HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE
14 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oldu. 16 yaşında Avrupa kupalarında forma giydi. 17 yaşında A Milli Takım’a yükseldi. 18 yaşında dünyanın en büyük kulüplerinden Real Madrid’e imza attı. Henüz 21 yaşına gelmeden ise Avrupa futbolunun en çok konuşulan yıldızlarından biri haline geldi. Arda Güler’in hikâyesi, yalnızca sıra dışı bir yeteneğin değil; sabrın, karakterin ve çocukluk hayallerine duyulan sarsılmaz inancın hikâyesi.
2019 yılının başında Fenerbahçe Altyapı Oyuncu İzleme Birimi Sorumlusu Serhat Pekmezci, Ankara’da Osmanlıspor-Gençlerbirliği U14 maçını izlerken aslında başka bir oyuncuyu takip ediyordu. Ancak sahadaki küçük solak bütün planlarını değiştirdi. Ayak bileğinden sakatlanmasına rağmen mücadeleyi bırakmayan, maç sonunda gözyaşlarına hâkim olamayan bu çocuk, yalnızca futboluyla değil karakteriyle de dikkat çekmişti. Hazırlanan raporların ardından 20 Şubat 2019’da Arda Güler, 14 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oldu.
Türkiye onu ilk kez 19 Ağustos 2021’de HJK Helsinki maçında tanıdı. Oyuna girdiği birkaç dakikada bile top ayağına her geldiğinde tribünleri heyecanlandırdı. Maçın son bölümünde kullanmak istediği frikiğe izin verilmemesi hafızalara kazınırken, maç sonu yaptığı açıklama onun olgunluğunu ortaya koyuyordu. “Büyüdükçe küçülmemiz lazım” sözü, henüz 16 yaşındaki bir futbolcunun ne kadar büyük düşündüğünün göstergesiydi.
Fenerbahçe’de geçirdiği iki sezonda yalnızca tekniğiyle değil; oyun görüşü, cesareti ve sorumluluk alma isteğiyle öne çıktı. Alanyaspor karşısında attığı golle kulüp tarihinin en genç golcüsü olurken, Jorge Jesus’un kendisine emanet ettiği 10 numaralı formanın hakkını kısa sürede verdi. Hücum organizasyonlarının merkezine yerleşen genç yıldız, Avrupa devlerinin radarına girmekte gecikmedi.
2023 yazında Galler’e attığı jeneriklik gol kariyerinin dönüm noktası oldu. Barcelona ile Real Madrid arasında yaşanan transfer yarışını kazanan taraf İspanyol devi oldu. Florentino Perez’in “Dünya futbolunun en parlak gençlerinden birisin” sözleriyle karşıladığı Arda, çocukluk hayalini gerçekleştirerek Santiago Bernabeu’nun kapısından içeri girdi.
İlk sezonunda sakatlıklarla mücadele etti. Ancak pes etmedi. Carlo Ancelotti’nin sabır tavsiyelerine kulak verdi, fiziksel olarak güçlendi ve forma bulduğu her maçta kalitesini gösterdi. Sezonun son bölümünde attığı gollerle hem taraftarın hem de teknik ekibin güvenini kazandı. Kiralanacağı yönündeki iddiaları performansıyla susturdu.
EURO 2024 ise Arda Güler’in dünya futboluna kendisini tanıttığı turnuva oldu. Gürcistan’a attığı unutulmaz gol, Avrupa Şampiyonası tarihine geçti. Avusturya karşısındaki etkili performansı ve yaptığı asistle Türkiye’nin çeyrek finale yükselmesinde başrol oynadı. Turnuva sonunda artık kimsenin şüphesi kalmamıştı; Arda Güler büyük maçların oyuncusuydu.
EURO 2024’ün ardından yükselişini sürdüren genç yıldız, Real Madrid’de forma rekabetini kazanarak takımın vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. 2025-26 sezonunda attığı kritik goller, yaptığı asistler ve oyunu yönlendiren performansıyla Avrupa basınının övgüsünü topladı. Bayern Münih’e karşı Manuel Neuer’i frikikten avlaması, Elche’ye yaklaşık 70 metreden kaydettiği olağanüstü gol ve La Liga’da sezonun golü seçilen vuruşu, onun artık yalnızca “geleceğin yıldızı” değil, bugünün en özel futbolcularından biri olduğunu gösterdi.
2026 Dünya Kupası’na Türkiye’nin en büyük kozu olarak gitti. Ay-yıldızlı ekip grup aşamasında beklentilerin uzağında kalırken, Arda zaman zaman teknik direktör Vincenzo Montella’nın yanlış mevki tercihlerinin kurbanı oldu. Buna rağmen mücadeleden vazgeçmedi. Paraguay karşısında çabası sonucu değiştirmeye yetmezken, ABD maçında attığı gol ve ortaya koyduğu futbolla sahanın en etkili ismi oldu ve maçın oyuncusu seçildi.
Belki de turnuvanın en çok konuşulan anı ise maçtan sonra yaşandı. TRT mikrofonlarına geçen Arda, klişe açıklamaların dışına çıktı ve büyük bir olgunlukla konuştu:
“Maçtan önce moralimin bozuk olduğunu söylemişsiniz ama tüm eleştirileri haklı buluyorum. Halkımız ne derse haklı. İyi oynamadık, hiçbirimiz iyi oynamadık. Kötü oynadık ve elendik. Drama yapamayız. Ne deseler haklılar.”
Bu sözler, onun yalnızca sahada değil, saha dışında da ne kadar olgun bir karaktere sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
Fransız futbolunun efsane isimlerinden Thierry Henry’nin turnuva sonrası yaptığı değerlendirme ise Arda’nın dünya futbolundaki yerini özetliyordu:
“Arda Güler neslinin en yetenekli oyuncularından biri. Turnuvanın en iyi oyuncusu ödülüne aday gösterilmeliydi ancak takım arkadaşları yeterince iyi değildi.”
Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen Arda Güler artık sadece Türk futbolunun değil, dünya futbolunun da en değerli genç yıldızlarından biri olarak gösteriliyor. Ankara’da kurduğu çocukluk hayali bugün milyonlarca çocuğa ilham veren bir başarı öyküsüne dönüştü.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































