‘Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’na dair yapılan açıklamada, demokratik bir gelecek kurmak için herkes tartışma sürecine davet edildi
İçlerinde Şebnem Korur Fincancı, Gültan Kışanak, Zeynep Altıok, Akın Birdal, Ahmet Türk’ün de olduğu 29 ismin çağrısıyla 13-14 Haziran’da gerçekleşecek olan “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” programının duyurusu için basın toplantısı düzenlendi.
Konferansa bağlanan çağrıcılardan Ahmet Türk, Akın Birdal, Mehmet Bekaroğlu, Rıza Türmen, Levent Köker ve Yakın Ertürk 13-14 Haziran’da yapılacak konferansa katılım çağrısında bulunarak, konferansta konuşulacakların Türkiye’nin demokratikleşmesin önündeki engellerin irdelenmesi ve cumhuriyetin 2’nci yüzyılında nasıl bir demokrasi olacağına dair sorulara cevap olacaklarını belirterek, halkların demokratik ve ortak bir gelecekte buluşması için bu konferansın düzenleneceğini söyledi.
‘Bu yürüyüşü başarıya ulaştırmaya davet ediyoruz’
Ardından Siyasetçi Gültan Kışanak, “Her şey inanmakla başlar. Biz demokratik dönüşümün olacağına inanıyoruz. Geleceğimizi daha demokratik bir ülkede yaşamak için sorumluluk almamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu ülkede demokrasi sorununu, demokratik krizi ve yaşanan acıları çok konuştuk hâlâ da konuşulmaya devam ediliyor. Gelecek tahayyülü açısından biraz karamsarız ancak demokratik bir cumhuriyeti inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu bir başlangıç. Bu konferansın adım atmayı sağlayan ve ön açıcı bir işlev görmesini istiyoruz. Demokratik bir gelecek için tüm toplumsal kesimleri ortak bir yaşam kurmaya, umudu büyütmeye, sürece dahil olmaya ve bu yürüyüşü başarıya ulaştırmaya davet ediyoruz” dedi.
‘Korku ve güvensizliğimiz kutuplaşmamıza neden oluyor’
Toplantıda, basın metninin Kürtçesini siyasetçi Diba Keskin, Türkçesini ise sosyolog Ferhat Kentel okudu. Türkiye’nin tarihi eşiklerinden geçtiğinin altını çizilen açıklamada, “Günümüz Türkiye’si, demokrasi ve hukuk konusunda dünden miras aldığı yapısal sorunlara, yenilerini ekliyor. Küresel ölçekte savaşlar, otoriterleşme ve eşitsizlikler derinleşiyor, bölgesel düzeyde çatışma iklimi giderek hâkim oluyor. Ülkede ise yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü aşınıyor, ifade ve örgütlenme özgürlükleri her geçen gün biraz daha daralıyor. Bunlara artan yoksulluk ve gelir eşitsizliği, ekolojik yıkım ve toplumsal kutuplaşma, başta kadına yönelik olmak üzere şiddetin artışı ve yapısallaşması eklendiğinde, ülkenin demokratik geleceğinin ciddi bir tehdit altında bulunduğu açık. Bu tehdit ülkede yaşayan herkese, tüm kesimlere ve gruplara yönelik. Bu tehdidin etkisiyle toplumsal kesimler arasında sınıfsal, bölgesel ve kimlik temelli eşitsizlikler ve kriz daha da derinleşiyor. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını ülkede tam demokrasi ve barışla yeniden hayal edebilmek için birbirimizi duymaya, dinlemeye ve tanımaya ihtiyacımız var. Çünkü üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşayan her bireyin, kimliğin, kültürün, topluluğun ve yaşam tarzının duygusal hafızasında farklı düzeylerde ve biçimlerde de olsa otoriter politikaların bıraktığı izler, baskı ve travmalar bulunuyor. Korku ve güvensizliğimiz içe kapanmamıza ve kutuplaşmamıza neden oluyor. Türkiye Kürt sorunu etrafındaki bugünkü çözüm arayışları ve fırsatlarla bu yapısal krizlerden çıkma ve demokratik bir dönüşüm yaşama konusunda tarihsel bir imkân yakalamış bulunuyor” denildi.
Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“Türkiye’nin demokratikleşmesiyle Kürt sorununun çözümü ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Bu anlamda, tüm kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde kamusal alanda özgürce var olabildiği, devletin tüm inançlara eşit mesafede durduğu çoğulcu bir düzen, demokratikleşmenin en temel dayanaklarından biridir. Mevcut çözüm arayışları demokratik bir cumhuriyet ihtiyacına işaret ederek, bu eksikliklerin giderilmesi, yapısal sorunların çözülmesi imkânını sunuyor. Bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle bir araya gelen bizler, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratikleşme sorunlarını bütün boyutlarıyla tartışmak demokrasi ve barışın, toplumsal ve siyasal zeminini güçlendirecek çözüm yollarını üretmek çağrısında bulunuyoruz. Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca eleştiri değil aynı zamanda kurucu bir iradedir. Barışı toplumsallaştıracak, demokrasiyi derinleştirecek ve eşitliği kurumsallaştıracak adımların atılması için güçlü bir toplumsal katılım ve kolektif akıl gerekiyor. Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’yla; demokratik bir gelecek kurmak için emek veren, itirazı, sözü, iddiası ve önerisi olan, hayal kuran, ortak demokratik geleceğimize inanan herkesi bu ortak düşünme ve tartışma sürecine davet ediyoruz.”
Kentel, konferansın 13 ile 14 Haziran’da İstanbul Bakırköy’de bulunan Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yapılacağı bilgisini paylaştı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































