Etiket: Enflasyon

  • Merkez Bankası gösterge faiz oranını yüzde 14’te sabit tuttu

    Merkez Bankası gösterge faiz oranını yüzde 14’te sabit tuttu


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14’te sabit bıraktı.

    TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda çatışmaya dönüşen jeopolitik risklerin ve salgında varyantların, küresel ve bölgesel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tuttuğu ve belirsizliklerin daha da artmasına yol açtığı belirtildi.

    Küresel talepteki toparlanmanın, emtia fiyatlarındaki yüksek seyrin, enerji başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının daha da belirgin hale gelmesinin ve taşımacılık maliyetlerindeki yüksek seviyenin uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artmasına yol açtığı vurgulanan duyuruda, “Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini değerlendirmektedir.

    Bu çerçevede, iktisadi faaliyet, iş gücü piyasası ve enflasyon beklentilerinde ülkeler arasında farklılaşan görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası iletişimlerinde ayrışma gözlenmekle birlikte, merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını halen sürdürmekte, varlık alım programlarını azaltarak devam ettirmektedir.” değerlendirmesi yapıldı.

    Duyuruda, kapasite kullanım seviyeleri ve diğer öncü göstergelerin yurt içinde iktisadi faaliyetin, bölgesel farklılıklar ortaya çıksa bile dış talebin de olumlu etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret ettiği belirtildi.

    Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payının artarken, cari işlemler dengesinde enerji fiyatlarından kaynaklanan risklerin yakından takip edildiği bildirilen duyuruda, “Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kurul, uzun vadeli Türk lirası yatırım kredileri de dâhil olmak üzere kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşmasının finansal istikrar açısından önemli bir rol oynayacağını değerlendirmiştir.” ifadelerine yer verildi.

    ‘Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmektedir’

    Enflasyonda yakın dönemde gözlenen yükselişte; sıcak çatışma ortamının yol açtığı enerji maliyeti artışlarının, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının geçici etkilerinin, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurların ve talep gelişmelerinin etkili olduğu vurgulanan duyuruda, şunlar kaydedildi:

    “Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan ve kararlılıkla sürdürülmekte olan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmekte ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir.

    TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Elektrik, doğal gaz ve akaryakıta zam: Yıllık enerji enflasyonunda Türkiye Avrupa’da zirvede

    Elektrik, doğal gaz ve akaryakıta zam: Yıllık enerji enflasyonunda Türkiye Avrupa’da zirvede


    Türkiye’de elektrik, doğal gaz ve akaryakıta art arda gelen zamlara tepkiler sürerken, Avrupa’da son bir yılda enerji fiyatlarının en çok arttığı ülke Türkiye oldu.

    Elektrik, doğal gaz ve akaryakıta gelen zamlardan oluşan yıllık enerji enflasyonu Ocak 2022 itibariyle Türkiye’de yüzde 90 oldu. Yıllık enerji enflasyonu Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise ortalama yüzde 27 olarak gerçekleşti. Ocak 2021 ile Ocak 2022 arasını kapsayan son bir yılda akaryakıt fiyatlarının en çok arttığı ülke de yüzde 110 ile Türkiye oldu. Türkiye yüzde 96 ile elektrik fiyatlarının en çok arttığı ikinci ülke olarak kayıtlara geçti. Türkiye doğal gaz enflasyonunda ise yüzde 56 artışla Avrupa ülkeleri arasında 11. sırada yer aldı.

    Yıllık enerji enflasyonu: Türkiye yüzde 90 ile zirvede

    AB İstatistik Ofisi (Eurostat) 2021 ile 2022 ocak ayları arasında Avrupa ülkelerinde yıllık enerji enflasyon oranlarını açıkladı. Enerji enflasyonu; elektrik, doğal gaz ve akaryakıta gelen zamlara göre hesaplanıyor. Yıllık enerji enflasyonunun zirvesinde yüzde 90 ile Türkiye var. 27 ülkeden oluşan AB ortalaması ise yüzde 27.

    Ancak birçok Avrupa ülkesinde enerji enflasyonunun yüksek olması dikkat çekiyor. Yıllık enerji enflasyonu Belçika’da yüzde 67 olurken üçüncü sırada yüzde 58 ile Hollanda var.

    Son sırada ise fiyatların hiç değişmediği Malta var. İzlanda ve Sırbistan’da enerji fiyatları sadece yüzde 11 arttı.

    Ocak itibariyle yıllık enerji enflasyonu diğer bazı ülkelerde şöyle oldu: Yunanistan yüzde 41, İspanya yüzde 33, Bulgaristan yüzde 25, Almanya ve Fransa yüzde 21.

    Elektrik fiyatları en çok Hollanda’da arttı, Türkiye 2. sırada

    Son bir yılda elektrik fiyatlarının en çok arttığı ülke ise yüzde 111 ile Hollanda oldu. Türkiye yüzde 96 ile ikinci sırada yer alırken Belçika yüzde 71 ile üçüncü sırada. Elektrik fiyatlarında enflasyon AB ortalamasında yüzde 24 oldu.

    Üç ülkede elektrik fiyatlarında düşüş yaşanırken iki ülkede ise fiyatlar değişmedi. Letonya’da elektrik enflasyonu yüzde eksi 18, Lüksemburg’da eksi 3, Romanya’da eksi 2 oldu. Malta ve Macaristan’da ise yüzde 0.

    Diğer bazı ülkelerdeki oranlar ise şöyle: İtalya yüzde 62, İspanya yüzde 46, Almanya yüzde 11, Fransa yüzde 4.

    Doğal gazda enflasyon 4 ülkede yüzde 100’ü aştı

    Doğal gazda enflasyon ise bazı ülkelerde yüzde 100’ü aştı. Zirvede yüzde 148 ile Belçika var. Bu ülkeyi yüzde 144 ile Bulgaristan, yüzde 128 ile Danimarka ve yüzde 105 ile Hollanda takip ediyor. Türkiye’de doğal gaz fiyatları son bir yılda yüzde 56 artarken AB ortalaması yüzde 41 oldu.

    Enflasyon verileri, doğal gazın yanı sıra sıvılaştırılmış gazları da kapsıyor.

    Akaryakıt enflasyonunda Türkiye açık ara zirvede

    Akaryakıt enflasyonunda ise Türkiye açık ara zirvede yer alıyor. Ocak 2022 itibariyle son bir yılda akaryakıt fiyatları Türkiye’de yüzde 110 arttı. İkinci sıradaki Bulgaristan’da ise akaryakıt fiyatları aynı dönemde sadece yüzde 35 arttı. AB ortalaması yüzde 26 olurken Malta’da fiyatlar artmadı.

    Diğer bazı ülkelerde yıllık akaryakıt enflasyonu şöyle oldu: Belçika yüzde 33, Almanya yüzde 27, Yunanistan yüzde 26, Fransa yüzde 25 ve İtalya yüzde 20.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyada konut fiyatlarının en çok arttığı yerler: İlk 11’de Türkiye’den 3 şehir var

    Dünyada konut fiyatlarının en çok arttığı yerler: İlk 11’de Türkiye’den 3 şehir var


    Dünyada son bir yılda konut fiyatlarının en çok arttığı ilk 11 şehirden üçü Türkiye’de. 2020 ile 2021’in ikinci çeyrekleri arasında 55 ülke ve 150 şehri kapsayan araştırmada İzmir, İstanbul ve Ankara ilk 11’de yer aldı.

    İzmir yüzde 30’luk artışla ikinci sırada bulunurken İstanbul yüzde 26,4 ile dokuzuncu ve Ankara yüzde 25,8 ile 11. sırada listelendi. İlk 11’d3 Türkiye, Kanada, ABD ve Rusya’dan şehirlerin olması dikkat çekti.

    Knight Frank Küresel Konut Fiyat Endeksi 2021 yılı ikinci çeyrek sonuçlardı açıklandı.

    Rapor 2020 ile 2021 ikinci çeyrek arasında 150 şehirde konut fiyatlarının ne kadar arttığını ortaya koyuyor. Bu son 1 yılın Covid-19 salgınına denk gelmesi açısından endeks sonuçları pandemi dönemindeki değişime işaret ediyor.

    Son 1 yılda fiyatların en çok arttığı şehirlerin zirvesinde yüzde 30,8 ile Kanada’nın Halifax şehri yer alıyor. İzmir ile Güney Kore’nin başkenti Seul yüzde 30 artış ile ikinci sırayı paylaşıyor. ABD’nin Phoenix kenti yüzde 29,3 ile 4. sırada. Rusya’nın başkenti Moskova’da ise konut fiyatları son 1 yılda yüzde 28,8 arttı.

    Altıncı sıradaki Kanada’nın Hamilton şehrinde konut fiyat endeksi yüzde 28 artış gösterdi. ABD’nin San Diego şehri yüzde 27,1 ile yedinci sırada. Rusya’nın St. Petersburg kenti ise yüzde 26,7 ile San Diego’nun ardında sekizinci sırada yer aldı.

    Artışta İstanbul dokuz; Ankara 11. sırada

    İstanbul yüzde 26,4 ile küresel konut fiyat endeksinin en çok arttığı 9. şehir oldu. Kanada’nın Ottowa kenti ile Ankara yüzde 25,8 ile 11. sırayı paylaştı.

    150 şehirden 11’inde fiyatlar düştü; İtalya dikkat çekiyor

    Listedeki 150 şehirden 11’inde fiyatlar düşerken bunların çoğunun İtalya’da olması dikkat çekti.

    Venedik’te konut fiyatları son bir yılda yüzde 6,3 geriledi. Dubai’de ise yüzde 4,4 düşüş görüldü. İtalya’nın Genoa, Palermo ve Floransa şehirlerinde ise konut fiyatları yüzde 2 ila3 düştü.

    Diğer bazı şehirlerde konut fiyat endeksinde son 1 yıldaki değişim oranı ise şöyle:

    Kopenhag yüzde 20, Los Angeles yüzde 18,7; New York yüzde 16,8; Oxford yüzde 15; Sofya yüzde 11,9; Berlin yüzde 8,6; Londra yüzde 5; Paris yüzde 4,6, Selanik yüzde 4.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • FT: Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığı en büyük korkulara nasıl meydan okudu?

    FT: Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığı en büyük korkulara nasıl meydan okudu?


    Dubai merkezli FIM Partnetrs yatırım şirketinde küresel gelişmekte olan pazarlar borç fonu yöneticisi olarak görev yapan Francecs Balcells, Türkiye gibi dolar borcu yüksek olan ekonomilerin bu kadar döviz kuru dalgalanmasında uzun zaman önce çökeceğini ancak Türkiye ekonomisinin hala ayakta durduğunu belirtti.

    Gazetede ‘Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığı en büyük korkulara nasıl meydan okudu?’ başlığı ile kaleme alınan analizde yaşanan çalkantılı süreç incelendi.

    2011-2013 döneminde Türk lirasının dolar karşısında 2 lirayı bulması halinde ekonominin çökeceğine dair karamsar uyarıları hatırlatan Balcells, İngiltere merkezli Financial Times gazetesinde yazdığı makalede bu sınırın 3, 5 ve en son 13 liraya kadar çıkmasına rağmen ekonominin çökmediğine vurgu yaparak Türkiye ekonomisinin direncine dair sebepleri sıraladı.

    Türk ekonomisinin direncinin sebepleri

    Balcells’e göre birinci sebep bu yılın başlarına kadar Türk yetkililerin geçmişte olduğu gibi sermaye kaçışı ve para biriminde zayıflıkla karşı karşıya kalındığında yine faizleri gecikerek ve örtülü bir biçimde yükseltmesi. Ekonominin bu şekilde ani iniş ve çıkışla yönetilmesi sistemi bir süreliğine idare ediyor ve ekonomik aktörlere dengesiz bir ekonomi karşısında tampon oluşturma zamanı tanıyor. Dolar mevduatının birikmesi ve düşük düzeyli döviz borçları bankalara dolar fazlalığı sağlıyor ve böylece ucuz lira fonu alarak dolar ödünç vermeye ve kendileri için başka bir güvenlik mekanizması oluşturma süreci yaratıyor.

    Balcells’e göre bu direnci zaman içinde oluşturan yalnızca bankalar değil. Dolarizasyon ilerledikçe hanehalkları döviz yükümlülükleri olmadan dolar değerleri biriktirmeye devam etti. Bu bankaların hanehalklarına döviz cinsinden kredi vermeyi yasaklamasından kaynaklanıyor ve bu şekilde döviz risklerine karşı daha dirençli hale geliyor. Bu durum Balcells’e göre belki de düzenleyicilerin en büyük basireti.

    Bir diğer sebep ise ülkedeki kredi kaynak profilinin zaman içinde değişmesi. Değişken portföy akışı büyük ölçüde azaltıldı. Yabancılar yerel borç piyasasının yaklaşık yüzde 30’una sahipken bu rakam yüzde 5’e (mutlak değerlerle 3 milyar dolara) geriledi. Bu arada yerel halk ülkenin Euro devlet tahvillerinin neredeyse yüzde 50’sine sahip oldu.

    Bu Türkiye’yi sendikasyon kredi piyasası, ticaret finansı, iç kurumsal krediler gibi farklı dış kredi kaynaklarına bağımlı hale getirdi. Bu kaynaklar dış portföy yatırımcılara göre daha sabırlı ve daha uzun vadeye odaklı.

    Geçen zaman içinde ülkenin dış bilanço zincirinin en zayıf halkası olan Türk şirketlerin de borç düzeylerini bir şekilde azaltarak kısa vadeli döviz pozisyonu açısından pozitif bir ağ kurdu.

    Varolan sorunlar:

    Ancak yatırım uzmanına göre bazı sorunlar varlığını sürdürüyor. Bunların başında koordinasyon geliyor. Her ne kadar her sektör kağıt üzerinde yeterince likidite tamponuna sahip görünse de hepsi de birbirine göbekten bağlı. Bir sektörün kendi döviz değerlerini çekmesi bütün sistemde dalgalanma etkisi yaratabilir, çünkü o değerler bir başkasının bilançosunda bulunuyor.

    Buna karşın, Balcells’e göre ülke ağır adımlarla süregelen mevcut cari açığını, liranın çok büyük değer kaybı sayesinde ihracatı arttırıp ithalatı azaltarak fazla vermeye yöneldi. Ancak bunun başka bir ani iniş ve çıkış dönemi mi yoksa ekonominin dengelenmesi için politikaya dayalı olduğunu gösteren yapısal bir süreç mi olduğu henüz belirsiz. Üstelik bütün bu dirence rağmen şimdi de yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ile dolarla satın alma gücünün kısıtlanması söz konusu.

    Yeni ekonomi modeli

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mart 2021’de geleneksel yaklaşımlı Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı görevden almasının ve ekonomi aklına ters düşen faiz indirimlerinin öncesi ve sonrasının Türkiye ekonomisi açısından açık sonuçları olduğunun altını çizen Balcells’e göre geciktirilmiş faiz artışı içeren eski politika defteri şimdilik tamamen kapanmış görünüyor.

    Sistemdeki döviz dengesinin hala hükümetin kazalardan kurtulmak için kendini güvende hissetmeyeceği kadar zayıf durumda olduğunu belirten Balcells, yeni ekonomik modele ilişkin uyarıda bulunuyor. Balcells’e göre Ankara’nın övgüyle sunduğu yüksek tasarruf oranları ve ucuz para birimine dayalı “yeni ekonomik modeli” yüksek ve inatçı enflasyona karşı değerlendirilmeli ve hükümet talepte ortaya çıkan sancılı daralmayı kabul etmeli.

    Türkiye’nin bir dönem yabancı kredi kaynakları için çok cazip bir ülke olduğunu ancak durumun kötü yönde değiştiğini hatırlatan Balcells, yeni kredi kaynaklarının yerel halkla birlikte mevcut ekonomik düzene güvenip güvenemeyeceğinin soru işareti taşıdığını belirtiyor ve politikada yön değişmediği sürece hükümetin sınırları test ettiği yorumunu yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Elektrik, doğal gaz, akaryakıt: Enerji fiyatları en çok hangi ülkelerde arttı?

    Elektrik, doğal gaz, akaryakıt: Enerji fiyatları en çok hangi ülkelerde arttı?


    Türkiye’de elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatları son aylarda hızla artarken enerji enflasyonunda Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında üst sıralarda yer alıyor.

    2020 ile 2021 yılları aralık ayındaki değişime göre son bir yılda OECD ülkelerinde enerji fiyatlarının en çok arttığı 4. ülke Türkiye oldu.

    Bu dönemde Türkiye’de enerji enflasyonu yüzde 49 olurken OECD ortalaması yüzde 26 çıktı. Elektrik ve doğal gaza 2022 başında yapılan zamlar henüz bu hesaplamaya yansımadığından önümüzdeki aylarda Türkiye’nin daha da üst sıralara çıkması söz konusu.

    Türkiye’de elektrik faturaları ocak ayında yüzde 52 ile yüzde 127 arasında arttı. Akaryakıt fiyatları ise son 6 ayda yaklaşık yüzde 100 arttı.

    Hükümet, elektrik ücretlerini düşürecek formüller ararken Avrupa ülkeleri de vatandaşlarına çeşitli yardımlar yapıyor. Enerji enflasyonu elektrik ve doğal gazın yanı sıra kişisel seyahat amaçlı araçlarda kullanılan akaryakıtı içeriyor.

    OECD’nin enerji enflasyonu 2020 ile 2021 yılları aralık ayı arası değişimi yansıtıyor. Buna göre son 1 yıldaki enerji enflasyonun zirvesinde yüzde 73 ile Norveç var. Yüzde 56 ile Estonya ikinci sırada yer alırken Hollanda yüzde 54 ile üçüncü sırada.

    Enerji enflasyonunun en düşük olduğu ülkeler ise yüzde 1,3 ile Çekya ve yüzde 2,1 ile Slovakya. OECD ortalaması ise yüzde 26.

    Diğer bazı ülkelerde Aralık 2021 itibariyle son bir yıllık enerji enflasyonu şöyle: İspanya ve İsveç yüzde 40, Yunanistan yüzde 33, ABD yüzde 29, İngiltere yüzde 25, Fransa yüzde 20, Almanya yüzde 18 ve İsrail yüzde 8.

    Türkiye’de elektrik ve doğal gaza yapılan yüksek zamlar bu enflasyon oranlarına henüz yansımış değil. Türkiye’nin enerji enflasyonunda önümüzdeki aylarda daha da yukarı sıralara çıkması bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Merkez Bankası, faizleri 100 baz puan artırdı

    Rusya Merkez Bankası, faizleri 100 baz puan artırdı


    Rusya Merkez Bankası, politika faiz oranını beklentiler doğrultusunda 100 baz puan artırarak yüzde 9,5’e çıkardı.

    Bankadan yapılan açıklamada, yönetim kurulu toplantısının gerçekleştirilerek faiz artışı yönünde karar verildiği duyuruldu.

    Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu’nun faiz oranını 100 baz puan artırarak yıllık yüzde 9,5’e yükselttiği ifade edilen açıklamada, “Talep genişlemesi, arz kapasitesini aşmaya devam ediyor. Mevcut işgücü kaynaklarının sınırlı doğası göz önüne alındığında, ekonomik aktivitenin hızlı toparlanması enflasyonist baskıyı şiddetlendiriyor. Riskler dengesi enflasyon yanlısı risklere doğru kaymaya devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    Gelecek dönemlerde ilave faiz artışlarının da yapılabileceğinin belirtildiği açıklamada, enflasyonun 2022 sonu itibarıyla yüzde 5 ila 6 seviyesine düşmesinin beklendiği kaydedildi.

    Rusya’da enflasyon ocakta yüzde 8,7 seviyesine çıkarak son 6 yılın zirvesine ulaşırken, ekonomistler, Rusya Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 9,5’e çıkartacağını tahmin ediyorlardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de 3 kişiden birinin otomobil alma imkanı yok; alım gücü 2006’dan beri yüzde 26 azaldı

    Türkiye’de 3 kişiden birinin otomobil alma imkanı yok; alım gücü 2006’dan beri yüzde 26 azaldı


    AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 2020 verilerine göre, Türkiye’de halkın yüzde 35’inin otomobil satın alma imkanı yok. Türkiye, 35 Avrupa ülkesi içinde 2. sırada bulunuyor. Türkiye’den daha kötü durumda olan ülke Arnavutluk. AB ortalaması ise yüzde 5,8.

    Türkiye’de 1000 kişiye 150 otomobil düşüyor. Türkiye bu alanda ise Avrupa’da son sırada.

    2020 yılı verilerine göre Türkiye’de 3 kişiden birinin otomobil alma imkanı yok. Türkiye yüzde 35 ile 35 Avrupa ülkesi içinde ikinci sırada yer alıyor. Yüzde 54 ile sadece Arnavutluk Türkiye’den daha kötü durumda.

    Balkan ülkeleri zirvede yer alıyor

    Üst sıralarda Balkan ülkelerinin bulunması dikkat çekiyor. Türkiye’nin ardından üçüncü sırada yüzde 24 ile Romanya geliyor. Bu ülkeyi sırasıyla Sırbistan (yüzde 20), Kuzey Makedonya (yüzde 19), Bulgaristan (yüzde 15) ve Karadağ (yüzde 14) takip ediyor. 27 AB ülkesinin ortalaması ise sadece yüzde 5,8.

    Otomobil almaya imkanı olmayanların oranının en düşük olduğu ülke ise yüzde 2 ile Kıbrıs ve İtalya. Diğer bazı ülkelerde ise bu oran şöyle: Fransa, Polonya, İsveç İngiltere, İsviçre ve Portekiz yüzde 4, Almanya yüzde 5, Hollanda ve Belçika yüzde 6, Yunanistan yüzde 9 ve Macaristan yüzde 12.

    Türkiye’de otomobil almaya imkanı olmayanların oranı düşüyor

    Otomobil almaya imkanı olmayanlar sıralamasında Türkiye Avrupa’da ikinci sırada olmasına rağmen bu oranın giderek düşmesi dikkat çekiyor. Eurostat verilerine göre bu oran 2006 yılında yüzde 61 iken son yıllardaki kademeli düşüşle 2020’de yüzde 35’e kadar geriledi. Otomobil alamayanların oranı 2011 yılında yüzde 57, 2014’te yüzde 48 ve 2017’de yüzde 39’a düştü.

    Avrupa’da kişi başına düşen otomobil sayısı en az Türkiye’de

    Eurostat verilerine göre kişi başına düşen en az otomobil Türkiye’de. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de 1000 kişiye düşen araç sayısı 150. Bu sayı AB ülkelerinde 500’ün üzerinde.

    Zirvede 1000 kişiye 681 otomobilin düştüğü Lüksemburg var. Diğer ülkelerde bu sayı şöyle: İtalya 663, Almanya 574, Norveç 522, Yunanistan 504, Bulgaristan 407, Macaristan 390, Letonya 381, Romanya 357 ve Kuzey Makedonya 205.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu: Zamlar geri alınana değin elektrik faturamı ödemeyeceğim

    CHP lideri Kılıçdaroğlu: Zamlar geri alınana değin elektrik faturamı ödemeyeceğim


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 31 Aralık sonrası yapılan elektrik zamları geri alanına değin faturalarını ödemeyeceğini açıkladı.

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu kişisel sosyal medya hesabından halka seslendi. İletisinde “Neden elektrik faturalarınız şişirildi? Bir dilim kuru ekmeğinize kim göz dikti? Bu zulme ancak birlikte son verdirebiliriz. Buyurun bu ibret tablosunu konuşalım” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, çözüm önerileri sundu.

    “Faturamı ödemeyeceğim”

    Elektrik faturaları konusunda yapılması gerekenlere ve çözümlere ilişkin paylaştığı videoda Kemal Kılıçdaroğlu, çok zor zamanlardan geçildiğini söyledi.

    Aylardır bugünlerin kapıda olduğunu, “Kara Kış Fonu” çağrısında bulunduğunu ve adım adım ne yapılması gerektiğini anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, iktidarın kendisini dinlemediğini ifade etti.

    Alınması gereken acil önlemleri ve çözümleri anlatan Kılıçdaroğlu, “Fon için artık çok geç. Artık hızlıca kan kaybını durduracak önlemler alınmalı. Elektrik faturalarının üzerinde iki çeşit vergi var. Yüzde 5 elektrik ve hava gazı tüketim vergisi, yüzde 18 KDV. Yaza kadar KDV yüzde 1 olarak uygulanırsa vatandaşın her 350 liralık faturasında yaklaşık 50 liralık bir avantajı olacak.” diye konuştu.

    KDV’nin yüzde 1’e indirilmesini isteyen Kılıçdaroğlu Erdoğan’a seslenerek “31 Aralık gecesi bizzat imzaladığın elektrik zammını da geri al. Faturalar 31 Aralık öncesine dönsün. Bu zammı sen yaptın geri almasını da bileceksin. Bu zulümden vazgeç. Bırak insanlar rahat bir nefes alsın.” dedi.

    CHP Lideri, “Erdoğan 31 Aralık’ta imzaladığı zamları geri çekinceye kadar ben, bugünden itibaren gelecek hiçbir elektrik faturamı ödemeyeceğim. Bu da böyle biline” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Otomobil satın almaya imkanı olmayanlar: Türkiye Avrupa ikincisi

    Otomobil satın almaya imkanı olmayanlar: Türkiye Avrupa ikincisi


    Türkiye’de resmi enflasyon yüzde 49’a kadar yükselirken, zamların ardından gelen elektrik ve doğal gaz faturaları tepkilere neden oluyor.

    Halkın fatura tepkilerine sanat dünyasından da destek geldi. Komedyen Cem Yılmaz’ın “Bence hayat pahalılığından yakınmayan biri ya hırsızdır ya deli.” paylaşımı etkileşim rekoru kırıyor.

    Sosyal medyada tartışmaya neden olan konulardan biri de otomobil alım gücü oldu. AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 2020 verilerine göre, Türkiye’de halkın yüzde 35’inin otomobil satın alma imkanı yok. Türkiye, 35 Avrupa ülkesi içinde 2. sırada bulunuyor. Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke Arnavutluk. AB ortalaması ise yüzde 5,8. Bununla birlikte Türkiye’de 1000 kişiye 150 otomobil düşüyor. Türkiye bu alanda Avrupa’da en kötü durumda olan ülke.

    AB’nin resmi istatistik ofisi Eurostat verileri Türkiye ve Avrupa’da halkın otomobil alım gücüyle ilgili bilgiler ortaya koyuyor. 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de 3 kişiden birinin otomobil alma imkanı yok. Türkiye yüzde 35 ile 35 Avrupa ülkesi içinde ikinci sırada yer alıyor. Yüzde 54 ile sadece Arnavutluk Türkiye’den daha kötü durumda.

    Balkan ülkeleri zirvede yer alıyor

    Üst sıralarda Balkan ülkelerinin bulunması dikkat çekiyor. Türkiye’nin ardından üçüncü sırada yüzde 24 ile Romanya geliyor. Bu ülkeyi sırasıyla Sırbistan (yüzde 20), Kuzey Makedonya (yüzde 19), Bulgaristan (yüzde 15) ve Karadağ (yüzde 14) takip ediyor. 27 AB ülkesinin ortalaması ise sadece yüzde 5,8.

    Otomobil almaya imkanı olmayanların oranının en düşük olduğu ülke ise yüzde 2 ile Kıbrıs ve İtalya. Diğer bazı ülkelerde ise bu oran şöyle: Fransa, Polonya, İsveç İngiltere, İsviçre ve Portekiz yüzde 4, Almanya yüzde 5, Hollanda ve Belçika yüzde 6, Yunanistan yüzde 9 ve Macaristan yüzde 12.

    Türkiye’de otomobil almaya imkanı olmayanların oranı düşüyor

    Otomobil almaya imkanı olmayanlar sıralamasında Türkiye Avrupa’da ikinci sırada olmasına rağmen bu oranın giderek düşmesi dikkat çekiyor. Eurostat verilerine göre bu oran 2006 yılında yüzde 61 iken son yıllardaki kademeli düşüşle 2020’de yüzde 35’e kadar geriledi. Otomobil alamayanların oranı 2011 yılında yüzde 57, 2014’te yüzde 48 ve 2017’de yüzde 39’a düştü.

    Avrupa’da kişi başına düşen otomobil sayısı en az Türkiye’de

    Eurostat verilerine göre kişi başına düşen en az otomobil Türkiye’de. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de 1000 kişiye düşen araç sayısı 150. Bu sayı AB ülkelerinde 500’ün üzerinde.

    Zirvede 1000 kişiye 681 otomobilin düştüğü Lüksemburg var. Diğer ülkelerde bu sayı şöyle: İtalya 663, Almanya 574, Norveç 522, Yunanistan 504, Bulgaristan 407, Macaristan 390, Letonya 381, Romanya 357 ve Kuzey Makedonya 205.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası yıllık enflasyon tahmininde ne kadar başarılı?

    Merkez Bankası yıllık enflasyon tahmininde ne kadar başarılı?


    Türkiye’de yıllık enflasyonun ocak ayında yüzde 49’a yükselmesinin ardından gözler 2022’de enflasyonun nasıl bir seyir izleyeceği ve yıl sonunda ne olacağına çevrildi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Haziran 2023 seçimlerine Türkiye’nin tek haneli enflasyonla gireceğini savunuyor. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 23,2. Ancak Merkez Bankası’nın sene başında 2021 enflasyon beklentisi yüzde 9,4 olmasına rağmen TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı neredeyse bunun 4 katı çıktı.

    Merkez Bankası’nın sene başında enflasyon tahmini ile yıl sonunda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı resmi enflasyon oranına bakıldığında bankanın tahminlerinin çoğunluğunda yanıldığı ortaya çıkıyor. Son iki yıldaki enflasyon beklentisi ve gerçekleşme oranı arasındaki fark dikkat çekiyor.

    Buna göre 2021 yılı başında Merkez Bankasının yıllık enflasyon beklentisi yüzde 9,4 olarak açıklandı. Ancak TÜFE yıllık enflasyonun yüzde 36,1 olduğunu duyurdu.

    Gerçekleşen enflasyon tahminin 3,84 katı oldu. Bunda, hükümetin faizi indirmesinin ardından 2021’in son aylarında Türk lirasının döviz karşısında hızla değer kaybetmesinin rolü var.

    2020 yılında ise enflasyon Merkez Bankası beklentisinin 1,78 katı çıktı. Beklenti yüzde 8,2 iken sene sonunda enflasyon yüzde 14,6 oldu.

    2011’den bu yana bakıldığında iki sene enflasyon Merkez Bankası’nın beklentisinden düşük gerçekleşti. Bunlardan birisi 2019; diğeri ise 2012. 2019’da beklenti yüzde 14,6 iken TÜFE artışı yüzde 11,84 oldu.

    2018’de yıllık TÜFE artışı Merkez Bankası’nın beklentisinin 2,57 katı oldu. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik tartışmaların giderek arttığı ve sık sık yönetim değişikliklerinin yaşandığı dönemde tahminlerdeki başarı oranı tartışma konusu.

    Merkez Bankasının 2022 beklentisi 23,2

    Merkez Bankasının 2022 sonu enflasyon beklentisi yüzde 23,2. Ancak ocak ayı enflasyonu yüzde 49 oldu. Elektrik, doğal gaz ve akaryakıt başta olmak üzere birçok alanda ardı ardına gelen zamlar sonrası enflasyonun kaça yükseleceği merakla bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***