CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın bugün BirGün’de yayımlanan yazısına göre, başkanlık sistemi Türkiye’yi 8 yılda hem yoksullaştırdı hem de siyaseti daha otoriter bir çizgiye sürükledi. Karabat, 2018’den sonra enflasyonun patladığını, kurun sert yükseldiğini, gelir adaletsizliğinin büyüdüğünü ve milyonlarca yurttaşın geçim krizine itildiğini savunuyor.
Karabat’a göre, başkanlık sistemi yalnızca yoksulluğu derinleştirmedi; Türkiye’yi sandığın anlamını yitirdiği otoriter bir düzene sürükledi. Karabat, artık hedefin seçimlerin hiç yapılmaması, yapılsa bile Saray’ın kontrolündeki isimlerle formalite sandık kurulması olduğunu savunuyor. Yazıya göre jeopolitik krizler ve savaşlar, Erdoğan’ın koltuğunu kalıcı hale getirmenin bahanesine dönüştürülüyor: “Seçimlerin yapılmaması, yapılsa da Saray’ın kontrolündeki isimlerle formalite sandık konulması hedeflenmektedir. Jeopolitik gelişmeler ve savaşlar bahane edilerek Erdoğan’ın ebediyen koltukta oturması gerektiği anlatılmaktadır. Meşruiyetini halktan değil, ABD’den alan bu zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin beka sorunu olmuştur.”
Yazıda, açlık sınırı ile yoksulluk sınırındaki sıçrama, evlilik ve boşanma verileri ile yurtdışına yönelen göç dalgası aynı tablonun parçaları olarak gösteriliyor. Karabat’a göre bu sadece ekonomik çöküş değil; aynı zamanda seçme ve seçilme hakkını aşındıran, muhalefeti yargı yoluyla baskılayan bir rejim değişikliği…
Özgür Karabat’ın yazısının tamamı şöyle:
2018 yılında devreye giren başkanlık sistemi ile Türkiye çok ağır kayıplar yaşamaktadır. 2018 öncesi %8–10 bandında olan enflasyon, 2022’de %85’e kadar çıktı. Şimdi enflasyon %30’lar civarında yapışkan hale geldi.
Yine 2018 yılında ortalama 5 TL olan dolar kuru, günümüzde 45 TL’yi gördü. Bu dönemde gelir adaletsizliği katlanarak büyüdü. Nüfusun en üst gelire sahip %20’lik kesimi, toplam milli gelirin yarısına tek başına sahip oldu.
Kredi genişlemesi ve düşük faizle ekonomi büyüyor gibi gösterildi. Ancak bu dönemlerde servet transferleri yapıldı.
Mart 2026’da 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 32,793 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 106,817 TL’ye yükseldi.
Evlenmeler azaldı, boşanmalar arttı. 2018’de 554 bin 389 çift evlenirken, 143 bin 573 çift boşandı. 2025’te ise evlenen çiftlerin sayısı 552 bin 237 olurken boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 oldu.
Türkiye’deki huzursuzluk, belirsizlik ve parti devleti anlayışı nedeniyle yüzbinlerce insanımız yurt dışına gitmeyi tercih etti. Örnekleri daha da artırmak mümkün…
Tüm bu yaşanılanların tek bir sebebi var: AKP ve ortaklarının otoriter rejim inşası. 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı ile başlayan demokratikleşme süreci, AKP’nin dayattığı başkanlık sistemi ile sona ermiştir.
Başta Erdoğan olmak üzere bazı çevrelerin şahsi menfaatlerinin devletin önüne geçmesi ile yaklaşık 200 yıllık demokrasi mücadelesi yok edilmiştir. Bağımsız yargı ve yolsuzluk yalanının arkasına sığınılarak seçme ve seçilme hakkını kullananlar hapsedilmişlerdir.
Seçimlerin yapılmaması, yapılsa da Saray’ın kontrolündeki isimlerle formalite sandık konulması hedeflenmektedir. Jeopolitik gelişmeler ve savaşlar bahane edilerek Erdoğan’ın ebediyen koltukta oturması gerektiği anlatılmaktadır. Meşruiyetini halktan değil, ABD’den alan bu zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin beka sorunu olmuştur.
Trump her fırsatta Erdoğan aleyhine ağır ithamlarda bulunmaktadır. Onun Ortadoğu komiseri gibi görev yapan büyükelçisi Tom Barrack da Erdoğan’a meşruiyet verdiklerini açık bir şekilde dile getirmektedir. Siyonist rejimin destekçisi ve Netanyahu’nun finansörü Blackrock Başkanı Laurence Douglas Fink ile Erdoğan’ın görüşmesi rastlantı değildir.
“Türkiye’yi çokuluslu şirketler için yönetim merkezi haline getirmeye çalışıyoruz.” diyen Erdoğan, Trump ve İsrail’in politikalarına desteğinin karşısında, sıcak para alacaktır. Erdoğan, bu plan için el sıkışırken, küresel baronlara “İktidarı vermeyeceğim, ilişkilere benimle devam edeceksiniz” mesajı vermiştir.
Bu nedenledir ki, yerel seçimlerin açık ara birincisi olan CHP, mahkeme yoluyla tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. Onlarca belediye başkanı ve personel tutuklanmış, başkanlık koltuklarına AKP’li isimler ve kayyumlar oturmuştur. Burada açık bir şekilde seçme ve seçilme hürriyeti gasp edilmiştir. Bu operasyonlarla halka tek parti zihniyeti dayatılmaktadır.
Son seçimlerde Türkiye’nin en fazla oy alan partisi CHP, kriminal bir örgüt gibi gösterilmeye çalışılıyor, AKP’nin daima iktidarda kalması gerektiği mesajı veriliyor. Askeri cuntaların yaptıkları darbelerde dahi kısa süre içinde seçimlere gidiliyordu. Günümüzde ise cuntanın adı, yargı cuntasıdır. Demokrasiyi ve iktisadi bağımsızlığımızı yok eden bu düzeni halkımız alaşağı edecektir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































