Sürece ilişkin konuşan Karadenizli sanatçılar İsmail Hakkı Demircioğlu ve Fuat Saka, sanatçıların toplumsal barışı savunma ve bu doğrultuda eserler üretme konusunda kritik bir sorumluluğu bulunduğunu vurguladılar
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin ANF’den Ali Barış Kurt’a konuşan Karadenizli sanatçılar İsmail Hakkı Demircioğlu ile Fuat Saka, sanatçı kimliğinin barışı savunmayı zorunlu kıldığını dile getirdi.
Barış istemenin ve savunmanın hiçbir sakıncası olmadığını belirten Fuat Saka, bu coğrafyada yaşayan herkesin kardeş olduğunu ve geçmişin acılarına artık son verilmesi gerektiğini ifade etti. Demokratik bir toplumun inşası için daha güçlü adımlar atılmasının önemine dikkat çeken Fuat Saka, şu açıklamayı yaptı:
Bu sorumluluk hepimizin
“Ülkeyi yönetmeye çalışanların her konuda olduğu gibi, bu konuda da daha hassas davranması gerektiğine inanıyorum. Umarım bu topraklarda dostluk ve kardeşliğin pekişmesi, omuz omuza vereceğimiz günlerin gelmesi uzakta değildir. Burada siyasilere büyük görev düşüyor. Bu sorumluluk önce onların, sonra hepimizin.
Sanatın işlevi
Sanatın en temel işlevlerinden biri ön yargıları kırmak, o yüzden sanatın birleştirici bir unsur olduğunu düşünüyorum. Niyet pozitif olduğu sürece bu güç ortaya çıkar. Tabii ki sanatçılar aktif bir biçimde katkı sunabilir bu eyleme. Kardeşliği, dostluğu, dayanışmayı, barışı konu edinen filmler, müzikler yapılmalı. Yapılıyor da ama yeterli oluyor mu? Bence olmuyor, daha fazla emek vermemiz gerekiyor bu konuyla ilgili. Sesimizi daha güçlü duyurabilmek de görevlerimizden bir tanesi olmalıdır.
Nasıl bir özgürlük
İnsanlar kendilerini ana dillerinde ifade edebilmeliler tabii ki, her alanda. Bundan daha doğal bir şey yok. ‘Özgürlük’ denildiğinde akla gelen soru: Nasıl bir özgürlük? Bunun cevabını sistemde arayıp aksaklıkları bulup düzeltmek gerekir. Tabii ki burada samimi olunması önemlidir; düzenlemeyi yapacak kurumlar titiz olmalıdırlar.”
İsmail Hakkı Demircioğlu: Türküler ilaç gibidir
Ezgiler ve deyişlerin asırlardır bu topraklarda savaşların, göçlerin ve acıların ardından bir nevi toplumsal hafıza ve şifa işlevi gördüğünü düşünen İsmail Hakkı Demircioğlu, şunları söyledi:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıyla tamamlanması halinde hem Kürtçenin hem de sanatın daha özgür olacağını düşünüyorum. Müzisyenler daha rahat konserler yapabilecekler. Kürtçe de öyle. Beklerdim ki Aşık Veysel gibi, Muharrem Ertaş gibi toplumun sorunlarını Kürtçe çalıp söyleyen ozanlar olsaydı. Aynı düşüncemi kemençe için de söyleyebilirim. Halklar olarak başka türlü yaşıyoruz, yönetenler başka türlü düşünüyorlar maalesef.
Toplumsal hafıza olarak türküler
Türkülerin böyle bir özelliği var; türküler ilaç gibidir. Hem teşhis koyar hem de tedavi eder. Anlayan için bir sığınaktır. ‘Türkülerin gücü silahlardan üstündür’ diye bir söz var. Onun için yönetimler türkülerden korkarlar. Pir Sultan, Dadaloğlu, Nesimi, Ruhi Su; hepsi iktidarlar tarafından susturulmak istenmiştir. Sanayi toplumunda bugün ilgisi azalsa da başka biçimlerde yoluna devam edecektir. Türkü her derde devadır.
Ekonomik koşullar ve sanat
Ekonomik krizin ve mevcut koşulların halkı sanatsal faaliyetlerden uzaklaştırdığına da dikkat çekmek isterim. İnsanlar umutsuz ve heyecansız hale getirildi. Ağır ekonomik koşullar nedeniyle halk, etkinliklere gelemiyor. Halkı sanatsal faaliyetlerden kopardılar. Bu tabloyu aşamazsak işimiz çok zor olacak.”
Demokratikleşme ve vicdan vurgusu
Siyasilere yönelik soruları da yanıtlayan İsmail Hakkı Demircioğlu, hukukun çalışmadığını ve demokratikleşmenin hayati önem taşıdığını belirtti. İsmail Hakkı Demircioğlu, siyasilerden ziyade halkın yaşananları anlamasının ve toplumsal vicdanın güçlenmesinin çok daha önemli olduğunu sözlerine ekledi.
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































