SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin ‘İfade özgürlüğü, oto-sansür davranışları ve risk algısı araştırması’ raporuna göre, Türkiye’de ifade özgürlüğü noktasında algısı olumsuzken, eleştiriyi hak gören yurttaşlar ise risk alamıyor
SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, “İfade özgürlüğü, oto-sansür davranışları ve risk algısı araştırması” başlıklı raporunu açıkladı. Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin algılarını değerlendirmek, düşüncelerini açıklarken yaşadıkları kaygı düzeylerini ölçmek ve oto-sansür davranışlarını incelemek amacıyla hazırlanan rapor, 23 Mart-10 Nisan 2026 tarihleri arasında Google Forms üzerinden 780 kişi ile yapıldı.
Rapor, yüzde 48,9’u kadın, yüzde 50,3’ü erkek, yüzde 0,8’i LGBTQ+ katılımcılardan oluşurken, yaş ortalaması 44-45 olarak ölçüldü. Araştırma kapsamında yöneltilen “Daha önce fikrinizi beyan ettiğiniz için hukuki yaptırıma maruz bırakıldınız mı?” sorusuna katılımcıların yüzde 58,2’si “Evet”, yüzde 41,8’i “Hayır” yanıtını verdi. “Tanıdığınız kimse fikrini beyan ettiği için hukuki yaptırıma maruz bırakıldı mı” sorusuna verilen yanıtta ise katılımcıların yüzde 9,.5’i “Evet”, yüzde 9,5’i “Hayır” cevabını verdi. Raporda buna dair, “Bu oran, ifade özgürlüğüne ilişkin yaptırım deneyimlerinin yalnızca bireysel değil, toplumsal çevrede de yaygın biçimde gözlemlendiğini ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi.
İfade özgürlüğü noktasında algı olumsuz
Araştırma grubuna yöneltilen, “Genel ifade özgürlüğü algısı hakkında olan durumlara katılma düzeyinize uygun şıkkı seçiniz” sorusuna ilişkin ortalama değerlere bakıldığında; “Türkiye’de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorlar” ifadesine katılım ortalaması 5 üzerinden 1,6, “Devleti eleştirmek güvenlidir” ifadesine katılım ortalaması 5 üzerinden 1,54, “Hükumeti eleştirmek güvenlidir” ifadesine katılım ortalaması yine 5 üzerinden 1,57 oldu. “Farklı görüşlere toplumda tahammül edilir” ifadesine katılım ortalaması ise 5 üzerinden 1,8 olarak ölçüldü. Bu sonuca dair raporda, “Bu bulgular, katılımcıların Türkiye’de ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı konusunda oldukça düşük düzeyde olumlu algıya sahip olduğunu göstermektedir” değerlendirmesinde bulunuldu.
‘Eleştiri hak görülmesine rağmen risk algısı güçlü’
Araştırmada, “Sonunda tehlikeye girecek olsa da herkes görüşlerini beyan etmekle yükümlüdür” ifadesine katılım ortalaması 5 üzerinden 3.3 olarak belirlendi. Katılımcılara yöneltilen “Bir kişi sosyal medyada hükümet politikalarını sert şekilde eleştirirse bu davranışı nasıl tanımlarsınız?” sorusunda katılımcıların yüzde 45,3’ü “Normal bir haktır”, yüzde 31,6’sı “Gerekli ancak tehlikeli bir davranıştır”, yüzde 18,9’u “Cesur bir davranıştır”, yüzde 3.4’ü “Gereksiz risk almaktır”, yüzde 0,8’i ise “Hükümet politikaları eleştirilmemeli” yanıtını verildi. Raporda, “Bulgular, katılımcıların büyük bölümünün eleştiriyi hak olarak görmesine rağmen risk algısının da güçlü olduğunu göstermektedir” denildi.
Oto-sansür davranışı
Raporda, “Oto-sansür davranışı hakkında olan durumlara katılma düzeyinize uygun şıkkı seçin” sorusuna ilişkin ortalama değerlere bakıldığında, en yüksek katılım düzeyinin “Sosyal medyada siyasi paylaşım yapmadan önce birkaç kez düşünürüm” ifadesinde olduğu ve ortalamanın 5 üzerinden 4.17 olarak ölçüldüğü görüldü. Bunun yanında “Geçmişte yaşanan bazı olaylar bugün daha temkinli olmama sebep oldu” ifadesine katılım ortalaması 5 üzerinden 3.97, “Bazı düşüncelerimi korktuğum için sosyal medyada paylaşmam” ifadesine katılım ortalaması ise 5 üzerinden 3.80 olarak tespit edildi. “Bazen yaptığım siyasi paylaşımları silerim” ifadesine katılım ortalaması 5 üzerinden 3.65, “WhatsApp gruplarında siyasi tartışmalara girmem ve devlet kurumlarında iken siyasi görüşlerimi gizlerim” ifadelerine katılım ortalaması ise 5 üzerinden 3.61 olarak belirlendi.
Verilen ifadelerden “Hangisi ifade özgürlüğü açısından en büyük sorundur” sorusuna katılımcıların yüzde 25’i “Hukuki yaptırım korkusu”, yüzde 20,1’i “İş kaybı”, yüzde 18,8’i “Resmi/gayri resmi gruplar tarafından tehdide maruz bırakılma”, yüzde 13,4’ü “Dijital takip/gözetim”, yüzde 12,8’i “Medya baskısı/linçlenme”, yüzde 8,5’i “Sosyal dışlanma”, yüzde 1,3’ü ise “Sorun olduğunu düşünmüyorum” yanıtını verdi.
İfade özgürlüğünün geliştirilmesi için atılması gereken adımlar
Katılımcılarda, Türkiye’de ifade özgürlüğünün geliştirilmesi için öncelikli adımlar arasında yüzde 11,4 ile “İfade özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin yeniden düzenlenmesi”, yüzde 11,3 ile “Mahkemelerin siyasi baskıdan bağımsız hukuka dayalı karar vermesi”, yüzde 11,1 ile “Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmeleri’ne uyumun arttırılması”, yüzde 10,9 ile “Gazeteciler ve medya çalışanları üzerindeki baskıların azaltılması ve yüzde 10,7 ile “Toplantı/miting/gösteri hakkına yönelik kısıtlamaların kaldırılması” öne çıktı.
Raporun sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırma bulguları Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin algının düşük olduğunu, bireylerin ciddi bir risk ve baskı hissi altında görüşlerini ifade ettiğini ve bunun yaygın bir oto-sansür davranışıyla sonuçlandığını ortaya koymaktadır. Buna rağmen, ifade özgürlüğünün demokratik bir değer olarak güçlü biçimde benimsendiği görülmekte; bu da mevcut durum ile olması gereken arasında belirgin bir fark bulunduğunu göstermektedir.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































