Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın tek kazananı özel sektör olurken, hastane önlerindeki fiziki kuyrukların yerini sanal kuyruklar aldı. ‘Paran kadar hizmet’ dönemi başladığını söyleyen hekimlere göre çözüm, birinci basamak sistemini güçlendirmekten geçiyor
AKP, yönetime geldiği 2002 yılından sonra sağlık alanında ciddi yapısal değişikliklere gitti. 2003 yılında başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte sağlık sistemi ciddi bir yapısal dönüşüme uğradı. AKP ve çevresi bu programı topluma “başarı hikayesi” olarak sunsa da, sağlık örgütleri başta olmak üzere birçok çevre bunu bir “başarısızlık hikayesi” olarak nitelendiriyor.
Ne gibi sorunlar oluştu?
SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı 2006’da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında toplandı.
2008’de Genel Sağlık Sigortası (GSS) yürürlüğe girdi. GSS ile kısa bir sürede toplumda “devlet bana bakıyor” algısı oluştu. Ancak bu kez prim borcu sorunu oluşmaya başladı. Bugün milyonlarca kişi prim borçları nedeniyle GSS’nin sunduğu hizmetlere erişemiyor.
Günümüzde bu sistem, sağlık hizmetine erişimi kısıtlayan ve özel sağlık sektörüne ciddi kaynak transfer eden bir modele dönüştü. Yurttaşlar hem prim ödüyor hem de muayene ve ilaç için katılım payı veriyor. Özel hastanelerde de ilave ücret ödüyor. Bu durum sağlık hizmetinin de piyasalaşmasına neden oldu.
Hastalar randevu bulamıyor
Program kapsamında yapılan en önemli değişikliklerden birisi, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri oldu. Hastane randevu ortalama bekleme süresi, 2006’da devreye konulan Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile 1 saatin altına indirildi.
Her yıl hastane başvurusunun artması, bu sistemin artık çalışamaz hale gelmesine neden oldu. Günümüzde sağlık alanında yaşanan en büyük sorunlardan birisi muayene için randevu bulmak.
Sadece muayene değil, tahlil ve görüntüleme hizmetlerinde de benzer bir sorun yaşanıyor. Hastalara MR ve tomografi randevuları geç veriliyor. Bu durum birçok hastanın özel kuruluşlara gitmek zorunda kalmasına neden oluyor.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre MR cihazlarının neredeyse yarısı özel sektörde.
Aile hekimliği uygulaması
2005’te Düzce’de “aile hekimliği” uygulaması başladı. 2010’da ise tüm ülkeye yayıldı. Bu modelle birlikte her bireye bir hekim atandı ve sağlık hizmeti kişisel hale getirildi.
Eski Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 17 Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, ülkede 8 bin 300 aile sağlığı merkezinin, 29 bin 800 aile sağlığı hekiminin olduğunu açıkladı.
Sistemle birlikte merkezlerin tüm idari ve finansal sorumlulukları da hekimlerin omzuna bırakıldı. Aile hekimleri hem kendilerine kayıtlı yaklaşık 3 bin hastaya bakıyor, hem de çalıştığı sağlık merkezinin finansal giderlerini yönetiyor.
1 Kasım 2024’te yürürlüğe giren “Aile Hekimleri Sözleşme ve Yönetmelik” ile birlikte hekimlere “teşvik” adı altında ceza sistemi de getirildi. Hekimlerin teşvik alabilmesi için, kendilerine kayıtlı kişilerin yılda en az 2 kere gelmesi zorunluluğu getirildi.
Yönetmelikle birlikte aile hekimlerinin antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaç yazması sınırlandırıldı. Yeni yönetmelikle ayrıca hekimler için günlük hedef muayene sayısı 75 olarak belirledi.
Şehir Hastaneleri
Program kapsamında birçok kentte Şehir Hastanesi kurulmaya başlandı. Sağlık Bakanlığı bu hastanelerde 25 yıl boyunca “kiracı” konumunda. Şirketler, kendilerine tahsis edilen Hazine arazileri üzerinde kuruyor ve işletiyor.
2017’de açılmaya başlanan şehir hastanelerinin sayısı 25’i bulmuş durumda. 18 şehir hastanesini Akfen, YDA, CCN Sağlık, Rönesans, Türkerler, Gama-Türkerler ve Güriş isimli 7 şirket işletiyor. Bakanlık, bu şirketlere kullanım bedeli adıyla kira ve hizmet bedeli ödüyor.
Sayıştay raporları, buralarda birçok usulsüzlüğün olduğunu ortaya koydu. 2024 yılı raporlarında yer alan bazı usulsüzlükler şöyle:
- “Görevli şirketlerin yer teslimi yapılmadan inşaat işlerine başlamalarına rağmen yatırım ve işletme dönemlerine ilişkin revizyonların yapılmadığı,
- Bazı şehir hastanelerinde çamaşır, yemek, laboratuvar, görüntüleme ve sterilizasyon hizmetleri için kullanılan alanlarda Görevli Şirketlerin birim fiyat tekliflerine dahil olmasına rağmen ısıtma ve soğutma için kullanılan enerji tüketim giderlerinin tahsil edilmediği,
- Kütahya Şehir Hastanesinde fiili tamamlama tarihinde yapı kullanma izin belgesinin Şirket tarafından alınmaması nedeniyle hemodiyaliz ünitesinin ruhsatlandırılamamasından kaynaklı sağlık hizmeti sunulamadığı ve Sözleşme haklarının kullanılmadığı…”
Özel sektör teşviki
2002’de 774 kamu, 50 üniversite ve 271 özel hastane bulunuyordu. 2024 yılı verilerine göre; 941 kamu, 69 üniversite ve 552 özel hastane bulunuyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Bursa Tabip Odası’nın 2024’de yaptığı “Görüntüleme Hizmetlerinde Taşeronlaşma-Hekimler Ne Düşünüyor?” konulu çalışmada, kamu hastanelerinde radyoloji raporlarının yüzde 90’ınından fazlasının taşeron firmalara devredildiği tespiti yer aldı. Hekimlerin yüzde 43’ü, BT/MR yorumlanmasının taşeron, yüzde 49’u karma, yüzde 8’inin kamu eliyle yönetildiğine dikkat çekti.
Ankete katılanların yüzde 83’ü, son bir ayda hatalı BT/MR raporlarıyla karşılaştığını belirtti. Yine yüzde 76’sı bu raporlar nedeniyle hastanın tedavi ve takip planında aksamalar yaşandığını vurguladı. Yanlış teşhislere dair şu çarpıcı örnekler sıralandı:
- “Bir hasta beyin metastazı -vücudun başka bir bölgesinde (en sık akciğer, meme, böbrek, kolon) başlayan kanserin kan yoluyla beyne sıçramasıdır- olmasına rağmen normal raporlandı.
- MS (Multipl Skleroz veya Emes) olduğu bilinen bir hastanın MR’ları normal raporlandı. Sayısız kez normal raporlanan MR’da beyin tümörü dahil pek çok lezyon sonradan saptandı.
- Erkek hastada uterus, kadın hastada prostat raporlandı.
Hekimler özel hastanelere gidiyor
Sağlık örgütleri, söz konusu program sonrası sistemin özel hastanelere sevki kolaylaştırdığı ve sağlıkta ticarileşmenin arttığı yönünde eleştirilerde bulunuyor. Bunun yanı sıra performansa bağlı sistemin de nitelikten çok niceliğe odaklanmaya neden olduğu ifade ediyor.
Veriler de sağlık örgütlerini doğruluyor. TTB’nin verilerine göre, son 13 yılda kamudan istifa eden uzman hekim sayısı 21 bin 362’ye ulaştı. Sadece 2025’in ilk 10 ayında bin 759 uzman hekim kamudan ayrıldı. Yurtdışına göç de artıyor. Son üç yılda 8 bini aşkın hekim, yurtdışına gitmek için TTB’den uygunluk belgesi aldı.
‘Sağlık tamamen paralı hale gelmiş’
Amed Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, söz konusu programın yarattığı tahribatı bir örnek üzerinden açıkladı. Kendisine ulaşan bir hastanın aktarımlarını paylaşan Veysi Ülgen, şunları söyledi: “Kulak burun boğaz hastası, boynunda kitle var. Bu kitlenin alınması lazım. Kamu hastanelerinde randevu bulamamış. Asgari ücret ile çalışan bir işçi ve randevu bulamadığı için bir özel hastaneye gidiyor. Ameliyat için 1 milyon TL para isteniyor. ‘En fazla 850 bin TL’ye düşeriz’ demişler. Beni aramalarındaki amaç hekim ile görüşüp, fiyat indirmemi istemeleriydi. Bu sağlığın tamamen paralı hale geldiğini gösteriyor. Yani aslında sağlıkta dönüşümün noktası bu yani bir insan bir ameliyat için gelirinin 20 katı bir ücretle karşılaşabiliyor. Bu sağlık sorununu kamuda çözme şansı çok zor. Yani ya tanıdık ya torpil ya işte araya girecek biri gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Veysi Ülgen, sağlıkta dönüşümün “sağlıkta ticarileşme” olduğunu söyledi.
Veysi Ülgen, “Sağlık güvencesi ortadan kalkmıştır. Sağlık çalışanlarının güvencesi ortadan kalkmıştır. Vatandaş paran kadar tedavi olabilirsin sürecine girmiştir” dedi.
Birçok Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) hizmet vermeye uygun olmadığını dile getiren Veysi Ülgen, “Şu anda aile hekimliği var. Aile hekimliği sistemi sözleşmeli bir sistem. Devlet bir cari ödeme yatırıyor. Aile hekimi bir yer buluyor. En son ‘eziyet’ dediğimiz yönetmelikte tamamen muayeneciliğe yönlendiren bir durum var. Aile hekimleri bir yandan kendini geçindirmeye çalışıyor, bir yandan da birinci basamakta bu işi yapmaya çalışıyor. Son yönetmelikle fazla antibiyotik yazan aile hekimleri ceza alıyor. Aile hekimleri sürekli polikliniklerde antibiyotik, ağrı kesici kavgası veriyor.”
Veysi Ülgen, koruyucu sağlık sistemi yani birinci basamak sağlık sistemini güçlendirmekle sorunların çözülebileceğini belirtti.
‘Sanal kuyruklar oluştu’
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed Şube Eşbaşkanı Mehmet Nur Ulus ise, sağlıkta dönüşümün “ne kadar paran varsa o kadar sağlık hizmeti” üzerine şekillendiğini vurguladı. Fiziki kuyrukların yerini sanal kuyrukların aldığını kaydeden Ulus, hastaların 14 gün boyunca randevu bulamadığını belirtti.
Mehmet Nur Ulus, “Özellikle göz, kulak, burun, boğaz, dermatoloji alanında randevu bulmak zor. Hastalandırma üzerine şekillenen bir sağlık sistemi var. Sağlıkta sistem çöktü” dedi.
Haber: Berivan Altan / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































