Fotoğraf: Türkmen Terzi: | Fransa’nın Güney Afrika Büyükelçisi David Martinon, Johannesburg’taki Fransız Kültür Enstitüsü’nde basın mensuplarının sorularını cevaplıyor.
HABER-İNCELEME | TÜRKMEN TERZİ
Fransa’nın Afrika politikasında önemli bir kırılma yaşanıyor. Paris yönetimi, kıtada onlarca yıl boyunca sürdürdüğü askeri ve siyasi nüfuzun ciddi biçimde zayıflamasıyla yeni bir strateji arayışına girdi. Bu arayışın en dikkat çekici göstergesi ise, Fransa’nın ilk kez bir Anglo-Sakson Afrika ülkesinde, yani Kenya’da büyük bir Afrika zirvesi düzenleme kararı oldu.
Fransa’nın Güney Afrika Büyükelçisi David Martinon’un Pretoria’da düzenlediği basın toplantısında açıkladığı üzere, “Africa Forward Summit” adlı zirve 11-12 Mayıs tarihlerinde Nairobi’de gerçekleştirilecek. Martinon, bunun Fransa’nın Afrika ile ilişkilerinde yeni bir aşama olduğunu özellikle vurguladı: “Bu, Fransa’nın Afrika ülkeleriyle düzenlediği zirveler geleneği içinde ilk kez İngilizce konuşulan bir ülkede yapılacak bir toplantı olacak.”
Bu cümle, sıradan bir diplomatik açıklama gibi görünse de aslında Afrika’daki güç dengelerinin değiştiğine işaret eden kritik bir mesaj içeriyor.
G-7 zirvesi ve diplomatik mesaj: Ramaphosa yerine Kenya lideri
Fransa’nın bu yeni yönelimi sadece Nairobi’de düzenlenecek zirveyle sınırlı değil. Paris yönetimi, aynı zamanda diplomatik semboller üzerinden de mesaj veriyor.
Fransa’nın ev sahipliğinde düzenlenecek G-7 Zirvesi, Haziran ayında Fransa’nın Evian kentinde yapılacak. Ancak bu zirve öncesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz Kasım ayında Johannesburg’ta düzenlenen G20 Zirvesi sırasında G7 Zirvesi’ne bizzat davet ettiği Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa’yı daha sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın baskısı üzerine davet listesinden çıkardı. Macron Ramaphosa yerine Kenya Devlet Başkanı William Ruto’yu davet etti.
Fransa tarafı bu kararı, Nairobi’de düzenlenecek zirvenin G-7 sürecinin bir parçası olarak görülmesiyle açıkladı. Yetkililere göre, Kenya liderinin G-7’ye katılması, Afrika zirvesinde alınan kararların küresel liderlere aktarılması açısından “mantıklı” bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu gelişme, Afrika diplomasisinde yeni bir güç merkezinin yükseldiği yönünde yorumlara yol açtı.
Batı Afrika’da üsler kaybedildi, yeni hedef Doğu ve Sahraaltı Afrika
Fransa’nın Afrika politikasındaki dönüşümün en önemli nedeni, Batı Afrika’da yaşanan askeri ve siyasi kayıplar. Rusya ve Türkiye’nin Fransa karşıtı lobi faaliyetleri de Paris’in bölgede zayıflamasının nedenlerinden.
Son yıllarda Mali, Nijer, Burkina Faso, Çad ve Senegal gibi ülkelerde Fransız askeri üsleri kapatıldı veya küçültüldü. Bu gelişmeler, Fransa’nın kıtadaki geleneksel güvenlik rolünün ciddi biçimde sorgulanmasına yol açtı.
Bugün gelinen noktada, Fransa’nın Afrika’daki askeri varlığı büyük ölçüde daralmış durumda. Bu tablo, Paris yönetimini yeni bir stratejiye yöneltti.
Artık askeri üsler yerine ekonomik ortaklıklar, ticaret ve teknoloji iş birlikleri ön plana çıkıyor. Ve bu yeni stratejinin coğrafi hedefi dikkat çekici: Anglo-Sakson Afrika ülkeleri. Özellikle Kenya, Nijerya ve Güney Afrika gibi İngilizce konuşulan ülkeler Fransa’nın yeni diplomatik ve ekonomik odak noktası haline geliyor.
Medya ve ekonomi hamleleri: Fransız şirketleri sahada
Fransa’nın Afrika’daki yeni stratejisinin önemli bir ayağını ekonomik yatırımlar oluşturuyor. Paris yönetimi, askeri varlığın azaldığı bölgelerde ekonomik ve ticari nüfuzunu artırmaya çalışıyor.
Bu kapsamda Fransız şirketleri son yıllarda kıta genelinde enerji, altyapı, ulaştırma, turizm ve medya sektörlerinde yatırımlarını genişletti. Özellikle Güney Afrika gibi kurumsal yapısı güçlü ve hukuki altyapısı sağlam ülkeler, yabancı yatırımcılar için cazip pazarlar olarak görülüyor.
Fransız şirketlerinin faaliyetleri sadece ekonomik değil, stratejik bir boyut da taşıyor. Çünkü bu yatırımlar, Fransa’nın Afrika’daki uzun vadeli etkisini sürdürmesinin temel araçlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Paris yönetimi, askeri varlıktan ziyade ekonomik ortaklıklar ve özel sektör yatırımları üzerinden Afrika’daki etkisini yeniden inşa etmeyi hedefliyor.
Fransa-İngiltere rekabeti geri mi dönüyor?
Fransa’nın Anglo-Sakson ülkelere yönelmesi, kıtada eski bir rekabetin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Afrika tarihsel olarak Fransa ve İngiltere’nin nüfuz alanlarına bölünmüş bir coğrafya olarak biliniyor. Batı Afrika’da sömürge geçmişi nedeniyle birçok ülkede Fransızca; resmi dil, yönetim dili veya yaygın konuşulan ikinci dil (Frankofon) olarak kullanılırken, bu ülkeler uzun yıllar Paris’in etkisi altında kaldı. Buna karşılık, İngilizce konuşulan Doğu ve Güney Afrika ülkeleri ise Londra ile güçlü bağlarını sürdürdü.
Bugün ise bu sınırlar giderek bulanıklaşıyor.
Fransa, eski nüfuz alanlarında güç kaybederken, İngilizce konuşulan ülkelere yöneliyor. Bu durum, kıtada yeni bir rekabet döneminin başladığı yönünde yorumlara neden oluyor.
Ancak rekabet sadece Fransa ve İngiltere ile sınırlı değil.
Afrika’da Çin ekonomik yatırımlarını hızla artırıyor, Rusya güvenlik ve askeri iş birlikleri kuruyor ve ABD stratejik ve diplomatik varlığını güçlendiriyor. Bu tablo, Afrika’nın küresel güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Yeni ftrateji: Askeri güçten ekonomik nüfuza
Fransa’nın Afrika’daki yeni yaklaşımı, klasik askeri müdahale modelinden uzaklaşıp ekonomik ve diplomatik iş birliklerine dayalı bir stratejiye evriliyor.
Bu strateji üç temel unsur üzerine kuruluyor:
Birincisi, ekonomik ortaklıkların artırılması. Fransa, özel sektör yatırımları ve ticari ilişkiler yoluyla Afrika’daki varlığını güçlendirmeye çalışıyor.
İkincisi, finansal sistem reformu. Paris yönetimi, uluslararası finans kurumlarında Afrika ülkelerinin daha fazla temsil edilmesini savunuyor.
Üçüncüsü ise teknoloji ve gençlik odaklı iş birlikleri. Yapay zekâ, yeşil enerji, tarım ve dijital ekonomi gibi alanlar, Fransa’nın Afrika ile kurmak istediği yeni ilişkinin merkezinde yer alıyor.
Asıl Soru: Fransa Afrika’yı Kaybediyor mu, Yoksa Yeniden Konumlanıyor mu?
Bugün Afrika’da yaşanan değişim, sadece Fransa’yı değil tüm küresel güçleri etkiliyor.
Fransa Batı Afrika’daki askeri varlığını büyük ölçüde kaybetti.
Ancak aynı zamanda Doğu Afrika’ya yöneliyor, İngilizce konuşulan ülkelerle ilişkileri güçlendiriyor ve Ekonomik ve diplomatik araçları öne çıkarıyor. Bu durum bir geri çekilme değil. Bir yeniden konumlanma.
Sonuç, Afrika’da yeni büyük oyun başladı
Fransa’nın Kenya’da ilk kez Anglo-Sakson bir ülkede Afrika zirvesi düzenlemesi, Batı Afrika’daki askeri varlığın azalması ve ekonomik iş birliklerinin artması tek bir gerçeğe işaret ediyor: Afrika’da yeni bir güç mücadelesi başlıyor. Bu mücadele artık sadece askeri değil. Ekonomik, teknolojik ve diplomatik alanlarda yürütülüyor. Ve bu yeni rekabetin merkezinde iki eski rakip yeniden karşı karşıya geliyor: Fransa ve İngiltere. Ancak bu kez mücadele Avrupa’da değil, Afrika’da.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***






























![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/04/Fransa-Afrikada-yeni-sayfa-aciyor-Pariste-hedef-eski-Ingiliz-somurgeleri-700x375.jpg)






