Avrupa Konseyi’ne yapılan ‘umut hakkı’ çağrısının imzacı sendikalarından Lucy Rodríguez Gangura, ‘Bu süreçte en zaruri adım, Kürt halkının en yetkili ve tanınan sesi olan Öcalan’ın özgürlüğüdür’ dedi
İspanya’nın Bask, Katalan, Galiçya ve Endülüs bölgelerinde faaliyet yürüten büyük sendikalar ile farklı bölgelerden toplam 17 sendika, Avrupa Konseyi’ne çağrıda bulunarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için “umut hakkı”nın tanınmasını ve barış sürecine katılımının önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Sendikalar, 27 Nisan’da kendi logoları ve temsilcilerinin imzalarıyla Avrupa Konseyi’ne ayrı ayrı mektuplar gönderdi.
Çağrıcı sendikalardan Kanarya Adaları İşçileri Hareketi (Movimiento de Trabajadoras y Trabajadores de Canarias) adına Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Lucy Rodríguez Gangura değerlendirmelerde bulundu.
‘Kürtlerin yanındayız’
“Hem Kanarya Adaları hem de dünya için küresel bir vizyona sahibiz. Bu yüzden, dünya barışına ve halkların onuruyla yaşamasına katkı sunacak her türlü enternasyonalist mücadelenin (Kürt halkının davası gibi) içindeyiz” diyen Lucy Rodríguez Gangura, Kürt halkının barış ve kendi kaderini tayin hakkı için mücadele etmeyi bir görev olarak gördüklerini söyledi.
Lucy Rodríguez Gangura, “Bu, sadece askeri veya polisiye yöntemlerle çözülemeyecek kadar derin, tarihi ve çok boyutlu bir çatışmadır. Çözüm, hakların tanınmasını ve birlikte yaşamın inşasını gerektirir. Her iki tarafın da kabul ettiği üzere askeri çözümün sınırlarına gelinmiştir” dedi.
Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki tutukluluk koşulları, bölgedeki barış diyaloğunun ilerlemesini engelleyen temel belirleyici ilkelerden biri olduğunu söyleyen Lucy Rodríguez Gangura şunları söyledi: “Bu durum Avrupa Konseyi tarafından bile dile getirilmiş olsa da Türkiye’ye yönelik sadece rutin açıklamalar ve bildirimler düzeyinde kalmış, durumu değiştirecek etkili bir adım atılmamıştır. Barış ve diyalog için geniş bir siyasi irade şarttır. Bu, sadece askeri veya polisiye yöntemlerle çözülemeyecek kadar derin, tarihi ve çok boyutlu bir çatışmadır. Çözüm ancak devletin, toplumun ve siyasi aktörlerin geniş kesimlerinin katılımıyla mümkün olan siyasi, sosyal ve demokratik dönüşümler gerektirir. Şunu da netleştirmek gerekir: Feminizm, ekoloji ve gençlik hakları gibi temel konularda Kürt tarafının vizyonu, Türk devletininkinden çok daha ileridedir ve bu da bir handikaptır.
Çözüm, hakların tanınmasıdır
Bu durumu anlamak için şu kilit noktaları vurgulamalıyım: Bu, tarihi ve ulusal kökleri olan bir çatışmadır. Kürt halkı on yıllardır kültürel, dilsel ve siyasi haklarını talep ediyor. Kimliğin inkârı gerginlik, baskı ve direniş doğurmuştur. Çözüm, hakların tanınmasını ve birlikte yaşamın inşasını gerektirir. Her iki tarafın da kabul ettiği üzere askeri çözümün sınırlarına gelinmiştir.”
İlk adım Öcalan’ın özgürlüğüdür
Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürt meselesine bağlı olduğunu dile getiren Lucy Rodríguez Gangura, “Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve ifade özgürlüğü gibi adımlar barış için devasa bir hamle olacaktır. Kalıcı barış, sadece silah bırakmak değil, siyasi tanınma ve demokratik güvence demektir. Bu yolda en zaruri adım, Kürt halkının en yetkili ve tanınan sesi olan Öcalan’ın özgürlüğüdür. Aksi takdirde müzakere eşitsiz ve şartlı bir süreç olarak kalacaktır” diye belirtti.
Uluslararası hukuk sadece ‘kâğıt üzerinde’
Müzakerelerde bir tıkanıklığının olduğunu belirten Lucy Rodríguez Gangura, “Kürt tarafı diyaloğu kolaylaştıracak adımlar atarken, Türk hükümeti bu konuda bir ilgi göstermiyor; yani siyasi irade eksik. Dahası, uluslararası kurumlar da bu sürece yardımcı olacak kararlı adımlar atmıyor. Filistin’de yaşananlar, Venezuela’daki olaylar, Küba üzerindeki kuşatma ve Gazze filosuna yönelik son müdahaleler karşısında uluslararası toplumun parmağını bile oynatmaması, halkların barış içinde yaşama hakkını içeren uluslararası hukukun artık sadece ‘kâğıt üzerinde’ kaldığını gösteriyor. Eksik olan şey, diyaloğun başlaması için gerekli olan siyasi irade ve zorlayıcı kararlılıktır” diye ifade etti.
Kürt meselesinin demokratik çözümü
Lucy Rodríguez Gangura, “Çatışma ortamlarında protesto yasakları, gözaltılar ve sendikal faaliyetlerin kriminalize edilmesi artar. Türkiye’deki sendikalar da Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün genel sosyal hakların gerilemesine yol açtığını defalarca dile getirmiştir. Sınıf sendikacılığı geleneğinde halkların ve işçilerin dayanışması temeldir. Kürt meselesine diyalog yoluyla çözüm aranması bizim için sadece dışsal bir ‘etnik’ mesele değil; sömürüye, militarizme ve eşitsizliğe karşı mücadelenin bir parçasıdır. Özetle; Kürt meselesinin demokratik çözümü, işçi sınıfının uluslararası birliğini kurmak ve yaşam koşullarını iyileştirmek için gerekli bir ön koşuldur.
Kürt ve Türk işçilere dayanışma ve iş birliği sözümüzü iletiyorum. Uluslararası kurumlar, devletler ve hükümetler ne yaparsa yapsın; biz tarihin doğru tarafında, yani Kürt halkının yanında yer almaya devam edeceğiz” dedi.
Haber: Melek Avcı / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/05/Ankarada-indirimli-et-izdihami-emekliler-ucuz-et-icin-sabah-siraya-360x180.jpg)
































