DEM Parti Şişli İlçe Örgütü, Ermeni Soykırımı’nın 111’inci yıl dönümünde metro çıkışında anma düzenledi. Yapılan açıklamada, ‘Geçmişle yüzleşmek, soyut bir çağrı değil somut bir siyasal sorumluluktur. Devletin ve tüm siyasal aktörlerin, bu tarihsel kırılma karşısında sorumluluk alması gerekmektedir’ denildi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şişli İlçe Örgütü, Ermeni Soykırımı’nın 111’inci yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Şişli metro çıkışında anma gerçekleştirdi. Anmaya çok sayıda kişinin yanı sıra DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar ve DEM Parti Şişli İlçe Eşbaşkanı Zilan Öztürk de katıldı. Anma bir dakikalık saygı duruşuyla başladı ve katledilenler için karanfiller bırakılarak mumlar yakıldı. Daha sonra kısa konuşmaların ardından basın metni DEM Parti Şişli İlçe örgütü yöneticisi Ani Kalk tarafından okundu.
Kalk, 111 yıl önce 24 Nisan 1915’te Şişli sınırları içinde yer alan Tatavla’da, bölgenin yerli azınlıklarına yönelik başlayan tutuklamaların, bu toprakların en büyük tarihsel kırılmalarından birinin başlangıcı olduğunu hatırlattı. Ani Kalk devamında şöyle konuştu:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni yurttaşlarına yönelik olarak yürürlüğe koyduğu bu süreç, aralarında aydınların, gazetecilerin, yazarların, sanatçıların ve toplum önderlerinin bulunduğu yüzlerce kişinin gözaltına alınmasıyla başladı. Kısa süre içinde ise bu uygulama, Anadolu’nun dört bir yanına yayılan kitlesel tehcir politikalarına dönüştü. Bugün Kurtuluş olarak bildiğimiz bu semt, yalnızca bir mekân değil hafızanın, kaybın ve inkârın iç içe geçtiği tarihsel bir katmandır. Bu isim değişikliğinin kendisi dahi, geçmişin üzerinin nasıl örtüldüğünü hatırlatan güçlü bir göstergedir. 1915’te yaşananlar, yalnızca bir ‘trajedi’ ya da ‘geçmişte kalmış bir olay’ değildir. Bu süreç, sistematik bir devlet politikası olarak hayata geçirilmiş yüz binlerce insanın yerinden edilmesine, büyük bir kısmının hayatını kaybetmesine ve bir halkın bu coğrafyadaki varlığının radikal biçimde kırılmasına yol açmıştır. Bu nedenle, bugün hâlâ süren inkâr politikalarını açıkça ifade etmek zorundayız.”
Geçmişle yüzleşme çağrısı
İnkârın yalnızca geçmişin üzerini örtmek olmadığını, bugünün adaletsizliklerini yeniden üretmenin de bir aracı olduğunu vurgulayan Ani Kalk şu ifadeleri kullandı:
“Geride bırakılan mülklerin el değiştirmesi, toplumsal ve ekonomik yapının yeniden kurulması ve bu sürecin hiçbir zaman gerçek anlamda sorgulanmaması, bugüne uzanan eşitsizliklerin de temelini oluşturmuştur. Şişli, bu tarihsel sürecin en somut izlerinin görülebileceği yerlerden biridir. Tatavla’dan Kurtuluş’a uzanan bu mekânsal dönüşüm, yalnızca bir isim değişikliği değil aynı zamanda bir hafıza kaybının ve yerinden edilmenin de ifadesidir. Bugün bu sokaklarda yürürken, artık burada olmayanların izleriyle karşılaşıyoruz. Burada yapılan her anma, sembolik bir eylem değil mekânla, tarihle ve adalet talebiyle kurulan doğrudan bir ilişkidir. Geçmişle yüzleşmek, soyut bir çağrı değil somut bir siyasal sorumluluktur. Devletin ve tüm siyasal aktörlerin, bu tarihsel kırılma karşısında sorumluluk alması gerekmektedir. Bu sorumluluk, yalnızca anma günlerinde dile getirilen temennilerle değil hakikatle yüzleşmeyi mümkün kılacak politik ve hukuki adımlarla yerine getirilebilir.
Bugün burada, tam da bu mahallede, bu meydanda bir araya gelmemiz tesadüf değildir. Bu, hafızayı geri çağırma ve görünür kılma iradesidir. Bu nedenle bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: İnkâr politikalarına son verilmelidir. Geçmişle yüzleşme, demokratikleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır. Nefret söylemi ve ayrımcılık karşısında etkin ve kararlı bir mücadele yürütülmelidir. 1915 yılında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Bu ülkenin vicdanını temsil edenlerin sesi susturulsa da, söyledikleri bu toprakların hafızasında yaşamaya devam ediyor. Onların hatırası, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir gelecek kurma mücadelemizin bir parçasıdır. Geçmişin acılarının tekrar etmemesi için hakikati, adaleti ve birlikte yaşam iradesini savunmaya devam edeceğiz.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































