BÜLENT KORUCU | YORUM
TBMM 15 Temmuz Araştırma Komisyonundaki ifadelerini okuyunca çok şaşırmıştım. Karşımızda bir korgeneral vardı ama daha çok manga çavuşuna yaltaklanan acemi ere benziyordu. Neredeyse her cümlesi ‘arz ederim’ şeklinde bitiyordu. “Komisyona hiç olmazsa bir kaç rütbeli gitsin de TBMM’yi kaale almadığımız çok belli olmasın!” babında seçilen kurbanlardan biri olduğu her halinden belliydi. Hata yapmaktan ve bir çuval inciri berbat etmekten ödü kopuyor, en kolay soruları dahi yanlış anlıyor ve söylememesi gereken şeyler ağzından dökülüyordu.
Gerçekten de insanlar panik halindeyken ezberlediği cevaplar zihninde döndüğünden soruları anlaması zordur. Oysa Meclis çok steril bir ortamdı; daha önce verilmiş kararın ‘hık’ deyicileriydi vekiller. Buna rağmen Korgeneral Arif Çetin öylesine çamlar devirdi ki komisyon raporunun buharlaşmasında en çok ‘katkısı’ bulunanlardandı. “Gecenin saat 23.00’ünde, 24.00’ünde bilmiyorduk ki, kiminle savaşıyoruz; içerde kim var…” cümlesi ona ait.
Daha adını bilmedikleri insanların nereye, hangi düşünceye mensup olduğunu bilmek sıradışı bir özellik olsa gerek! Bu konuda o kadar patinaj yaptı ki, vekiller onu sakinleştirmek için bir kaç kere övücü ifadeler kullanmak zorunda kaldı. Arif Çetin’in 15 Temmuz Komisyonunda yaptığı büyük ifşalardan biri de gecenin ilk saatlerinden itibaren kendisini arayıp emirlerini yerine getiren askerlerin bile tutuklanıp ihraç edilmesiydi. Darbeye direnen darbeciler bize özgü absürtlüklerden sadece biri.
‘Jandarma Genel Komutanlığı’nı kurtaran kahraman’ olarak çıktığı terazide Çetin’in sıkleti şaşırtıcı derecede hafif kaldı. Nasıl kurmay olmuş ve korgeneralliğe kadar yükselmiş dememek mümkün değildi. Gelin görün ki kısa sürede orgeneral oldu ve Genel Komutan rütbesinde 7 yıl kaldı. Yaş haddinden emekli olmamak için kulis yaptı, sonunda ‘yeter artık’ deyip evine, pardon Ekol Tv’ye gönderdiler.
‘O şimdi asker’ terkibi yerini ‘o şimdi kara para şüphelisi’ne bıraktı. Yasadışı bahis baronu Veysel Şahin’in, kirli parasını aklamak üzere kurduğu televizyon bol keseden harcamalarıyla dikkat çekiyordu. ‘Devletluların’ ilgisine mazhariyeti de diğer önemli özelliğiydi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in ziyaret görünümlü teftişinin hemen akabinde yönetimine Arif Çetin atandı. Mısırdaki sağır sultan biliyordu Ekol Tv’nin ne yapmaya çalıştığını. Eski Jandarma Genel Komutanı bilmiyorsa vahim bilerek dahil oluyorsa skandaldı aslında.
Çetin’i kendisine koruma olarak tutan ilk kişi Veysel Şahin değildi. Şu anda cezaevinde bulunan Ülkücü mafya Selahattin Yılmaz’ı ve Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk’ü makamında ağırlamıştı. Jandarma herhangi bir asker olarak nitelenemez, asli görevi kolluk kuvveti olmasıdır. Yani suçla ve suçluyla mücadelede polisle birlikte görevli ve sorumlu birimden söz ediyoruz.
Mafya liderleriyle, makamında asker arkadaşı gibi fotoğraf çekilen bir Jandarma Genel Komutanını, Türkiye kabusunda görse irkilirdi.
Gelinen noktayı anlamak için şu kıyası yapalım: İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı’yla aynı arabada kazaya karışıp hayatını kaybettiğinde yer yerinden oynamıştı.
Mesut Yılmaz’ın Alaattin Çakıcıyla dolaylı irtibatı ortaya çıktığında hükümet düşmüştü. Eskiden de devlet mafyayla iş tutardı ama bu metres hayatı gibiydi; bilinirdi ancak itiraf edilmez, nikah kıyılmazdı.
Köy karakol komutanı uzatmalı çavuşun, kaçakçıyla fotoğrafı çıksa başı yanardı. Erdoğan Türkiyesinde mafya, jandarmanın tepesindeki adamla enseye tokat oynuyor.
Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin’in ismi Narko Paşa’ya çıktı. Bir ülkede daha kötü ne olabilir?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



























