90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.
Dünyamız biraz daha yoksullaştı, yalnızlaştı.
O, felsefenin, eğitimin, insan haklarının, vicdanın kraliçesiydi. Etik kavramını güncel hayatımıza yerleştirmek için eşsiz çaba gösterdi.
Felsefeyi teorilerle değil, felsefeciler arasında tartışılan bir alan olarak değil, insanın var olmasına hizmet eden bir rehber olarak ele aldı. Tepelerdeki anıtsal fildişi kulesinden indirip hayata soktu.
Felsefe disipliniyle edebiyat, sanat arasında köprüler kurdu; aradaki duvarları yıktı.
Bu söylediklerimi sadece üniversitelerde kurduğu felsefe bölümlerinde (Hacettepe, Maltepe ve Koç üniversitelerindeki) görevleri nedeniyle; Türkiye Felsefe Derneği, Uluslararası Felsefe Federasyonu, Paris, Viyana uluslararası felsefe enstitüleri, daha nice STK’deki konumu nedeniyle değil, insan olduğu için yaptı.
Çağımızın Antigone’siydi. (Bu tanımlama bana ait değil. Yazar arkadaşım Sertaç Çelik’in tanımlaması. Çok sevdim. Ödünç aldım. Teşekkürler Sertaç.)
İNSANA VERİLEN DEĞER
Akademisyendi, öğretmendi ancak yazdığı tüm kitapları, verdiği dersleri, yetiştirdiği öğrencileri, gerçekleştirdiği başarıları, sadece bir akademisyen olduğundan değil, güncel yaşantımıza yerleştirmek için yaptı. O nedenle bunca çok insana dokunabildi.
İnsanı, insan olmayı, insan onurunu, insan emeğini ve insanın yarattığı değerleri savunmak, yüceltmek, hayata geçirmek için yaptı. Ona göre insan, değer ürettiği için değerliydi.
İnsan olmaya verdiği önem sonsuzdu. Okullarımızda felsefe öğretirsek, sanat ve etik öğretirsek 20 yıl sonra farklı bir Türkiye’ye, hatta ahlaklı bir Türkiye’ye kavuşacağımızı savunurdu. Ne de olsa bu ülkenin insanıydı; Varlık Vergisi rezilliğini biliyordu, 6-7 Eylül faciasına ve Hrant Dink’in öldürülüş sürecine tanıklık etmişti. Ve bu acıların utancını ve yüklerini omuzlarında taşıyordu.
Hatta ilkokuldan başlayarak çocuklara “insanlaşma eğitimi” verilmesini istiyordu. Ona göre insan onurunun korunması her türlü düşünce ve eylemin temel amacı olmalıydı.
DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETTİ
İoanna Kuçuradi, onun derslerine girmemiş olanlara bile çok şey öğretti. Sözleri elden ele, yürekten yüreğe dolaşırdı. Ve biz ölümlü insanlar onun aracılığıyla düşünmenin, sorgulamanın ne müthiş bir erdem olduğunu kavrardık.
Günümüzde yaşamakta olduğumuz hukuksuzluğun, ahlaksızlık olduğunu vurgulardı. “Düşünceye düşünceyle karşı çıkılır, cezayla değil” demesini, belki her ama her konuşmamda tekrarlardım.
İyiliğin, çıkar için karşılık beklenerek yapılmayacağını, insan olduğumuz için yapılacağını savunandı. Sevmediğiniz, karşı olduğunuz insanların da insan haklarını savunmalısınız, diye haykırandı.
Bütün fikirlere saygıya “HAYIR” diyendi. “Fikirler saygı konusu değildir, insanlar saygı konusudur. Fikirler değerlendirme konusudur” derdi.
ÇAĞDAŞI OLMAK
İoanna Kuçuradi hiçbir okulda benim “hocam” olmadı. Ama ondan her okuduğum satırda, her buluşmamızda çok şey öğrendim.
Çağdaşı olmak, aynı ortamları paylaşmak benim için mutluluktu, onurdu. Bilgelikle zarafeti böylesi buluşturan; düşüncesini, ilkelerini bunca masumiyet ve yalınlıkla sunan bir başka bilim insanı tanımadım.
İlk buluşmamız 70’li yıllardaydı. Sanat Dergisi’nde ne zaman ihtiyaç duysak, bizleri aydınlatır, yol gösterirdi. Onunla biz dergi ekibini bir araya getiren, onun ünlü öğrencilerinden, bizim daimi yazarlarımızdan Füsun Akatlı’ydı.
İnsanlığa, vicdana, insan haklarına, her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu dönemde, 12 Eylül faşist darbesinden sonra daha sık buluşur olduk. Onu yakından tanıdıkça alçakgönüllülüğüne hayran kalmamak, onu dinlerken söylediklerini içselleştirmemek imkânsızdı.
Kuçuradi aynı zamanda PEN Yazarlar Derneği’mizin onur üyesiydi. Arkadaşlarım beni ite kaka derneğimize başkan yaptıklarında beni ilk tebrik edenlerdendi. Sayısız STK’nin buluşmalarında bir araya her geldiğimizde ona doyamazdım.
En son 12 Ocak 2024’teydi. Maltepe Belediyesi, “İstasyon Dergisi” 20 kişiye “Cumhuriyetin Aydınlık Yüzü Ödülü” veriyordu. İoanna Kuçuradi’den Sunay Akın’a, çeşitli disiplinlerden insana. 20 kişi arasında ben de vardım. Ben, ödülümü Ekrem İmamoğlu’ndan alırken “20 kişi değiliz, yalnız değiliz. Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl ve bilim yolundan ilerleyen, seçimini doğru yapan, geriye değil, ileri bakan her Türkiye vatandaşı Cumhuriyetin aydınlık yüzüdür. Bu ödülü ülkemin tüm aydınlık yüzleri için alıyorum” dedim.
Hocaların hocası bu sözlerden sonra beni sımsıkı kucaklayıp iki yanağımdan öptü. Bana son armağanıydı.
Sevgili İoanna Kuçuradi, bize verdiğin ışığı hiç ama hiç söndürmeyeceğiz.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































