Et ve süt üretiminin bel kemiği olan yem, dışa bağımlılık yüzünden her küresel sarsıntıda yeniden zamlanıyor. İran savaşıyla büyüyen enerji ve lojistik baskısı, hayvancılığın en kritik girdilerinden birini bir kez daha vurdu. Martta süt yemi yüzde 4,7, besi yemi yüzde 4 arttı; yıllık zam ise yüzde 34-37 bandına çıktı. 2022’de 7 TL civarında olan bir litre çiğ süt üretim maliyeti ise bugün 28 liraya yükseldi. 2021 yılında 50 kg süt yeminin fiyatı 150 liraydı. Bugün ise rakam 900-950 lira bandında… Yem fiyatı arttığında sadece üretici değil, bütün gıda zinciri sarsılıyor. Türkiye yem hammaddesinde dışa bağımlı kaldıkça, dışarıdaki her kriz içeride daha pahalı et, daha pahalı süt ve daha ağır bir hayat pahalılığı anlamına geliyor.
Türkiye’de et ve süt fiyatları neden düşmüyor sorusunun en net cevaplarından biri yem maliyetlerinde saklı. Hayvansal üretimin temel girdisi olan yem, yıllardır dışa bağımlı bir yapı içinde üretildiği için her uluslararası kriz doğrudan iç piyasaya zam olarak dönüyor. Son olarak ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş, enerji ve taşımacılık maliyetlerini yeniden yukarı çekti; bunun ilk etkilerinden biri de yem fiyatlarında görüldü.
Konuyla ilgili bugün Birgün gazetesinde önemli bir haber yayınlandı. Buna göre Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin sahadan derlediği verilere göre mart ayında süt yemi fiyatı bir önceki aya göre yüzde 4,7, besi yemi ise yüzde 4 arttı. Son bir yıldaki tablo ise çok daha ağır. Besi yemindeki yıllık artış yüzde 37,3’e, süt yemindeki artış ise yüzde 34,1’e ulaştı. Bu artışlar, zaten düşük kârlılıkla ayakta kalmaya çalışan üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdı.
Yemdeki yükselişin süt üretim maliyetine etkisi de gecikmedi. TÜSEDAD’ın hesaplamasına göre mart ayında 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 28,13 TL’ye çıktı. Çok değil, 4 yıl önce bu rakam 7 lira civarındaydı. 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 4 yılda tam 4 kat artmış!
Bir başka veri daha aktaralım; 2019 yılında 50 kiloluk bir süt yeminin fiyatı 90 lira civarındaydı. 2021’de rakam 150 liraya yükseldi. 2024’de 550, geçtiğimiz yıl ise 750’yi buldu… Bugün ise 50 kg’lık bir süt yeminin fiyatı 900-950 lira civarında…
Bir önceki aya göre yüzde 1,77’lik artışta mazot fiyatlarındaki yükseliş ve yem zamları belirleyici oldu. Yani üreticinin karşı karşıya olduğu tablo basit bir maliyet artışı değil; doğrudan üretimden çekilmeyi hızlandırabilecek bir baskı dalgası.
Sorunun merkezinde ise Türkiye’nin yemde kendi kendine yetemeyen yapısı var. Son 25 yılda karma yem üretimi yaklaşık dört kat artarak 2025’te 30,7 milyon tona ulaştı. Ancak bu büyüme yerli ve güçlü bir üretim altyapısına değil, ithalata yaslanan kırılgan bir düzene dayandı. Karma yem üretiminde kullanılan yağlı tohumlar, küspeler, bazı hububatlar ve yan ürünler büyük ölçüde dışarıdan geliyor.
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği’nin hesaplamalarına göre yem hammaddelerinde kendine yeterlilik oranı hububatta yüzde 84, yağlı tohumlarda yüzde 49, yağlı tohum küspelerinde ise yalnızca yüzde 30 seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle, üretim hacmi büyürken bağımlılık da büyüyor. Nitekim 2025 itibarıyla 30,7 milyon tonluk karma yem üretimi için kullanılan hammaddenin yüzde 54’ü, yani 16,5 milyon tonu ithalatla karşılandı. Bu ithalata da yem katkı maddeleri hariç 5,3 milyar dolar ödendi.
Türkiye karma yem üretiminde Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk sırada, dünyada ise yedinci sırada yer alıyor. Ancak bu sıralama, güçlü bir tarım politikasının değil, dışarıya bağımlı bir üretim zincirinin göstergesi haline gelmiş durumda. Yeterince üretilemeyen yağlı tohum bitkileri ekimde ciddi biçimde teşvik edilmediği sürece, yem fiyatlarındaki her yeni dalga ete, süte ve sofradaki tüm zincire zam olarak yansımaya devam edecek.
Kısacası sorun sadece savaş değil. Sorun, her savaşta, her kur şokunda ve her dış ticaret sarsıntısında yeniden ortaya çıkan yapısal bağımlılık. Bugün yemde yaşanan artış, yarın rafta daha pahalı süt, daha pahalı peynir ve daha pahalı et olarak vatandaşın karşısına çıkacak.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































