HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME
İspanya La Liga’da Barcelona resmen şampiyonluğunu ilan etti. El Clasico’da Real Madrid’i konuk eden Barcelona ilk yarıda bulduğu gollerle rakibini 2-0 yenip, puan farkını 14 çıkardı. Bitime 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Barcelona, Hansi Flick yönetiminde üst üste ikinci sezonu da mutlu bitirdi. Madalyonun diğer yüzü Real Madrid’de ise hayal kırıklığı vardı. Üst üste iki sezonu kupasız kapattı.
Peki sezon nasıl oldu da Real Madrid adına böylesine büyük bir hayal kırıklığına dönüştü?
Xabi Alonso’nun altın kafesi
Carlo Ancelotti yönetiminde kupasız geçen sezonun ardından kulüp başkanı Florentino Pérez, teknik direktörlük koltuğuna piyasanın en gözde ismini oturtmakta kararlıydı. Sonunda istediğini aldı ve eski oyuncusu Xabi Alonso, Bernabéu’ya geri döndü.
Görev tanımı ise her zamanki gibiydi: “Bize başarı getir.”
Real Madrid’de süreç değil sonuç önemlidir. Pérez için önemli olan kupadır; o kupaya hangi yöntemle ulaşıldığı değil. İşte Alonso ile kulüp arasındaki kırılma tam da burada başladı.
La Liga sezonu başlamadan kısa süre önce şu değerlendirme yapılmıştı: “Xabi Alonso’nun en büyük sınavı, ‘oyun kimliği olmayan dünyanın en iyi takımını’ belirli bir futbol konseptiyle oynayan bir yapıya dönüştürmek olacak. Yaz dönemindeki Kulüpler Dünya Kupası’nda bunun ilk işaretleri görüldü. Ancak Mbappé ve Vinicius’u, özgür bireysellik yerine disiplinli oyun şablonlarının başarı getireceğine ikna edebilecek mi?”
Zaman, Alonso’ya beklediğinden çok daha kısa süre tanıdı.
Özellikle Vinicius Jr.’ın sezonun ilk El Clásico’sunun ardından teknik heyeti kamuoyu önünde sorgulayan tavrı, dengeleri tamamen bozdu. Fırtına büyürken Alonso’nun elinde tutunabileceği fazla bir şey kalmamıştı. En önemlisi de başkan desteği…
Florentino Pérez, yıldızlarının taktik disiplin yerine özgür oyun alanlarında parlamasını istiyordu. Sonuç olarak kulübün yönü değişti ve takımın başına Alonso yerine eski takım arkadaşı Álvaro Arbeloa getirildi.
Bu tercih, birçok kişiye göre yönetimin sahaya sürdüğü bir “kukla teknik direktör” izlenimi verdi. Son haftalarda takım içinde yaşanan disiplin sorunları da bu nedenle kimseyi şaşırtmadı.
Bitmeyen sakatlık krizi
Her takım sakatlıklardan etkilenir. Ancak Real Madrid sağlık ekibi için bu sezon tam anlamıyla bir felaketti. Neredeyse tüm kadro çeşitli sakatlık problemleri yaşadı. La Liga’da yalnızca dört oyuncu — Arda Güler, Tchouaméni, Valverde ve Vinicius Jr. — 30 maç barajını aşabildi.
Asıl sorun ise yalnızca eksikler değildi. Barcelona’da da benzer sakatlıklar yaşandı ancak kadronun geri kalan parçaları kalite seviyesini koruyabildi. Real Madrid’de ise rotasyon oyuncuları bu boşluğu dolduramadı.
Madrid mutfağında fazla aşçı var
Real Madrid’in yıldızlarla dolu bir soyunma odasına sahip olması yeni bir durum değil. Ancak bu sezon takım içindeki güç dengesi hiçbir zaman sağlıklı kurulamadı. Teknik heyet üzerindeki “büyük isimleri oynatma” baskısı, sistemi baştan sona etkiledi.
Özellikle hücum hattında Kylian Mbappé ile Vinicius Jr. arasındaki uyumsuzluk sürekli hissedildi. Dünyanın en iyi iki sol kanat oyuncusuna sahip olmak bazen avantaj değil problem hâline geldi.
İkili birbirini tamamlamak yerine aynı alanı paylaşmaya çalıştı. Üstelik Paris Saint-Germain’de (PSG) Khvicha Kvaratskhelia’nın gösterdiği fedakâr oyun anlayışının benzeri Madrid’de hiç oluşmadı.
Orta sahada sezonun başında işler yolundaydı. Arda Güler, tıpkı Barcelona’da Pedri’nin yaptığı gibi oyunu yönlendiren isimdi. Ancak Jude Bellingham omuz sakatlığından döndüğünde ona yer açılması gerekiyordu ve takımın dengesi yeniden bozuldu.
Savunmada ise beklentileri karşılayamayan Dean Huijsen ve Rüdiger, Militao ile Asencio’nun peş peşe yaşadığı ciddi sakatlıklar, defans hattını kırılgan hâle getirdi.
Disiplinsizlik ve çözülme
Alvaro Arbeloa’nın takım üzerindeki otoritesi, göreve geldiği ilk günden itibaren sorgulandı. Son haftalarda ise durum tamamen kontrolden çıktı.
Mbappé’nin rehabilitasyon sürecindeyken tatile gitmesi, oyuncular arasında sık sık fiziksel tartışmalar yaşanması ve soyunma odasındaki gerilim artık gizlenemiyor. Hatta işler öyle bir noktaya ulaştı ki Valverde’nin, Tchouaméni ile yaşadığı kavga sonrası kafa travması geçirip hastanelik olması kulüp tarihine kara bir leke olarak geçti.
Kulüp yönetiminin disiplin sorununa çözüm olarak Jose Mourinho ismini gündeme alması ise Florentino Perez’in içinde bulunduğu baskıyı açıkça gösteriyor. Özellikle Mourinho’nun son yıllarda kariyerindeki düşüş düşünüldüğünde…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































