Devlet Bahçeli’in dillendirdiği ‘statü’ konusunun halledilmesi gerektiğini vurgulayan Abdullah Öcalan, ‘statüden’ kastın özgür çalışma koşuları ve öncülük edilmesi gereken konular olduğunu belirtiyor
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kritik bir aşamadan geçiliyor. Meclis’in Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapor kapsamında atacağı adımlar sürecin akıbeti açısından önemli bir noktada duruyor. Cumhurbaşkanın Tayyip Erdoğan, son grup toplantısında sürecin “olması gerektiği şekilde” ilerlediğini söyledi. Erdoğan “Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir” dedi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş da “Artık buradan dönüş yok” diyerek sürecin “olumlu bir şekilde biteceği kanaatinde” olduğunu kaydetti. Numan Kurtulmuş, komisyon raporuna işaret ederek, “Bunun gereğinin yerine getirilmesi lazım. Bu sürecin hızlandırılması lazım” dedi.
Karayılan: Önder Apo’nun statüsünü netleştirmek gerek
Yetkililerden yapılan açıklamalar kapsamında hangi yasal düzenlemelerin yapılacağı merak edilirken, sürece dair Halk Savunma Merkezi Komutanlık üyesi Murat Karayılan’dan önemli mesajlar geldi.
ANF‘ye konuşan Murat Karayılan, Meclis raporuna rağmen iktidarın adım atmadığını ve heyetin 1 aydır Abdullah Öcalan ile görüştürülmediğine işaret ederek, “Şu an itibarıyla süreç iktidar tarafından dondurulmuştur” dedi. Murat Karayılan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Şubat ayında işaret ettiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsüne dair de önemli değerlendirmelerde bulundu.
Murat Karayılan, “En çok Türkiye’nin çıkarını düşünen kişi olarak bilinen milliyetçi hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin de tüm Türkiye’nin huzurunda belirtiği gibi, Önder Apo’nun bir statü sorunu vardır. Statüsünü netleştirmek gerekiyor. Bu statü aslında fiziki özgürlüktür. Daha açık söylemek gerekirse, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü olmadan bu sürecin gelişme şansı yoktur. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Halkımızın tümü söylüyor” ifadelerini kullandı.
Bahçeli: PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
Bahçeli, 24 Şubat tarihli grup toplantısında, sürecin ilerleyebilmesi için bazı başlıkların açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade etmişti. Bahçeli, “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmalar yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonuca kısa sürede ulaşılmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.
Bahçeli’nin sözünü ettiği “statü” konusu, sürecin ilerlemesi açısından önemli bir eşik. Karayılan’ın yanı sıra, DEM Partili siyasetçilerin de en çok üzerinde durduğu konuların başında Abdullah Öcalan’ın statüsü geliyor.
DEM Partililere göre, ‘statü’den kasıt, özgür koşullarda süreci yön vermesi
DEM Partililer, “statü” konusunun “Abdullah Öcalan’ın daha büyük bir mekana geçmesi” şeklinde yorumlanmasına karşı çıkıyor. DEM Partililere göre, “statü”den kasıt, Abdullah Öcalan’ın özgür koşullarda süreci yön vermesidir.
İmralı Heyeti’nde yer alan Pervin Buldan, Medya Haber’de yaptığı açıklamalarda da bu durumun altını çizmişti. Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın sürecin önemli bir aktörü olduğunun altını çizerek, “Mesele bir yer meselesi değil. Mesele bir 12 metrekarelik yerden çıkıp, daha büyük bir mekana geçme meselesi değil. Sayın Öcalan’ın özgür ve rahat bir çalışma ortamının olması. Bunun bir isminin olması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın toplumla, akademisyenlerle, yazarlarla, gazetecilerle buluşma imkanının sağlanması gerekiyor. Buna bir ad konulmalı. Statü dediğimiz şey bu. Toplumla bir araya gelebilecek, kendi sözünü ve düşüncelerini rahatlıkla paylaşabilecek, bu sürecin hangi aşamada olduğunu ve neden başladığını, 40-50 yıllık çatışmalı süreci bitiren bir aktör olarak bu meseleyi kendi ağzından anlatabileceği bir duruma ve konuma ihtiyacı var” dedi.
Abdullah Öcalan’ın ‘statü’ değerlendirmeleri
Abdullah Öcalan da heyetle yaptığı görüşmelerde, statü konusunun halledilmesi gerektiğini vurguluyor. Abdullah Öcalan, bazı isimlerin sürekli televizyon kanallarına çıkarıldığını ve kendisine hakaretler savurduğunu belirterek, “Bazıları Öcalan’ın sorun çözücü yönünden çok sanki sorunun kendisiymiş gibi lanse etmeye çalışıyorlar. Bu vicdansızlıktır. Benim tek derdim sorun çözmektir. Statüden kastettiğim şey çalışma koşullarına sahip olmamdır. Kişisel konfor, şahsi rahatlık değil mesele, benim derdim iletişim. Bu ağır bir süreç ve onu nihayete erdirmek istiyorum. Bahsedilen o uç milliyetçi refleksler benim için çocuk oyuncağıdır, Türk halkıyla kuracağım temasla çözerim. Onun için ‘bu statü meselesi halledilsin, ben kamuya sesleneyim, ilgili çevreler ile iletişim kurayım’ diyorum. Başka destek de istemiyorum. Ben bunda gecikirsem başka güçler devreye girer ve bozar süreci” diyor.
‘Öncülük yapmam gereken şeyler var’
Abdullah Öcalan, Bahçeli’nin açıklamalarına da işaret ederek, şunları belirtiyor:
“Bahçeli bile sürece dair çağrı yaparken kendi cephesinden bir statü ayarlaması da yapmıştı. Bu işler yapılacaksa Öcalan’ın statüsüz yapamayacağını biliyordu ve bunun için umut ilkesi dedi. Kurucu Önderlik ve statü ile ilgili getirdiği öneri de nettir. Bir an önce sürece müdahale etmem için bunun yapılması lazım. Gecikirsek bir anda enfekte olabilir, tehlike büyür. Statü belirlenmemiş. Ben basın ile iletişim kurmak isterim, bazı kişilerle toplantı yapmak istiyorum. Benim devasa öncülük yapmam gereken şeyler var. Ama hepsi bu statüye takılı kalmış.”
Uyarı: Tarihsel fırsatlar heba edilir
Abdullah Öcalan, değerlendirmelerinin devamında şunları söylüyor:
“Devletin uzun yıllar sonra yeniden muhataplık tartışmasını gündeme alması, aslında sorunun özüne dair bir önemli bir iradeyi ifade etmektedir. Ancak bu muhataplık, statü ve çözüm perspektifiyle ele alınmadığı sürece, yalnızca taktik bir oyalama olarak kalacaktır. Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu bu açıdan tarihidir ve hâlâ cevabını beklemektedir. Benim açımdan mesele açıktır: Eğer gerçek bir çözüm iradesi varsa, bunun yolu diyalogdan, müzakereden ve demokratik siyasetin güçlendirilmesinden geçer. Aksi halde süreçler tekrara düşer, sorun derinleşir ve tarihsel fırsatlar heba edilir.”
Haber: Azad Altay \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































