DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, özgürlük mücadelesine Kürt hareketi ve Abdullah Öcalan’ın rehberlik ettiğini belirterek ‘Kürtler olmayan iç hukukunu inşa etmeli’ dedi
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin, “Kurdên Bakur yekîtiya xwe ya neteweyî nîqaş dikin/Kuzey Kürtleri ulusal birliği tartışıyor” başlıklı konferansında konuştu. Konuşmasına Kürt dilinin önemine vurgu yaparak başlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Özgürlük hareketine çok müteşekkiriz ki kendi anadilimizde konuşuyoruz. Devlet, iktidar bizim dilimizi toprağın altına gömdü. Özgürlük hareketinin verdiği direniş ve bizim mücadelemiz bize dedi ki; ‘Diliniz değerlidir. Anadilinizde konuşun.’ Bu dil kendi yaşamını sürdürmeli. Türkçe konuştuğumuzda kendimizi çok eksik hissediyoruz” dedi.
‘Kürtlerin özgürlüğü ayrı ayrı olamaz’
Verdikleri mücadele ve emeğin Kürt birliğini sağlayan bir bent olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu birliğin kapsayıcı olması gerektiğini belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu yüzden biz demokratik birlik kavramını kullanıyoruz. Birlik demokratik olmazsa, başarısızlık olur. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan bir çağrıda bulundu. ‘Biz çok önemli bir şey kazandık. Artık dünyada kimse ‘Kürt, Kürdün dili, kültürü yoktur’ diyemiyor. Biz inkarı ortadan kaldırdık, artık yolumuz özgürlük yoludur’ diyor. Devletin ve iktidarın baskısı altında tutsak kalan Kürt halkı özgürleşmedikçe, diğer halklar özgürleşmez” şeklinde konuştu.
Çağrı sonrası birçok parti ve kurumun bir araya gelerek, tartışma yürüttüğünü dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu Sayın Öcalan’ın yarattığı bir zemindir. Bu zemin bir politik zemindir. Sayın Öcalan şunu söylemek istiyor: ‘Fikirleriniz ayrı olabilir ama Kürt halkının özgürlüğü ayrı ayrı olamaz.’” diye kaydetti.
‘Kürtlerin iç hukukuna ihtiyaç var’
Kürdistan’da yaşanan savaşın inkar ve asimilasyon savaşı olduğunu dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Biz bu savaştan çıktık. Artık kimse, ‘Kürt halkı yoktur’ diyemez. Bundan sonra yolumuz özgürlük yoludur. Artık bunu konuşmalıyız; özgürlüğü nasıl inşa edebiliriz? İlk önce devlet hukuku gerekiyor. Devlet bizi hala tanımıyor. Biz devlet hukukunda yer almıyoruz. Bu yüzden tutsak alınıyoruz, toprağımızı bırakmak zorunda kalıyoruz. Bize bir hukuk daha gerekiyor. O da Kürtlerin kendi iç hukuku. Bizim de kendi hukukumuz yok. Bu hukuku nasıl inşa edeceğiz? Bir araya geleceğiz, tartışacağız. Eğer biz kendi içimizde demokratik bir hukuk yapamazsak, devletle de hukuksal bir tartışmaya giremeyiz.”
‘Kürtlerin birliği daha sağlam olmalı’
Rojava’ya dönük saldırılarda Kürtlerin gösterdiği direnişe ve birliğe işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Demokratik birliğe özellikle Rojava’da tanık olduk. Kimse, ‘Benim fikrim budur, şudur’ demedi, herkes Rojava’yı savundu. Çünkü Rojava’da bir direniş vardı. Rojava’daki gösterilen direniş bize şu mesajı veriyor; bundan sonra Kürtlerin birliği daha sağlam olmalı. Eğer bir olmazsak içimizde çok sayıda hile olur. İktidarlar şu ana kadar bizi parçalayarak ayakta kalmaya çalıştılar. 27 Şubat çağrısına karşı bir özel savaş yürütülüyor. Buradan bu hareketin verdiği mücadeleyi yok sayanlara sesleniyorum; siz özgürlük, dil ve varlık mücadelesi veriyorsunuz da, Kürt hareketi sizi engelliyor mu? Bu yüzden birlik olmalıyız. Parçalanmayı engellemeliyiz” şeklinde konuştu.
‘Geçmişle yüzleşmeliyiz’
Devletle yürütülen müzakere sürecine değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Öcalan özellikle Kürtlerin yaşadığı inkar, katliam ve asimilasyona vurguda bulunuyor. Geçmişle yüzleşmeliyiz. Devlet bize Seyid Rıza’nın mezarının yerini söylese ne kaybeder? Bu yeni dönemde artık herkes kendi kimliğiyle özgürce yaşamalıdır. Tüm toplum kendi eksikliklerini tartışmalıdır. Bundan sonra bizim hiçbir korkumuz yok. Biz her şeyi gördük. Tek bir şey görmedik; o da özgürlük. Şimdi verilen özgürlük mücadelesine Kürt hareketi ve Sayın Öcalan rehberlik ediyor. Sayın Öcalan’ın paradigmasını kabul eden herkes bu mücadeleye rehberlik ediyor” diye belirtti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasını, “Jin, jiyan, azadî felsefesiyle halkların kardeşliği arasında yakınlık var. Kadın özgürleşirse, Kürt halkı ve diğer halklarda özgürleşir. Demokrasinin ve barışın olması için daha çok mücadele etmeliyiz” şeklinde tamamladı.
‘Birliği sağlamamız şart’
Sonrasında konuşan Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ohannes Gafur Ohanyan, Ermeni katliamını hatırlattı.
Surp Ohanyan, “Bir buçuk milyon Ermeni bu topraklarda katledildi. Tecavüz edildi. Sürüldü. Bu kadim halk bugün yok denecek kadar az. Onların hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Halklar ve uluslar ölçeğinde birlik yanı dünya görüşüne sahip olması düşüncesini taşımıyor. Ulusal birlik sağlanamazsa eskiden olduğu gibi yine bizi birbirimize kırdırtacaklar” dedi.
Rojavalı aydın Doktor Xelil ise, “Başarıya gittikçe engeller çoğalır” diyerek, herkesin ülkesi olduğunu, Kürtlerin de Kürdistan’ı olduğunu belirtti. Xelil, “Ermeni soykırımından bahsedildi, birçok ırktan milyonlarca katledildi. Eğer birliğimizi sağlayamazsak yine milyonlarca insan ölür. Bunun için birliğimizi sağlamamız şart” dedi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































