Suruç Katliamı’nın firari sanıklarına dair devam eden davada, önceki duruşmada kabul edilen talepler tutanağa geçilmedi, duruşma ertelendi
Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde, 20 Temmuz 2015 tarihinde DAİŞ’in bombalı saldırısında yaşamını yitiren 33 kişinin ölümüne ilişkin firari sanıklar Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali’ye dair devam eden davanın 10’uncu duruşması Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, yaşamını yitirenlerin aileleri, katliamdan yaralı olarak kurtulan Efe Çatalbaş ve hukuk örgütleri temsilcileri katıldı.
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk olarak saldırıdan yaralı kurtulan Efe Çatalbaş söz aldı. Efe Çatalbaş, “Burada atılmaya çalışılan adımların farkındayım. Geçen duruşmada kabul edildiği için sevindiğimiz talepler tutanağa bile geçirilmemiş. Bunu anlamam vermek mümkün değil. Heyetin 10 yıl önce neler yaşadığımızı anlaması gerekiyor. Bu saldırı başka bir ülkede olsaydı katliamın yaşadığı yer müze olurdu. Oysa bizim anmalara polis müdahale ediyor. Anmalarımıza katılanlar polis soruşturmasına giriyor ve tutuklanıyor” diye belirtti.
‘Burada alınacak her karar ülkenin geleceğini etkileyecektir’
Adalet ve barışın iç içe olduğunu söyleyen Efe Çatalbaş, “Barışın en büyük güvencesi adalettir. Burada alınacak her karar ülkenin geleceğini etkileyecektir. Adalet sağlansın hep birlikte bir gelecek inşa edelim. Bu katliamın bir tanığı olarak isteğim, heyetin bu görevini yapmasıdır. Somut adımların alınmasını istiyoruz. Sorumlu halkasının genişletilmesi gerekiyor. Bu katliam birkaç başıbozuğun yapabileceği bir şey değil” ifadelerini kullandı.
‘Bir tane bile sanığın olmaması kabul edilemez’
Daha sonra katliamda eşini ve oğlunu kaybeden Metin Kılıç söz alarak, “Bir anne oğlunun mezarı başında yaptığı konuşmadan dolayı 10 yıl ceza aldı. Bu kabul edilemez. Adalete olan inancımız kayboldu desek yeri var. Mahkemenizde daha etkin soruşturma yapılmasını istiyoruz. Firari tanıkların bulunup getirilmesi gerekiyor. 33 insanın katledilmesine ilişkin duruşmada bir tane bile sanığın olmaması kabul edilemez. Kararların insani ve vicdani olması gerekiyor” dedi.
Kabul edilen talepler tutanağa geçilmedi
Daha sonra söz alan avukat Sevda Çelik Özbingöl, hem adalet mücadelesinin hem de yaşanan sürecin tanığı olduklarını dile getirerek, ekledi:
“Kamu kurumları gerekli tedbirleri alsaydı engellenebilecek bir saldırıydı. Etkin bir soruşturma yapılmadığının tanıklarıyız. Bu dosyanın sanıklarına ve şüphelilerine başka katliam dosyalarından ulaşıldı.”
Önceki duruşmada kabul edilen taleplerin duruşma tutanağına geçirilmesi talep eden avukat Serdil İzol, “Geçen duruşmada taleplerimiz kabul edildi fakat mahkeme tutanaklarına geçenler aynı değil. Öncelikle bu kararların tutanağa geçmesini bekliyoruz. Bir soruşturma yapılıyormuş gibi yapıldı ama soruşturma yapılmadı. Şimdide bir yargılama yapılıyormuş gibi yapılıyor ama şimdiye kadar bir adım atılmadı. Bu dosyada Ahmet Davutoğlu dinlenmiyorsa bu dosya aydınlatılmak istenmiyor demektir” diye belirtti.
Davutoğlu’nun dinlenilmesi talebi yine reddedildi
Diğer avukatlarda dosyaya ilişkin taleplerini dile getirdi. Duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile Suruç Katliamı’ndaki sanıkların yöneticisi olan İlyas Aydın’ın da dinlenilmesi talebini reddetti. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 11 Aralık’a erteledi.
Duruşma sonrası açıklama
Duruşma sonrası adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Suruç İçin Adalet Platformu üyesi Avukat Erkan Ünüvar, taleplerinin mahkeme heyeti tarafından karşılanmadığını hatırlatarak, davanın takipçisi olacaklarını ifade etti. Katliamda eşini ve oğlunu kaybeden Metin Kılıç da, 9 yıldır davayı takip ettiklerini fakat somut adımların atılmadığını belirtti. Kılıç, failler cezalandırılıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































