HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE
Futbol tarihinde bazı santrforlar attıkları gollerle hatırlanır. Bazıları ise fiziksel güçleriyle rakip savunmaların korkulu rüyası olur. Romelu Lukaku, bu iki özelliği aynı bedende buluşturan ender oyunculardan biri. Ancak onun hikâyesi yalnızca gol sayılarından ibaret değil; yoksullukla başlayan çocukluğu, Avrupa’nın dev kulüplerindeki iniş çıkışları ve sürekli kendini yeniden kanıtlama çabası, onu modern futbolun en dramatik karakterlerinden birine dönüştürdü.
Elektriğin bile lüks olduğu günler
13 Mayıs 1993’te Belçika’nın Antwerp kentinde dünyaya gelen Lukaku, futbola bir hobi olarak değil, ailesinin kaderini değiştirecek tek çıkış yolu olarak baktı. Bir dönem Gençlerbirliği formasını da giyen babası Roger Lukaku profesyonel futbolcuydu ancak kariyerinin son döneminde yaşanan maddi sıkıntılar aileyi zor durumda bıraktı.
Lukaku, yıllar sonra verdiği röportajlarda evlerinde bazen elektriğin kesildiğini, annesinin sütü suyla karıştırarak çoğaltmaya çalıştığını anlattı. Henüz altı yaşındayken kendi kendine şu sözü verdi: “Bir gün ailemi bu hayattan kurtaracağım.”
Bu cümle, onun kariyerinin görünmeyen motoru oldu.
Anderlecht’te başlayan yükseliş
Fiziksel gelişimi yaşıtlarının çok önündeydi. Güçlü yapısı nedeniyle çocuk yaşlarda sık sık “yaşını büyütmekle” suçlandı. Ancak sahadaki performansı bütün şüpheleri susturdu.
Anderlecht altyapısında adeta gol yağmuru başlatan Lukaku, 16 yaşında A takıma yükseldi. 2009-10 sezonunda Belçika Ligi’nde attığı 15 gol, Avrupa kulüplerinin dikkatini çekmeye yetti. Gücü, sürati ve sol ayağını etkili kullanması nedeniyle henüz ergenlik çağındayken Didier Drogba’ya benzetiliyordu.
Chelsea’de kırılan ilk hayal
2011 yazında Chelsea, Anderlecht’ten Lukaku’yu yaklaşık 15 milyon euro bonservis bedeliyle kadrosuna kattı. Bu transfer, çocukluk hayalinin gerçekleşmesi anlamına geliyordu. Ancak Londra’daki ilk dönem tam bir hayal kırıklığına dönüştü.
Didier Drogba, Fernando Torres ve Nicolas Anelka gibi yıldızların bulunduğu kadroda forma şansı bulmakta zorlandı. Chelsea’de tutunamayan Lukaku önce West Bromwich Albion’a, ardından Everton’a kiralandı. İşte kariyerinin gerçek kırılma noktası burada yaşandı.
Everton’da gerçek kimliğini buldu
Everton formasıyla çıktığı ilk sezonda 15 Premier League golü atan Lukaku, yalnızca güçlü bir santrfor olmadığını gösterdi. Derine gelip oyun kurabiliyor, savunma arkasına koşular yapabiliyor ve takım hücumunun merkezine dönüşebiliyordu.
2014’te Everton bonservisini aldığında artık Avrupa’nın en değerli genç forvetlerinden biriydi. Özellikle 2016-17 sezonundaki 25 lig golü, onu Premier League’in elit santrforları arasına taşıdı.
Manchester United: Goller vardı, huzur yoktu
2017’de Manchester United, Lukaku için bonuslarla birlikte yaklaşık 85 milyon euro ödedi. İlk sezonunda 27 gol atmasına rağmen hiçbir zaman tam anlamıyla taraftarın sevgilisi olamadı.
Jose Mourinho’nun direkt oyun anlayışında önemli bir rol oynasa da top tekniği ve ilk kontrolü üzerinden yoğun eleştiriler aldı. Oysa istatistikler farklı bir hikâye anlatıyordu: Lukaku sürekli gol atıyor, fiziksel olarak rakip savunmaları yıpratıyor ve büyük maçlarda sorumluluk almaktan kaçmıyordu.
Conte ile gelen yeniden doğuş
2019’da Inter’e transfer olması, kariyerindeki en doğru adımlardan biri oldu. Antonio Conte, onu yalnızca bir golcü olarak değil, hücum sisteminin merkezindeki ana parça olarak kullandı.
Inter’de geçirdiği iki sezonda; 95 maç, 64 gol ve 2020-21 Serie A şampiyonluğu yaşadı. Özellikle Lautaro Martinez ile kurduğu uyum, Avrupa’nın en etkili hücum ikililerinden biri olarak gösterildi.
115 milyon euroluk geri dönüş
2021’de Chelsea, eski oyuncusunu geri almak için 115 milyon euro ödeyerek kulüp tarihinin en pahalı transferlerinden birine imza attı. Ancak ikinci Chelsea dönemi de beklenen mutluluğu getirmedi.
Thomas Tuchel’in sistemine uyum sağlayamayan Lukaku, verdiği tartışmalı röportajlarla gündem oldu. Inter’e duyduğu özlemi dile getirmesi, taraftarlarla arasındaki bağı kopardı.
Roma’dan Napoli’ye uzanan yeni sayfa
Inter’e dönüşü de kalıcı olmadı. Ardından Roma’da Jose Mourinho ile yeniden çalıştı ve kariyerini İtalya’da sürdürmeye devam etti.
Sonraki durak Napoli oldu. Serie A’nın fiziksel ve taktiksel yapısı, Lukaku’nun oyun karakterine Premier League’den daha uygun görünüyordu. Napoli formasıyla son sezonunda 45 maçta 15 gol ve 11 asist üreterek toplam 26 gole doğrudan katkı sağladı.
Fenerbahçe’nin büyük hamlesi
Sarı-lacivertliler, uzun süredir gündemlerinde bulunan Lukaku için Napoli ile anlaşmaya vardı. İtalyan basınına göre Fenerbahçe, Belçikalı santrforun bonservisi için 6 milyon euro artı bonuslar ödeyecek. Oyuncunun da yıllık yaklaşık 10 milyon euro kazanacağı belirtiliyor.
Bu transferin dikkat çekici yanı yalnızca Lukaku’nun kariyer geçmişi değil. Avrupa futbolunda bugüne kadar onun transferleri için kulüplerin ödediği toplam bonservis bedeli yaklaşık 375 milyon euroya ulaştı. Kariyerinin zirvesinde 100 milyon euro piyasa değerine ulaşan bir oyuncunun Süper Lig’e gelmesi, Türk futbolu açısından önemli bir olay olarak görülüyor.
Belçika’nın tartışmalı kahramanı
Lukaku, Belçika Milli Takımı tarihinin en golcü oyuncusu konumunda. Milli formayla çıktığı 132 maçta 93 gol kaydederek ülke futbolunun en önemli figürlerinden biri hâline geldi.
Eden Hazard, Kevin De Bruyne ve Thibaut Courtois ile birlikte Belçika’nın “altın jenerasyonu”nun temel taşlarından biri oldu. Buna rağmen özellikle büyük turnuvalarda kaçırdığı fırsatlar nedeniyle sık sık eleştirildi. 2022 Dünya Kupası’nda Hırvatistan karşısında kaçırdığı pozisyonlar, kariyerinin en acı gecelerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Modern futbolun yalnız santrforu
Romelu Lukaku’nun kariyeri, modern futbolun acımasız doğasını yansıtıyor. Anderlecht’te “geleceğin yıldızı”, Everton’da “yükselen güç”, Inter’de “yeniden doğan kral”, Chelsea’de ise “başarısız transfer” olarak etiketlendi.
Aynı futbolcu, birkaç yıl içinde birbirine tamamen zıt tanımlarla anıldı. Belki de onu özel kılan tam olarak bu: O hiçbir zaman kusursuz bir kahraman olmadı. Hatalar yaptı, eleştirildi, düştü ve tekrar ayağa kalktı.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


































