Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki direnişi 15’inci gününde sürüyor. Açlık grevinin 8’inci gününe giren işçiler, bugün yeniden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyecek. Kurtuluş Parkı’ndaki nöbete DİSK’e bağlı 11 sendika destek verdi. İşçiler, ödenmeyen ücret ve tazminatlarının karşılanmasını istiyor.
Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te gasp edildiğini belirttikleri ücret ve tazminatları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçileri, direnişlerini Kurtuluş Parkı’nda sürdürüyor. Direnişin 15’inci gününde, açlık grevinin ise 8’inci gününde olan işçiler, bugün halkın yolculamasıyla yeniden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyecek.
Direniş alanına DİSK’e bağlı sendikalardan da destek ziyareti geldi. Birleşik Metal-İş, Basın-İş, Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası, Sine-Sen, Sosyal-İş, TÜMKA-İŞ, Güvenlik-Sen, DEV-YAPI-İŞ, Limter-İş ve TÖB-DER temsilcileri Kurtuluş Parkı’ndaki nöbete katıldı. Ziyaretle birlikte parkta süren nöbetin daha kalabalık hale geldiği belirtildi.
DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, “Bugün yapılması gereken nettir: Bu mücadeleyi sahiplenmek, büyütmek ve yalnız bırakmamaktır. Doruk Madencilik işçileri kazanırsa, bu sadece onların değil, tüm emekçilerin kazanımı olacaktır. Kaybederlerse, bunun bedelini de yine tüm işçi sınıfı ödeyecektir.” ifadelerini kullandı. Dedeoğlu ayrıca, şirketin “ortalama 3 aydır maaş ödenmediği” yönündeki beyanının gerçeği yansıtmadığını, bazı işçilerin 5-6 ay boyunca ücret almadan çalıştırıldığını söyledi.
Bağımsız Maden-İş avukatı Mert Batur, direniş sürecine ilişkin açıklamasında işçilerin taleplerinin yeni vaatlerle değil, doğrudan ödeme ile karşılanması gerektiğini söyledi. Alacakların yalnızca çok küçük bir kısmının ödendiğini belirterek sorumluların çözüm için adım atmasını isteyen Batur, şöyle konuştu: “İşçiler ne zaman haklarını almak için ayağa kalksa, bu girişimler gerek ‘sarı sendikalar’ gerekse idari ve siyasi yetkililer aracılığıyla bastırıldı. Kamuoyunu manipüle etmek amacıyla alacakların bir kısmının yatırıldığı söylendi. Yatırılan miktar, toplam alacağın ancak ellide biridir. ‘İşçiye her şeyi yaparım, başıma da bir şey gelmez’ mantığıyla hareket eden bu pervasız güvencenin kaynağı sorgulanmalıdır. Bu güvenceyi işverene kim veriyorsa, bugün yaşananlardan o makamlar sorumludur. Bu sorumluluğu almalı ve hakların ödenmesi için yol açıcı bir pozisyon almalıdır. İşçiler yeni vaatlerle değil somut ödemelerle ancak ikna olur. Açlık ve yoksulluk artık herkesin ortak meselesi. Direne direne kazanacağız.”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































