Hayatı zorla yerinden etme, gözaltı ve tutuklamalara karşı direnişle geçen Hanse Bulut, ‘Önderliksiz bir barışı kabul etmiyoruz’ dedi
Zorunlu göç, gözaltı, tutuklama ve cezaevi… Nisêbînli Hanse Bulut’un yaşamı, Kürtlerin yıllardır maruz bırakıldığı baskı politikalarının izlerini taşıyor. Yaşadığı tüm acılara rağmen barış talebinden vazgeçmeyen Hanse Bulut, doğup büyüdüğü topraklardan koparıldığını belirterek, barışın ve demokratik çözümün sağlanması için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün önünün açılması gerektiğini ifade etti.
Nisêbin’de gözaltına alındı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, uluslararası komplo ile Türkiye getirildiği sene zorluklar ve baskılardan kaynaklı Nisêbîn’den İzmir’e göç ettiklerini söyleyen Hanse Bulut, şöyle devam etti:
“Her gün biri gözlerimizin önünde katlediliyordu. Yani yaşadığımız zorluklardan dolayı İzmir’e geldik, keyfimizden değil. İzmir’e geldikten bir süre sonra İstanbul’a gittik. 9 sene de İstanbul’da kaldık. Özyönetim sürecinde Nisêbîn’e geri döndük. O süreçte Nisêbîn’de kaldım. 2 ay içerisinde kimse kalmamıştı Nisêbîn’de ama ben çıkmam diyordum. Şehadetlerin çok fazla olduğu süreçten sonra ben de çıkmak zorunda kaldım. İsteyerek çıkmadım, gözaltına alındım. 2 gün Nisêbîn’de gözaltında kaldım. Oğlumla birlikte gözaltına alınmıştık, oğlum tutuklandı. Beni zaten zorla çıkardılar Nisêbîn’den, ben evimden çıkmam dediğim için. Hatta gözaltına alındığım zaman haberlerde benim için ‘PKK’nin nişancısı’ dediler. Sonrasında örgüte yardım dediler. Hakkımda ceza kararı verildi ama dışarıdaydım. Bir gün sağlık sorunlarımdan dolayı oğlum hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledi. Ben de oğluma, hastaneye gidersem tutuklanacağımı söyledim. Oğlum bana, ‘Anne bu yaşında seni niye tutuklasınlar’ dedi. Sonrasında hastaneye gittik. Çıktığımız gibi evin önüne polisler geldi ve bir kadını aradıklarını söyledi. Kimi aradıklarını sordum, ‘Hanse Bulut’u arıyoruz’ dediler. Ben de ‘Hanse Bulut benim’ dedim. Kimlik istediler, kızım kimliğimin olmadığını söyledi ama ben ‘kimliğim var’ deyip onlara kimliğimi verdim. Başım dik bir şekilde polislerin önünden gittim, onlar da arkamdan geldi. Kızım ağladı ama ben ona ‘Ağlama, başın dik dursun. Ben başım dik bir şekilde gidiyorum, öyle de döneceğim’ dedim. Sağlık kontrolünden sonra cezaevine götürdüler beni.”
İki yıl cezaevinde kaldı
Cezaevine girdikten sonra, adli koğuşa götürülmeye çalışıldığını söyleyen Hanse Bulut, “Ben siyasi koğuşa gitmek istediğimi söyledim. Bana, ‘O koğuşa gidersen daha fazla ceza alırsın’ dediler. Kabul etmedim bana yine çok ceza alacağımı söylediler. Ben de onlara, ‘Seve seve yatarım’ dedim. O süreçte çok fazla baskı vardı cezaevinde. Beni arkadaşların yanına götürmeden önce çıplak arama yapmaya çalıştılar. Kabul etmedim. O süreç böyle geçti. 2 yıl cezaevinde kaldım, tahliye olacağım zaman beni yeniden mahkemeye çıkardılar. Savcı bana, ‘Sana tek bir soru soracağım, PKK terör örgütü mü, değil mi?’ dedi. Ben de ‘Sana asla cevap vermeyeceğim’ dedim. Koğuşa geri döndükten sonra bir kâğıt geldi, tahliyem 3 ay daha uzatıldı. Pişmanım demediğim için tahliyemi uzattılar. 3 ay sonra cezaevinden çıktım. Çok fazla acı yaşadık, ben Nisêbîn’den parça parça olsam da çıkmam diyordum. Zorla çıkardılar beni, ciğerimi orada bıraktım ve beni çıkardılar” şeklinde konuştu.
‘Önderliğimizin özgürlüğü sağlanmalı’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na ve sürece ilişkin de konuşan Hanse Bulut, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmadan bir barışın olmayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Biz öyle bir barışı kabul etmiyoruz. Önderliksiz bir barışı kabul etmiyoruz. Önderlik birçok adım attı, arkadaşlar silahlarını yaktı, sınırlardan güçlerini çekti. Ne yaptıysa arkadaşlar yaptı, hükümet bir şey yapmadı. Hala hasta tutsaklar cezaevinde yaşamını yitiriyor, bırakılmıyorlar. Siyasetçilerimiz hala içeride. Sürekli bir şeyler bahane ediliyor, bizi kandırmaya çalışmasınlar, sadece sözde varlar. Kürtler eskisi gibi değil, diz çökmeyiz. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz, yaşamak direnmektir. Asla teslim olmayız. Elimizden ne gelirse onu yapacağız. İlk olarak Önderlik özgür olmalı, hasta tutsaklarımız serbest bırakılmalı. 27 senedir Önderlik cezaevinde. Bahçeli kendisi söyledi, gelsin mecliste konuşsun diye. Neden söylediklerinin arkasında durmuyorlar? Önderlik ne söylediyse yaptı. Onlar da söylediklerinin arkasında dursunlar.”
‘Asla boyun eğmeyiz’
Hanse Bulut, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Biz savaş istemiyoruz. Biz her daim barış dedik ve barış istiyoruz. Barış olmazsa, bizden boyun eğmemizi isterlerse de biz asla boyun eğmeyiz. Önderimiz özgür olmadan, barış da gelmez. Barış Önderimizin elinde. Eğer Önderimiz özgür olursa hepimiz rahatlayacağız. Türkler de Kürtler de rahatlayacak.”
Kaynak: JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































