Hollanda’da Lahey Bölge Mahkemesi, Gülen Hareketi ile bağlantıları nedeniyle Türkiye’ye dönmeleri halinde yeniden baskı ve kovuşturmayla karşılaşacaklarını belirten Türk çiftin iltica başvurusunun reddedilmesine ilişkin kararı iptal etti.
Mahkemenin Amsterdam’daki oturumunda görülen davada 3 Eylül 2026’da verilen kararla, çiftin mülteci statüsünde uluslararası korumadan yararlanması gerektiğine hükmedildi.
1996 doğumlu Türk vatandaşı çift, 2023 yılında Türkiye’den ayrılarak Hollanda’ya gitti.
Kadın başvurucu hakkında Türkiye’de 2020 yılında Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle ceza davası açılmış, yargılama 2023 yılında beraatle sonuçlanmıştı.
Erkek başvurucu ise Ocak 2023’te polis tarafından gizli tanık olmaya çağrıldığını, bunu reddetmesinin ardından Gülen Hareketi geçmişinin güvenlik birimlerince bilindiğinin kendisine söylendiğini ve tutuklanabileceği yönünde uyarıldığını anlattı. Çift aynı yılın nisan ayında Türkiye’den ayrıldı.
İLTİCA ANLATIMLARI İNANDIRICI BULUNDU
Solidarity With OTHERS’ın aktardığına göre, Hollanda makamları çiftin kimlikleri, geçmişleri ve Gülen Hareketi ile bağlantıları konusundaki anlatımlarını inandırıcı buldu. Buna karşın iltica talepleri, Türkiye’ye dönmeleri halinde halen somut bir zulüm tehdidiyle karşılaşacaklarının yeterince ortaya konulamadığı gerekçesiyle Ağustos 2025’te reddedildi.
Ret kararında kadın başvurucunun beraat etmiş olması ve çift hakkında devam eden bir ceza soruşturması ya da yakalama kararı bulunduğunun ortaya konulmaması dikkate alındı.
Lahey Bölge Mahkemesi ise bu değerlendirmeye katılmadı.
“BERAAT YENİDEN KOVUŞTURMA RİSKİNİ ORTADAN KALDIRMIYOR”
Mahkemenin değerlendirmesinde kadın başvurucunun geçmişte siyasi görüşü nedeniyle kovuşturmaya uğramış olmasının, gelecekteki risk değerlendirmesinde önemli bir gösterge olduğu belirtildi.
Kararda, Türkiye’deki beraatin delil yetersizliği nedeniyle verildiğine dikkat çekilerek bunun yetkililerin kişiye yönelik ilgisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmediği ifade edildi.
Mahkeme, dosyadaki ülke raporlarına dayanarak Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu düşünülen kişiler hakkında beraat, takipsizlik veya tahliye kararlarından sonra da yeni soruşturmalar açılabildiğini değerlendirdi.
Bu nedenle mahkeme, yalnızca daha önce beraat edilmiş olmasının gelecekteki zulüm riskini ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı sonucuna vardı.
CEZAEVİNDEKİLERİN AİLELERİNE YARDIM ETMELERİ DE DOSYADA
Mahkemenin risk değerlendirmesinde çiftin Türkiye’de cezaevinde bulunan Gülen Hareketi mensupları ile ailelerine yardım etmiş olması da önemli bir unsur olarak yer aldı.
Kararda incelenen ülke raporlarına göre Türk makamlarının son yıllarda yalnızca hareketle doğrudan bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilere değil, tutuklu veya hükümlülere ve ailelerine maddi ya da başka şekillerde destek veren kişilere yönelik de soruşturmalar yürüttüğü belirtildi.
Bu tür faaliyetlerin bazı soruşturmalarda Gülen Hareketi’nin “yeniden yapılanması” kapsamında değerlendirildiğine dikkat çekildi.
Mahkemenin başvurduğu kaynaklar arasında Prof. Johan Vande Lanotte tarafından hazırlanan ve bu tür “yeniden yapılanma” soruşturmalarını ele alan çalışma da yer aldı.
AİLE BAĞLARI DA RİSK UNSURU SAYILDI
Erkek başvurucunun aile ilişkileri de mahkemenin değerlendirmesine girdi.
Mahkeme, erkeğin Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerin hem eşi hem de kardeşi olduğuna işaret etti. Dosyada incelenen ülke raporlarında, hareketle bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin eşleri, çocukları ve kardeşlerinin de zaman zaman ceza soruşturmalarıyla karşılaşabildiği bilgisine yer verildi.
Mahkeme ayrıca erkek başvurucunun daha önce polis tarafından gizli tanık olmaya çağrılmasını ve bunu reddettiğinde tutuklanabileceği yönünde uyarılmasını, Türk makamlarının kendisine yönelik ilgisinin bulunduğuna ilişkin kişisel bir risk unsuru olarak değerlendirdi.
HOLLANDA’DAKİ FAALİYETLERİ DE DİKKATE ALINDI
Çiftin Türkiye’den ayrıldıktan sonra Hollanda’da sürdürdüğü faaliyetler de kararda yer aldı.
İki başvurucunun da Hollanda’da Gülen Hareketi ile bağlantılı görülen Prizma adlı kuruluşun faaliyetlerine katıldığı belirtildi.
Mahkeme, dosyadaki ülke bilgilerine dayanarak Türk makamlarının Gülen Hareketi’ne yönelik takibinin Türkiye sınırlarıyla sınırlı olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Hollanda’da hareketle bağlantılı kuruluşlardaki faaliyetlerin de çiftin kişisel risk profilini artırdığı sonucuna varıldı.
MAHKEME: GERİ DÖNÜŞTE ZULÜM RİSKİ VAR
Lahey Bölge Mahkemesi, geçmişteki ceza soruşturması, erkeğin polis tarafından gizli tanıklığa zorlandığı yönündeki beyanı, cezaevindeki kişilerin ailelerine verilen destek, aile bağları ve Hollanda’daki faaliyetleri birlikte değerlendirdi.
Mahkeme, bütün bu koşullar dikkate alındığında çiftin Türkiye’ye dönmesi halinde yeniden kovuşturma veya başka türden ciddi baskıyla karşılaşmasının makul ölçüde olası olduğu sonucuna vardı.
Bu nedenle çiftin Türkiye’ye dönüş halinde “haklı nedene dayanan zulüm korkusu” taşıdığına hükmedildi.
HÜKÜMETİN RET KARARI İPTAL EDİLDİ
Mahkeme, çiftin iltica başvurularının reddedildiği 20 Ağustos 2025 tarihli kararları iptal etti.
Dosyaları Hollanda İltica ve Göç Bakanı’na geri gönderen mahkeme, yeni ve objektif bir olgu ya da hukuki durum ortaya çıkmadığı sürece başvuruculara mülteci statüsünde uluslararası koruma ve buna bağlı oturma izni verilmesini istedi.
Mahkeme ayrıca hükümetin çiftin 2 bin 335 euroluk yargılama giderini karşılamasına karar verdi.
Karara karşı Hollanda Danıştayı’nın İdari Yargı Dairesi’ne temyiz başvurusu yapılabilecek.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/09/Turkiyede-beraat-etmisti-Hollanda-mahkemesi-multeci-statusu-verilmesine-hukmetti-360x180.jpg)




























![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/09/Turkiyede-beraat-etmisti-Hollanda-mahkemesi-multeci-statusu-verilmesine-hukmetti-700x375.jpg)






