyor.
Bunun yanı sıra endüstriyel gemilerin motorlarından yükselen kronik yüksek gürültü, yunusların hassas sonar sistemlerine ve işitme duyularına geri döndürülemez hasarlar veriyor. İşitme yetisini kaybeden bir yunusun sosyal organizasyonu, iletişimi ve doğal avlanma kabiliyeti tamamen çöküyor. Ancak bilim insanlarına göre, Adriyatik’in kuruyan sularında yunuslar için başka bir seçenek kalmamış durumda; hayvanlar açlıktan ölmektense bu ölümcül riskleri göze alarak devasa pervanelerin gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































