Çocuklara söylenen her olumsuz sözün kalıcı bir psikolojik etki yaratacağını söylemek doğru değil. Ancak aşağılayıcı, korkutucu ve değersizleştirici ifadelerin sık sık tekrarlanması, çocuğun kendisi hakkında olumsuz inançlar geliştirmesine zemin hazırlayabiliyor. Özellikle şu cümleler, tekrarlandığında çocukların kendilik algısını olumsuz etkileyebiliyor:
1. “Senden hiçbir şey olmaz”
Çocuğun çabasını ve potansiyelini yok sayan bu ifade, zamanla başarısızlık korkusunu besleyebilir. Sürekli yetersiz olduğu söylenen bir çocuk, ilerleyen yaşlarda yeni şeyler denemekten kaçınabilir veya başarılarını küçümseyebilir. Çünkü başarısız olduğunda duyduğu eleştirinin doğrulandığını düşünebilir.
2. “Sen zaten beceriksizsin”
Bir çocuğun yaptığı hatayı eleştirmekle onu beceriksiz olarak tanımlamak arasında önemli bir fark bulunuyor. “Bu kez olmadı, tekrar deneyebilirsin” demek davranışa odaklanırken, “Sen beceriksizsin” ifadesi çocuğun kişiliğini hedef alıyor. Bu tür etiketler, kişinin yetişkinlikte kendisini sürekli eleştirmesine ve yeterliliğinden şüphe etmesine neden olabilecek olumsuz düşünce kalıplarını güçlendirebilir.
3. “Ağlama, bunda ağlayacak ne var?”
Çocuğun üzüntüsünü küçümseyen bu cümle, duygularını ifade etmenin yanlış olduğu düşüncesini oluşturabilir. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, ilerleyen yaşlarda üzüntüsünü saklamayı, yardım istememeyi veya duygularını bastırmayı tercih edebilir.
Oysa çocuğun duygusunu kabul etmek, her isteğini yerine getirmek anlamına gelmez. “Üzüldüğünü görüyorum, istersen anlatabilirsin” demek, duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olabilir.
4. “Neden kardeşin gibi olamıyorsun?”
Sürekli başka çocuklarla karşılaştırılmak, çocuğun kendisini olduğu haliyle kabul etmekte zorlanmasına yol açabilir. Kardeşiyle, arkadaşıyla veya sınıfındaki başka bir öğrenciyle kıyaslanan çocuk, sevgiyi ve takdiri kazanmak için başkalarından daha başarılı olması gerektiğine inanabilir.
Bu düşünce yetişkinlikte rekabet duygusunu, onaylanma ihtiyacını ve kendini başkalarıyla kıyaslama alışkanlığını besleyebilir.
5. “Senin yüzünden böyle oldu”
Çocuğa yetişkinlerin öfkesi, üzüntüsü veya yaşanan sorunlar için sorumluluk yüklemek, onda gereksiz suçluluk duygusu oluşturabilir. Özellikle aile içinde sık sık suçlanan çocuk, başkalarının mutluluğundan kendisini sorumlu tutmaya başlayabilir.
Yetişkinlikte ise başkalarını kırmamak için sürekli kendi ihtiyaçlarından vazgeçme veya her sorunda kendini suçlama eğilimi ortaya çıkabilir.
6. “Büyütme, abartıyorsun”
Çocuğun yaşadığı korkunun, üzüntünün veya hayal kırıklığının sürekli küçümsenmesi, kendi duygularına güvenmesini zorlaştırabilir. Zamanla “Acaba gerçekten üzülmekte haklı mıyım?” diye düşünmeye başlayabilir.
Bu durum yetişkinlikte kişinin rahatsız olduğu bir davranışı dile getirmekte zorlanmasına, sınır koyamamasına veya yaşadığı olumsuzlukları önemsizleştirmesine neden olabilir.
7. “Bunu yaparsan seni sevmem”
Sevgiyi bir koşula bağlayan ifadeler, çocukta terk edilme ve reddedilme korkusunu güçlendirebilir. Çocuk, hata yaptığında veya yetişkinin beklentilerini karşılamadığında sevgisini kaybedeceğini düşünebilir.
Bu düşünce ilerleyen yaşlarda ilişkilerde aşırı onay arama, hata yapmaktan korkma ve karşısındaki kişiyi memnun etmek için kendinden ödün verme şeklinde görülebilir.

ARAŞTIRMALAR ÇOCUKLUKTA DUYULAN SÖZLER HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?
Bilimsel çalışmalar, çocuklukta maruz kalınan sözlü ve duygusal örselenmenin yetişkinlik dönemindeki ruh sağlığıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.
2006 yılında Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan bir araştırmada, 5 bin 877 kişinin verileri incelendi. Araştırmacılar, çocuklukta ebeveynlerinden sözlü istismara maruz kaldığını bildiren yetişkinlerde kendini eleştirme eğiliminin depresyon ve kaygı belirtileriyle ilişkili olduğunu belirledi. Çalışma, çocuklukta duyulan aşağılayıcı sözlerin kişinin zamanla kendi iç sesine dönüşebileceğine işaret ediyor.
2022 yılında yayımlanan ve 90 araştırmayı değerlendiren sistematik inceleme ve meta-analiz de çocuklukta yaşanan duygusal istismar ve duygusal ihmal ile yetişkinlikte görülen depresyon, kaygı ve farklı psikolojik sorunlar arasında ilişki bulunduğunu ortaya koydu.
1999 yılında Child Abuse & Neglect dergisinde yayımlanan bir başka araştırmada ise 144 çocuk incelendi. Bulgular, ebeveynlerin sözlü saldırganlığının çocukların benlik saygısı ve okul başarılarıyla olumsuz ilişkili olduğunu gösterdi.
Bu çalışmalar, çocuklara söylenen sözlerin önemini ortaya koysa da tek başına belirli bir cümlenin yetişkinlikte mutlaka psikolojik sorun yaratacağını kanıtlamıyor. Çocuğun yaşı, maruz kaldığı davranışın sıklığı, aile ortamı ve destekleyici ilişkiler de etkili.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































