NECİP F. BAHADIR | YORUM
Yeni Şafak o manşeti neden attı? Mehmet Şimşek’le yıldızının barışmadığından mı? Yoksa Şimşek üzerinden Erdoğan’a bir mesaj mı gönderdi? Gazetenin Şimşek ‘takıntısı’ yeni değil. Daha önce de defalarca manşetten yüklendi.
Öncelikle şunu söyleyeyim; arka planda ne olursa olsun manşet doğru, tespitler yerinde… Ancak şu var ki; çöken Şimşek’in programı falan değil! AKP’nin daha doğru bir ifadeyle Erdoğan’ın programı/politikaları…
Mevcut sistemde bir bakanın ne hükmü var ki… İnisiyatif alabilir mi? İrade ortaya koyabilir mi? ‘İstifa ediyorum’ diyebilir mi? En fazla Zat-ı Şahane’den affını ister…
Erdoğan da ekonomist(!)… Bizzat kendisi söylemedi mi; “Ben ekonomistim!” diye… Alaylı mı mektepli mi? Var mı diploması? Ekonomi veya iktisat tahsili yaptı mı gerçekten? Şu ana kadar ne diplomasını kamuoyuna deklare edebildi ne de bir okul arkadaşına rastlandı?
Garip bir durum… Rakibinin diplomasını iptal ettirdi. Kan çekermiş… Katil suç mahallinden kolay kolay ayrılamazmış. 35 yıl sonra saçma sapan gerekçeyle İmamoğlu’nun diplomasını hükümsüz kılmak Erdoğan’a nasip oldu… “Benim yok, onun da olmasın!” der gibi…
“Faiz sebep enflasyon sonuç!” muydu? Yoksa “enflasyon sebep faiz” mi sonuçtu?
Neydi o vecize… Unutuldu artık. Pek hatırlayan yok. Erdoğan’ın ekonomi politikasının sloganıydı. “Önce faizler düşecek sonra enflasyon…” diyordu. Ekonomistler uyardı, “Olmaz! Yapmayın bunu. Bu politika ekonominin gerçekleriyle örtüşmez!” dedi onlarca insan… Kulak asmadı. ‘Söz dinlemiyor’ diye Merkez Bankası başkannı görevden aldı. Kurumu paçavraya çevirdi. Partinin ilçe başkanlığı gibi muamele yaptı.
‘Söz dinleyen başkan’ getirdi. Hedef de faiz vardı. Sözünü doğrulatacaktı.
“Kardeşinize verin yetkiyi, görün bakın faizle, enflasyonla nasıl mücadele ediliyor!” dedi bir yandaş kuruluşun programında… Yoksa ‘nereden kardeşiz’ diye sorulur adama? Din kardeşliği mi? Erdoğan’ın siyasetinde bir anlamı ve derinliği var mı? Ona ‘kardeş’ değil, ‘biat’ eden lazım.
Hem kardeşten kardeşe de fark var. Habil misin, Kabil mi? Yusuf Peygamberi kuyuya kardeşleri atmadı mı? Bugün de her kuyuda bir Yusuf yok mu? Erdoğan’ın ‘kardeşim’ dediği nicelerini kör kuyulara atmakta bir sakınca gördü mü? Nice kardeşini ve nice dostunu harcadı sırf iktidarı ve koltuğu uğruna…
Yani Erdoğan ne Habil ne Bünyamin’dir…
Yetkiyi alınca ne yapacaktı? “Faizle nasıl mücadele edilir” gösterecekti. Verdi yetkiyi ‘kardeşleri’. Etkiyi görme zamanıydı artık… Hem ‘nass’ vardı, “Sana bana ne oluyordu?” Peki sonuç kelimenin tam anlamıyla felaket. Ne kağıt üzerinde düşen faizin hayrını gördü ülke, ne de enflasyonu dizginleyebildi. ‘Sebep-sonuç’ politikası çöktü. Enflasyon patladı… TÜİK’in tartışmalı verilerine göre bile yüzde 85’leri gördü…
Çaresiz kalınca Şimşek’in kapısını çaldı!
“Ben ekonomistim!” sözü diploması gibi soru işaretleri doğurdu. “Bu nasıl ekonomist Allah aşkına, daha iktisatın a,b,c’sini bilmiyor!” dedirtti.
‘Tu kaka’ ettiği ve arkalarından söylenmedik söz bırakmadığı, grupta milletvekillerine yuhalattığı gerçek ekonomistlerin kapısını çalmaktan başka çaresi kalmadı. Tek çıkış ekonominin gerçeklerine dönmekti. Reel ekonomiye kulak vermekti.
Erdoğan çaresizdi. İstemeye istemeye seçimden hemen önce, “Mehmet Şimşek’e gel ekonominin başına geç…” dedi. Önce nazlandı Mehmet Şimşek… Zira anketler kötüydü… Hatta o dönemde çıkan kulis haberlerde görevi kabul etmediği yazıldı. Ancak AKP seçimi kazanınca Mehmet Şimşek’in gardı düştü, ‘Tamam” dedi… ‘Ülkenin selameti’ için görevi kabullendi. Hedef enflasyonu düşürmekti… Tek haneye kadar indirmek ve ardından seçime gitmekti.
Strateji ve takvime göre ‘ekonomi programı’ tekrar yazıldı. Fakat o kadar ekonominin ayarlarıyla oynanmıştı ki bir türlü dikiş tutmuyordu. ‘Altı delik kova’ gibi… Ne koyarsan akıp gidiyordu. İç ve dış şartlar falan hikayeydi. Ukrayna, Rusya veya Suriye’den daha ağır koşul olabilir mi? Oralarda faiz de enflasyon da Türkiye’den daha iyiydi. Yüksek faiz de dünya rekoruna koşuyordu. Birinciliğe ramak kaldı. Enflasyon aldı başını gitti. Mutfaktan başlayan yangın diğer odaları sıçradı.
Yeni Şafak’ın manşeti tam bu dönemde geldi. Yandaş bir gazete… Gazetenin patronu Albayrak ailesi Erdoğan’a çok yakın… Bazen başına buyruk yayınlar yapsada günün sonunda Erdoğan’a biatını tazelemeyi ihmal etmez. Bir durum tespiti bu… Şimşek’le yıldızları barışmıyormuş falan önemli değil. Çöken program falan değil, Erdoğan politikaları…
Gazetenin Şimşek’e fatura etmesi kurnazca… Bir atasözü var, teşbihte hata olmaz; “Eşeği dövemeyen, semerini döver” derler… O hesap… Semeri dövüyor…
Öte yandan da Erdoğan bakanlarını kolay kolay medyanın önüne atmaz. Kendisi eleştirse de başkasına dövdürmez. Bu Albayrak ailesi ve Mehmet Şimşek olsa da…
Erdoğan da, politikaları da, iktidarı da dağılmış durumda… Yeni Şafak gibi yandaş bir gazetenin manşetini bu yüzden önemsedim. Öyle vurulup geçilmiş bir manşet haber değil. Titizlikle çalışılmış, görsel ve grafiklerle desteklenmiş vurucu bir manşet… Okların yönü baş aşağı… Tepesi üstü giden Erdoğan iktidarı… Gazete bunu diyememiş. Ama şunları söylemiş; ‘Program sürdükçe hedef çöküyor…’, ‘3 aylık cari açık 20 milyar dolar’ ‘Binlerce fabrika kapandı’, ‘Avro yüzde 145, Dolar yüzde 125 arttı’, ‘Yatırım ve ihracat durdu’.
Her biri birer füze gibi… AKP iktidarını temellerinden sarsmakta…
‘TÜİK’in rakamları hikaye’ deniyordu. Aldıran yoktu. Erdoğan ‘pembe hayaller’ satmakta meşguldu. Belki dünya siyaset tarihinde örneğine rastlanmayacak türden resmi rakamlara bile yalan söyletmeyi başardı. TÜİK gibi bir kurumu Merkez Bankası gibi çöp etti. Hiçbir verisi gerçekçi değil. Ama bak itiraf mahalleden geldi. Hem de en yakın yerden… Albayraklar’ın gazetesi ‘Ekonomi çöktü’ diye manşet yaptı. Doğrudan Erdoğan diyemedi. İsyanını ‘Şimşek’ ile sınırlı tuttu.
Haberi okuyan herkes anladı ki burada hedef Erdoğan ve AKP iktidarı… Çöken, Şimşek’in programı değil, Erdoğan’ın ekonomi politikası… Sanki Mehmet Şimşek başka partiden geldi ve de koalisyon ortağı… Dışarıdan biri değil. Yıllarca AKP milletvekili olarak siyaset yaptı.
İngiltere’den ithal… O başka… Ve çarede Şimşek’in gitmesi, yerine başka birinin gelmesi falan da değil. AKP iktidarı ömrünü tamamladı. Şimşek’in gidişinin daha büyük sonuçlar doğuracağını bilmeyen yok. Erdoğan Ankara’nın ve siyasetin karanlık dehlizlerinde kaybetti kendini, bir çıkış ve geri dönüş yok. Tarihin ve kaderin yanlış tarafından konumlandı. Ve kaybedenlerden oldu.
Demokrasisi işlemeyen, adaleti can çekişen, ahlakı çökmüş bir ülkenin ekonomisinden hayr umulur mu? AKP’nin ‘demokrasi, adalet ve ahlak’a vurduğu darbe sebep ekonomi sonuç… İşin özü de bu…
Asıl kriz demokrasi, adalet ve ahlakta… İşi bilen gelir ekonomiyi düzeltir ama demokrasi, adalet ve ahlak için sadece işi bilmek yetmez, başka şeyler de gerekli…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































