Soma’da meydana gelen maden göçüğünü protesto etmek isterken darp edilerek gözaltına alına gençler, tehdit, hakaret ve ters kelepçeye maruz kaldıklarını söyledi
Manisa’nın Soma ilçesinde bulunan maden işletmesinde 1 Ekim’de meydana gelen göçükte 5 işçi yaşamını yitirdi, iki işçi ise yaralı olarak kurtuldu. Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan işletmenin genel müdürü, yardımcısı, etüt, üretim ve iş sağlığı ve mekanik alandan sorumlu müdürlerinin de aralarında olduğu 9 kişi tutuklandı.
Madencilerin yaşamını yitirmesi ve buna neden olan ihmaller zincirine tepki gösteren yurttaşlar ise sokağa çıktı. İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde ise yaşananları protesto etmek isteyen gençlere polis saldırdı. Çok sayıda genç gözaltına alındı. Gençlerin gözaltında darp edildiği öğrenildi.
‘İşçinin canı, patronun kârı kadar değerli değil’
Eylemde gözaltına alınan ve darp edilen Gençlik Komünleri üyesi Haluk Kerem Tekin ve Gençlik Komiteleri üyesi Melih Türkmen, yaşananları anlattı. Haluk Kerem Tekin, 5 işçinin güvenlik önlemi alınmamasından kaynaklı yaşamını yitirdiğini belirterek, “İşçilerin canı patronların karı kadar değerli değil. Memlekette sürekli böyle şeyler yaşanıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) her gün aşağı yukarı hayatını kaybeden 10 kişi olduğunu paylaşıyor. Artık akıl almaz bir hal almış durumda” dedi.
‘Erkek polisler kadın arkadaşlarımıza şiddet uyguladı’
İşçi katliamlarını protesto etmek için eylem yaptıklarını ve gözaltına alındıklarını söyleyen Haluk Kerem Tekin, “İşkence ile gözaltına alındık. Yere yatırıldım. O sırada gözlüğüm düştü, kırıldı. İki arkadaşımıza, özellikle bir tane sivil polisin göz göre göre ısrarla yumruk attığı da zaten kayıt altına geçti. Her gözaltında olduğu gibi yine aynı uygulamalar ile karşılaştık. Tehditler, hakaretler ve ters kelepçelenme. Akşam 20.00’dan gece yarısına kadar ters kelepçe ile gözaltı aracında bekletildik. Biz otobüsteyken uzun namlulu silahla bekleyen polisler vardı, bağırıyorlardı. Kadın arkadaşlara zorla ters kelepçe takmaya çalıştılar, erkek polisler kadın arkadaşlarımıza şiddet uyguladı” diye belirtti.
‘Soma’daki maden kazaları ya da iş cinayetleri münferit olaylar değil’
Yaşanan katliamların münferit olaylar olmadığını vurgulayan Melih Türkmen ise “Soma koca bir maden havzası ve madenci emekçilerin çalıştığı koca bir yer. Buradaki maden kazaları ya da iş cinayetleri münferit olaylar değil. 2014’te 301 maden işçisinin katledildiği Soma Katliamı da münferit olay değil. Ülkedeki herhangi bir iş cinayeti de münferit değil. Zonguldak’taki kaçak bir madende 2 sene önce Afgan göçmen Mohammad Nourtani madendeki iş cinayeti öldürülüp, yakılmıştı. Bunlar Türkiye genelindeki iş cinayetleri, sürekli gerçekleşen, her gün olan. İSİG Meclisi, eylül ayında 226 işçi hayatını kaybettiğini paylaştı. 9 ayın toplamında 2026 yılı için 1700’lerde işçi ölümlerinin yaşandığı bir durumdan bahsediyoruz” diye konuştu.
‘Ailenin en büyük düşmanı holdingler’
Eylemlerini yaşananları teşhir etmek için yaptıklarını dile getiren Melih Türkmen, “Bu eyleme de ‘Holdingler iktidarken ailem güvende değil’ şiarıyla çıktık. Bunun sebebi bütün bir hakimiyeti eline alan holdingci güçlerden bahsediyoruz ve hakimiyet onların iken kimse güvende değil. Ailelerin çocukları MESEM’lerde, yurtlarda ölüyor, okullarında katlediliyor. Anne babası çalıştığı atölyelerde yanarak ölüyor, babası madende göçük altında kalıyor. Bambaşka yerlerde yaşanan binlerce iş cinayeti var” ifadelerini kullandı.
‘Gözaltında arkadaşımızın parmağı kırıldı’
Gözaltı sürecine şiddetle karşı karşıya kaldıklarının altını çizen Melih Türkmen, “Yürüyüş esnasında bir noktadan sonra sivil polisler ihtarsız bir şekilde eyleme müdahale etti. Normalde ‘2911 Kanununa muhalefet’ için belli şartların sağlanması gerekiyor ama onlar sağlamadı. Ağır şiddete maruz kaldık, bir arkadaşımızın parmağı kırıldı, parmağı alçıya alındı. Ayrıca gözaltında iken götürüldüğümüz hastanelerdeki doktorlar yeminlerini tekrar hatırlamalıdır, onlarda kayıt almadı” dedi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































