Tutsak gazeteci Ahmet Polad’ın babası Adil Aslan, oğlunun birçok hastalığının bulunmasına rağmen tedavi edilmediğini belirterek, ‘Kendi pansumanını yapıyor, yaraları iltihap kapıyor’ dedi
18 Ocak’ta Reqa’da HTŞ tarafından kaçırılan ve Halep, İdlib ve Şam’daki hapishanelerde tutulan Ahmet Polad (Mehmet Nizam Aslan), Türkiye’ye verildikten sonra 9 Eylül’de tutuklandı. İstanbul Silivri’de bulunan Marmara Cezaevi’ne konulan Ahmet Polad’ın, birçok hastalığı bulunmasına rağmen hastaneye sevkinin gerçekleştirilmediği belirtildi.
6 Ekim’de oğlu Ahmet Polad ile görüşen Adil Aslan, oğlunun durumunun kötüleştiğini söyledi. Suriye’de oğlu Ahmet Polad’ın kaçırıldığını ve uzun süre ondan haber alamadıklarını belirten baba Aslan, “11 Nisan Suriye’de bir grup esir serbest bırakıldı. Esirlerden birisi Mehmet’i cezaevinde gördüklerin söyledi. Mehmet’in, tutsak ve yaralı olduğuna dair bize haber geldi. Ben çocuğum sağ mı, değil mi günlerce öğrenemedim. Ben de hiç umudumu kaybetmeden oğlumu aramaya devam ettim. 30 Nisan Mehmet’in HTŞ’nin elinde olduğu iddiası ortaya çıktı. Şam’da bir avukat ile görüşerek İstanbul Suriye Konsolosluğunda bir vekaletname verdim. Ama vekaletlere de HTŞ tarafından el konuldu. Ardından bir kez daha ellerinde olduğunu inkar ettiler. İkinci defa reddettiler. Biz de ailesi olarak katledildiği ihtimaline daha çok düşünmeye başladık, çok zor günlerdi. Geceleri annesi ve ben hiç uyumazdık. 8 Eylül’de ise Mehmet’in elleri gözü bağlı bir şekilde İdlib’e getirilip Türkiye MİT’ine teslim ettiği öğrendik. Oğlum MİT’in elinde iki gün boyunca kafasında çuvalla beklemiş. Daha sonra Ankara Emniyeti’ne götürmüşler” ifadelerini kullandı.
İstanbul Emniyeti’nden kendisini 11 Eylül’de aradıklarını ve “Oğlunuz elimizde terörle mücadele şubesindedir” dediğini aktaran baba Aslan, “Ben gelip oğlumu görmek istediğimi söylediğimde ise ‘hayır’ dediler. Adliyeye sevk edildikten sonra görebileceğimi söylediler” diye konuştu.
‘8 ay boyunca benim oğlum işkence ile gözaltında tutuldu’
Oğlunun dosyasında gizlilik kararın olduğunu ifade eden baba Aslan, “Hala niçin yargılandığını bilmiyoruz. Haber takibi yapmak için gittiği yerde alıkonuldu. Haber takip ettiği esnada elinde sadece kamerası vardı. Alıkonulduğu hücrede de sadece siviller vardı. Onların hiçbir suçu yoktu. O sivillere tutuldukları hücrelerde ne oldu neredeler bilmiyoruz. Ellerinde binlerce insan olduğunu biliyoruz. Gazetecilik yapmak hiçbir zaman suç değildir. Bu insanlar iki sene öncesine kadar ‘teröristlerdi’, şimdi sözde bir devlet kurdular. İnsanlara zulüm ve katliam yapıyorlar. Alevileri, Dürzileri basından görüyoruz, katlediyorlar. Bu zihniyet 8 ay boyunca benim oğlumu işkence ile gözaltında tuttu. Fizik ve psikolojik işkenceler yapıldı. Bunların hepsi insanlık suçudur. Biz bunun kabul etmiyoruz. Kimsenin bunu kabul etmemesi lazım herkesin ses çıkarması gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘Tedaviye götürülmüyor’
Kamuoyuna ve hak savunucularına çağrı yapan baba Aslan, şunları dile getirdi:
“Bütün insanlığa çağrımdır, bu zulme dur desinler. Bizimle aynı durumda olan çok sayıda insan var. Marmara Cezaevi’ne 6 Ekim’de oğlumu görmeye gittim. Biz üzülmeyelim diye sağlık durumunun iyi olduğunu söylüyor. Kalçasında hala şarapnel parçaları var. Aylarca susuz açlık grevi yaptı, sağlığı yerinde değil. Ayrıca uyuz hastalığı da var. Mehmet bu hastalıklarının hiçbiri için hastaneye tedaviye götürülmedi. Bu açık görüşte yaralarını ona sorduğumda kendi kendine pansuman ettiğini söyledi. Yaraları bu yüzden iltihap kapıyor.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































