Cezaevinde yaşamını yitiren hasta tutsak Sıtkı Pektaş’ın kendisine gönderdiği radyonun hikayesini anlatan Aygül Kapçak, ‘Yıllarca gözüm gibi sakladım. Bir maneviyat, bir yaşam oluşturduk. O radyodan çıkan herhangi bir türkü, artık herhangi bir türkü değildi’ dedi
Tutsaklar bulundukları cezaevlerinde bütün imkansızlıklara rağmen üretimin içinde yerini alıyor. Birçok sanat faaliyetinde bulunan tutsaklara zaman zaman kitap, gazete, radyo, müzik aleti hatta kendi yazdıkları kitaplar dahi verilmezken, buna karşı da büyük bir direniş veriliyor.
Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nden 32 yılın ardından 10 Haziran 2026’da tahliye edilen Aygül Kapçak, cezaevlerindeki sanata ve üretime yönelik engellemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aygül Kapçak, Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevindeyken yaşamını yitiren hasta tutsak Sıtkı Pektaş’ın pandemi sürecinde zorlu koşullarda kendisine gönderdiği radyonun hikayesini ve hapishanelerdeki baskı politikalarına rağmen kurulan bağlara dikkat çekti.
‘Kadınların iradesi eril zihniyeti rahatsız ediyordu’
Cezaevlerinde yaşamı yeniden örmenin zor ancak imkansız olmadığını anlatan Aygül Kapçak, şunları anlattı:
“Bir yasa çıkarılacaksa bizim yaşama dair herhangi bir şeyi değerlendirip onu görünür kılıp kılmadığımıza göre oluşturuluyordu. Örneğin su şişeleri kullanıldıktan sonra verilir. Cezaevi mevzuatında şişeyle alakalı herhangi bir madde veya mevzuat yok. Ama o su şişesini şekillendirip yaşamdan bir parça haline dönüştürmüşsek orada hemen bir mevzuat çıkarıyor. ‘Cezaevi genelgesine göre su şişesi 3 günde toplanır, daha farklı bir şekilde kullanılmaz’ derlerdi. Özellikle kadının bu anlamda kendisini görünür kılması, ifade etmesi; özelde de siyasi tutasak kadınların, Kürt kadınlarının, PKK’li kadınların bu anlamda bir görünürlük ve irade ortaya koyması o eril zihniyet için çok rahatsız ediciydi.”
‘Radyo yasaklanmıştı’
Pandemi sürecindeki yasaklamalar ve artan keyfi hukuksuzluklara işaret eden Aygül Kapçak, Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Sıtkı Pektaş’ın kendisine gönderdiği radyoyu anlattı:
“Radyonun bizim için içeride ne anlam taşıdığını idareler de çok iyi biliyorlardı. İlk dönemler bizim frekansları çeken radyolarımız vardı. Ama 2017-2018’den sonra buna da yasak getirildi. ‘Normal FM radyoları dinleyebilirsiniz’ denildi. Dengê Mezopotamya frekansını çeken radyoların hepsi toplatıldı. Cezaevi yönetimi bize başka hapishanelerde de radyo olmadığı bilgisini dayatıyordu ancak biz olduğunu biliyorduk. Sonra, ‘Başka cezaevlerinden isteyin varsa size göndersinler’ dediler. Ben de hemen Sıtkı hevale bir mektup yazdım. Ona burada siyasi tutsaklara radyo satmadıklarını bize bir radyo gönderip gönderemeyeceğini sordum. Sıtkı hevalin böyle zorlu bir dönemde yaptığı ilk şey radyoyu alıp hemen göndermek olmuştu. Sonrasında faksında da ‘Kutusuna, ambalajına bile bakmadım. Umarım sağlam bir radyo gelmiştir, bir arızası yoktur. Hemen alıp sana gönderdim’ diye yazmıştı. Bir yandan da bu radyonun cezaevine gelmesi emsal karar haline gelmişti artık. Ondan sonra cezaevi kantinine benzer tarzda FM bantlı radyolar getirildi. Ama onların bize karşı bu yaklaşımı, radyoyu vermeme noktasındaki yasaklamaları şunu gösteriyor; Biz bu alanda bir varlık oluşturmuşuz.”
‘En zor koşullarda yoldaşlığı sürdürdük’
Önemsiz gibi görünen bir alanı bile kendi yaşam alanlarına çevirebildiklerini kaydeden Aygül Kapçak, şunları anlattı:
“Sıtkı heval bu radyoyu gönderdikten 5 ay sonra, 10 Kasım 2020’de Tekirdağ Cezaevinde hastalıktan dolayı şehit düştü. Tahliyesine 2 yıl kalmıştı; 28 yıldır cezaevindeydi. Eğer şehit düşmeseydi 30 yıllık arkadaşlardan ilk tahliye olan arkadaş olacaktı. Kendisinin kan yıkımı hastalığı vardı. Yıllarca gözüm gibi sakladım. Bir maneviyat, bir yaşam oluşturduk. O radyodan çıkan herhangi bir türkü, artık herhangi bir türkü değildi. Onun bakış açısıyla, değeriyle bir yaklaşım gösterdik. Yoldaşlığı en zor ve kısıtlı koşullarda, hiç olmayacak bir anda bir imkanla sürdürmekti mevzu. Gerçekten böyle bir yaşam bize ait, bize dair. Direnişin ve mücadelenin olduğu bir yerde böyle bir anlam çıkar ortaya. Onunla da var ettik, onunla da güzelleştirdik.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































